1. YAZARLAR

  2. Mustafa ÖZYURT

  3. DÜNYALIK MURAD
Mustafa ÖZYURT

Mustafa ÖZYURT

mustafa özyurt
Yazarın Tüm Yazıları >

DÜNYALIK MURAD

A+A-

Muhterem okuyucu, İnsanoğlu neyi, ne zaman, ne için murat edeceğini bilmeli. Bunun içinde kelamı ilahiye başvurmalı. Dünyalık murat etmeyi, niyeti, kalbin meyyalliğini, emel-i, o büyük İslam âlimi Hadimi k.s. şöyle anlatmaya devam ediyor;
Yüce Rabbimiz: “Kim ameliyle dünya nimetlerini murat ederse, biz ona dünyalıktan bazılarını veririz. Ve ahirette onun için nasibi olmaz” buyurmuştur. (Şura s.a.20)
Yani kim, ameliyle dünyayı talep ederse ona Mevla istediklerinin bazılarını verecek. Ama o kimsenin ahiret de nasibi kalmadığını haber vermektedir. Çünkü nasibi için o, dünyada acele etti. Burada tenbih vardır. Kulun her muradını vermeyeceğine tenbihtir. Çünkü o, ahiret ameli ile Allah Tealadan dünyayı talep etmiştir.
Münasip olan, dünyayı ahirete değişmemek. Meşru ölçüler dâhilinde dünyalığı ve emir edilen şekli ile ahireti için nasip murat etmektir. (berika c.1.s.421)
NİYET
Her nevi ibadette, hangi ibadetse ona niyet şarttır. Bedeni olsun, mali olsun, mürekkebi olsun.
Nitekim hadisi şerif de Sallallahü aleyhi vesellem: “Ameller ancak niyetlere bağlıdır” buyurmuştur. Niyet bir kasıttır. Kalbin azimetidir. Savap olan (doğru) kalbin fiilin icadı ve terkine teveccühüdür yönelmesidir. (berika c.1.s.523)
KALBİN MEYYALLIĞI
İbni Arabî r.a. demiştir ki: Kalpler her bir şeye yani bir yerden bir yere, bir şeyden diğer bir şeye meyyaldir. Hazır olsun, gaib olsun, muhal olsun, yani olmayacak şeyler olsun, hakkan caiz olsun yahut aklen batıl olsun yahut mahayyeli olsun, yani hayali olsun kalp illaki bir şeye meyyaldir. Allah için hikmeti baliğa vardır. Hucceti galibe vardır.
Niyet, amelle Allah Tealaya takarrubi iradtır. Yani Allaha yaklaşmayı murattır. Ve amelin hakikatı, kalbi niyetin lisanın tekbirine mukareneti yani yakınlığı gibidir. İrad da mana, lisanın mücerred teleffuzundan ihtiraz etmektir.(berika c.1.s.526)
EMEL
Her Müslümanın bu kelime üzerinde ehemmiyetle durmasını tavsıye ederiz. Zira bu en büyük afettir. Bunun geniş izahını Hadimi k.s. nun kaleminden okuyalım:
Emel, kalbin afetlerinin onuncusudur. Bir şey yapılacağında İNŞALLAH demelidir. Bu emel de maksat, dünya hayatı üzerinde yaşarken, bir iş yapacağında İNŞAALLAH demeden yaparım, ederim vs. gibi, bunlar emeldir. Kalbin afetlerindendir. Çünkü onun izni olmadan yerinden kıpırdanamazsın. İnşallah’ın manası: Alahımızın isteğine bırakmak, onun izni olursa, o isterse gibi.
Mabedi Cehni demiştir ki: Evet, kalbin maslahatı ölümü hatırlamaktır. Ölümü zikir hatırlama fuzuli emeli tard eder ( kovar uzaklaştırır). Tuğyan ve kalb arasını tahvil eder ( çevirir). Hukema buyurdular ki; Ölümü hatırlayan, arzu ve maksadı unutturur.
Teyemmi de buyurmuştur ki; Benden iki şey kesti. Biri ölüm diğeri ölümü hatırlamaktır. Ömer ibni Abdü’l-Aziz r.a. de: Fukarayı toplar, onlara hemen ölümü hatırlatır. Kıyameti hatırlatır. Dinleyenlerin hepsi birden ağlaşırlardı akıbinden. Hatta aralarında ölüm ve kıyameti zikirden (hatırlamaktan) cenaze bile olurdu.
Sevri r.a. Ölüm zikredildiği zaman günler geçer onunla faydalanamazdı. Yani ölümü hatırlayınca günlerce iş göremezdi. Öyle hal alırdı ki, kendisine bir şey sorulsa, bilmiyorum bilmiyorum derdi.
Lüffef (r.a.) da buyurmuştur ki; Ölümü kim çok hatırlarsa üç şey ile ikram olunur. Tevbe de acelecilikle, kalbi kanaat ve ibadet lezzetiyle ve sevinç ile ikram olunur.
Kim ölümü unutursa üç şeyle ıkap ( azar ceza) olunur. Tevbeyi terk, kifayetle razı olmayı terk ve ibadette tembellikle.
Hal böyle olunca, Ey! Mağrur, ölümü, onun sekeratını ( sarhoşluğunu), acısını ve suubetini ( zorluğunu, güçlüğünü) tefekkür et. Kalplerin korkusu, feryadı, gözlerin ağlaması, cemaatin ayrılması ölümünü anlamaya kâfidir.
Hz. Peyğamberimiz s.a.v. “Hayvanların, ölümden olan şeyi bildiklerini siz bilmiş olsaydınız onların yağından yemezdiniz” buyurmuşlardır.
Kısaca emel mevzuna temas edelim: Emel’in mefasidi (bozduğu) ve mühlikat (helak ettikleri) gaileleri üçtür.
1.Tenbellik. Yani gücü yettiği halde ameli taât da terk etmek. Farzlar vacipler, sünnetler ve müstehapları işlemek kendisine ağırlık verir. Kendisine işlemek zor gelir.
2. Tevbe’yi terk veya tehir etmek. 3. Ölümü hatırlamadığından kalbin kasvetidir (günühla kararması). Bundan dolayı Hz. İsa a.s. ölüm yanında zikredildiği zaman kendisinden kan damlardı.
Ebu Hamza buyurmuştur ki: Kim ölümü çok hatırlarsa, ona her baki olan şey sevimli gelir. Ve her fani olan da ona buğuz eder. Ve onun şerhinde: Çünkü tevhid nuru kalbdedir. Şehvet zulmeti sadırdadır. Mevt’in zikri( ölümü hatırlamak) çok olduğu zaman kalbdeki zulmet bulutları gider. Yerini aydınlık ruşenlik alır. Yakın nuri ile de sadrı nurlanır. Yani letaifi insan (Göğsündeki lambalar) yanmaya başlar, aydınlatır.
FİRAVUNLAR
Firavunlar hakkında kısa bir bilgi şöyle aktarılmaktadır; Üç Firavun vardır. Firavnı Halil, ismi Sinan’dır. Firavnı Yusuf, ismi Reyyan’dır. Firavnı Musa, ismi Velid bin Mus’ab’dır. Yani Firavn deyince, Mısır ülkesinin bir zamanların hükümdarlık ünvanıdır. Mısır ramsesleri gibi. (berika c.1.s.419) (Devam edecek)
 
Bu yazı toplam 117 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.