1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

  3. DÜNYANIN GELDİĞİ NOKTA
Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Mustafa Uzunpostalcı
Yazarın Tüm Yazıları >

DÜNYANIN GELDİĞİ NOKTA

A+A-

Dünya, yaratıldığından günümüze kadar, yaratılmış bir varlık olarak, kendisine verilen görevi yerine getirmektedir. Bundan her hangi bir şüphemiz yoktur. Bu sebeple de onun her hangi bir şekilde kendiliğinden, hareketini değiştirmesi söz konusu olamaz. Yani akıllı olmayan bu yaratıktan böyle bir şey de beklemiyoruz. 

         Çünkü o ne için yaratılmış ve nasıl kodlanmış ise o şekilde hareket etmektedir. Böylece de görevini yerine getirmektedir. Yaratan tarafından kodu değiştirilmedikçe de aynı şekilde hareket etmeye devam edecektir. Buna göre başlıkta zikrettiğimiz ‘dünya’dan, üzerinde yaşadığımız dünya değil, onun üzerinde yaşayan dünyalılar kastedilmektedir.

         Gerçekten bu dünyanın üzerinde yaşayan bizler her ne kadar akıllı varlıklar olarak yaratılmış olsak da yine de kendimizden beklenmeyen şekilde hareket ve davranışlarda bulunmaktan uzak duramıyoruz.

         Zaman zaman dünya üzerinde yaşayan ve onun nimetlerinden faydalanan bizler ‘dünya hepimize yetecek derecede geniş ve onun nimetlerinden herkesin faydalanma hakkı vardır’ desek de bu lâfta kalmaktadır. Çok kısa sayılacak bir ömre sahip olmamıza rağmen bir türlü bunu aklımıza yerleştiremiyoruz ve hiç ölmeyecekmiş gibi, dünya nimetlerine, dolayısıyla dünyaya sarılıyoruz.

         Diğer taraftan bizden daha iyi ve daha huzur ve refah içinde yaşayan toplulukları da kıskanmadan edemiyoruz. Mümkün olduğu kadar onların arasına fitne ve fesat sokmaya çalışıyoruz. Bu da insanların, daha doğrusu bütün insanlığın rahat ve huzurunu kaybetmesine sebep oluyor.

         Bugün etrafımıza baktığımızda ayrı devletler ve hatta ayrı milletler hâlinde yaşayan insan topluluklarının hiçbirisi kendi kurduğu dünyasında huzur içinde görünmüyor.

         Suriye’nin içinde doğan insanların birbirlerine karşı olan düşmanlıklarının makul görülecek bir tarafını bulmak mümkün değildir. Çünkü onlar aynı kökten gelmelerine rağmen, aralarındaki inanç farklılıkları düşmanlık vesilesi kabul edilmiştir.

Bu bakımdan, içine düştükleri perişanlıktan kurtulmaları bir mucizeyi gerektirir, diye düşündürüyor.

         Bu durumdan faydalanmak isteyen, dünyanın diğer taraflarında, ‘öbür uçlarında yaşayan kimseler’, diyebileceğimiz ve bunlarla hiçbir yakınlığı bulunmayanlar bile bu ihtilâftan faydalanabilmenin yolunu ve yollarını aramaktan çekinmedikleri gibi, ihtilâfı körüklemekten de zevk almakta ve dünyalıklarını artırmanın yollarını aramaktadırlar.

         Kendilerine sorsanız, dünya onlara da bunlara da yetecek özellikte ve geniştir. Fakat bir türlü de bundan vazgeçmezler.

         Körfez Ülkelerinin durumu da bundan farklı değildir. Katar da komşuları gibi, temelde aynı ırktan oldukları ve aynı dini benimsedikleri hâlde, arlarındaki ihtilâfı çözebilmek her yiğidin harcı görünmemektedir.

         Cumhurbaşkanımızın aralarında ihtilâf bulunan bu ülkelere yapacağı ziyaretler bu bakımdan son derecede önemlidir.

         İdareci veya idare edilen kimseler olarak, bu Müslümanların akıllarını başlarına toplamalarını sağlayacak daha büyük bir felâket gelmeden, bir an önce, olmaları gereken yere gelmeleri hem kendileri, hem komşuları ve hem de dünya Müslümanlarını sevince boğacaktır.

         Allah bizleri daha büyük felâketlerden korusun.

        

Bu yazı toplam 206 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.