1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. DÜNYANIN ÇİVİSİ NE ALEMDE? - I
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

DÜNYANIN ÇİVİSİ NE ALEMDE? - I

A+A-

Dünyamız oldukça yaşlandı. Hor kullanım ve çeşitli insani etkenler sebebiyle atmosferin düzenini ciddi düzeyde bozacak çalışmalardan ödün vermediğimiz için her geçen gün yerkürenin yaşanmaz hale geldiği gerçeğine şahit oluyoruz.

Son zamanlarda sıkça duyduğumuz bir örnekle devam edelim. Kutup ayısını bilirsiniz. Bu aralar sizce morali yerinde mi acaba? Onun keyfiyle bizim ne işimiz olabilir kardeşim diyebilirsiniz. Açıklayayım o halde… Maalesef kutup ayısının keyfi bugünlerde hoş değil. Devasa buzulların içinde yaşayan bu hayvanın yaşam alanı haberleri takip ediyorsanız günden güne daralmakta ve kendilerinin yaşamını tehdit edecek zor günler adım adım yaklaşmaktadır. Son zamanlarda kutup ayıları maalesef çok azalmıştır. Daha da kötüsü ise yakın bir gelecekte yok olma tehdidi ile karşı karşıya kalmıştır.

Tabi bu durumdan sadece o hayvancıkların zarar göreceğini düşünerek kulak ardı etmemizin bir faydası yok. Ekolojik dengesi bozulan yerküremizde oluşan en ufak çatlak dahi insan yaşamının bekasına dair sorunları da beraberinde getirmektedir. Eğer bugün çoğumuzun pek te önemsemediği buzullar eriyorsa, dünyada, iklim tehdidi baş gösteriyor demektir.  Bu ısınma bugün yaşadığımız ortamlarda sadece havanın daha sıcak geçmesi anlamına gelmiyor. Aynı zamanda atmosferin daha çok su tutması, bu suyun sele sebep verecek şekilde zaman zaman yeryüzüne düşmesine sebep oluyor. Malum Konya’mızda bu kış çok çetin geçmişti. Yağan kar haftalarca erimemiş, birçoğumuz; aracını park edecek alan dahi bulmakta zorlanmıştı.  Kış aylarının çok sert yaşandığı bazı bölgelerde ki mevsimlerde aşırı ısınma kaçınılmaz olmaktadır. Geçtiğimiz hafta İstanbul’da yağan yağmur sebebiyle sel suyu götürürken hemen akabinde yaşanan ısınmayla birlikte % 96 gibi yüksek bir orana ulaşan nem miktarı insanımızın yaşam kalitesini etkilemiş, nefes alırken bile huzursuz olmuşlardı.

Öte yandan okyanuslarda yaşanan bazı değişiklikleri takip edebiliyor musunuz? Kutup bölgelerinde ki buzulların erimesi okyanusların su seviyesini olağanüstü artırmaktadır. Bu durum özellikle kıyı şeritlerini, bazı deniz seviyesindeki şehirleri ve ülkeleri ciddi oranda etkilemektedir. Diğer yandan suyun sıcaklığı artmasıyla karbondioksit oranı yükselmekte, oksijen seviyesi ise düşmektedir. Bu da okyanuslarda ki canlı yaşam koşullarını zorlaştırmaktadır.  

Görüldüğü üzere durum oldukça ciddidir.

Belki uzayda başka canlılar vardır. Belki uzayda bizim yaşayabileceğimiz başka gezegenler vardır. Ama bunları keşfetmemiz, buralara taşınmamız, kendimize yeni bir yuva bulmamız oldukça küçük bir ihtimal, uzun bir yolculuk, kısa bir sürede olmayacak ve muhtemelen çoğunluğumuzu kapsayamayacaktır.

Dolayısıyla şimdilik evimiz dünyadır. Hiç şakası yok. İnsan yaşamına özel yaratılmış bu mucizevi gezegeni hassasiyetle korumalıyız. Bu, dünyayı paylaşan ve ondan istifade eden herkesin görevidir.  

Son zamanlarda iyice ayyuka çıkan iklimsel oynamaların bilimsel bir gerçek olduğunu kabullenmeli ve buna çözüm üretmek zorundayız. Mevcut yaşantımıza işaret eden hor kullanım gerçeğiyle hareket edeceksek; Kuzey Kore lideri Kim, okyanuslarda yeni füze denemeleri yapacaksa, Amerika; iklime dayalı organizasyonlardan sıyrılıp tehdit içeren faaliyetlerine devam edecekse, Rusya öte yandan bildiğini okumaya devam edecekse, çok uzak olmayan bir gelecekte tüm dünya milletleri olarak iklime dayalı sebeplerle açığa çıkan ölüm gerçeklerine kendimizi hazırlamalıyız.

Sürdürülebilirlik kapsamında iki çok büyük ikilem yaşıyoruz. Birinci ikilem enerji ve iklim dengesi arasında yaşanan kafa karışıklığıdır. İkinci büyük ikilem ise tabiat ile gelişim arasında, başka bir deyişle, üretim ve tüketim ile doğal kaynakların kullanılması / tüketilmesi arasındaki denge veya dengesizliktir.

Dünya toplumları olarak hem medeniyetimizi, insanlığı ilerletmek istiyoruz ki insani açılardan bakıldığı zaman bu beklenti doğal bir arzudur. Diğer yandan ise; bu gezegenin üzerindeki yaşantımızı uzun vadeli sürdürülebilir kılacak etkenlere odaklanmıyoruz. İnanılmaz silahlanma ve kaynakların umarsızca kullanım karşısında yakın gelecek hepimize zindan olabilir.

Ama ne kadar üreterek, ne kadar tüketerek ilerleyebiliriz? Havayı kirleterek, suyu kirleterek, kaynakları tüketerek, gerçekten ilerleyebilir miyiz? Geriye ne kalıyor? Yaşanası bir dünya mı, yoksa bir enkaz mı?  

Eğlence ve lüks tutkumuzdan vazgeçmeye hiç niyetimiz yok. Enerji tüketiminden de vazgeçme niyetimiz yok. Peki, ölçülü olup, birbirimizi yemek yerine dünyanın geleceğine yatırım amaçlı daha ciddi projeler üzerinde durulsa ve buna odaklanılsa kime faydası olur? Elbette herkese faydası olur. Aksi olursa dünya yüzeyinde nefes alıp veren tüm canlı çeşitlerine zararı olur.

Belki bunu düşünerek olağan ve zararsız çözümler üretme peşinde olan insanların varlığı bir nebze de olsa yüreğimize su serpebilir. Ama münferit çabalarla asla sonuca ulaşmaz, ulaşamaz.

 

Bu yazı toplam 351 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.