1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Dünyaya Bel Bağlamış Mü’minler Ne Zaman Uyanacak?
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Dünyaya Bel Bağlamış Mü’minler Ne Zaman Uyanacak?

A+A-
Mayıs ayının bu son gününde hepinize mutlu bir yaz mevsimi temenni ediyorum. Yarından itibaren yaz aylarından haziran ayının ilk gününe merhaba diyeceğiz. Daha haftası dolmadan da on bir ayın sultanı Ramazan Ayı’na merhaba diyeceğiz. Bu ramazan ayında da geçen sene ki ramazan ayında yazdıklarımdan farklı bir şey yazamayacağım maalesef. İslam âlemi, bölük pörçük ve dağınık vaziyette ramazan ayını idrak edecek.
Bize tanınan vakitler günbegün doluyor. Anbean hesabını vereceğimiz (!) şu hayatımızın günleri birer birer eksiliyor. Ama hazırlık olarak bolca açığımız var. Hem de büyük bir açığa sahibiz. Bu açıkları kapatmadan bu dünyadan göç edenlerimizin vay haline! Etrafınızda ki insanların kahir ekseriyetine bir bakınız. Kendisini ahiret âlemine hazırlayıp azığını yüklenme çabasında olan kaç insan çıkar? Her birimiz anı kurtarma derdindeyiz. Günler oluyor, geceler geçiyor ama hayatımızda hiçbir değişiklik yok. Sadece bize tanınan bir süreyi doldurup kendimizi işin içinden sıyıracağız şeklinde bir yaşama mahkûmuz. İnsanlar arasında kendini beğenmişlik, kibir ve gururun haddi hesabı yok. Sanırsınız ki herkes aşere-i mübeşşere hesabı ahireti garanti altına almışız da dünyada süre dolduruyormuşçasına hareket etmekte. İnsanlara bir bakın. Herkesin birbiriyle sorunu var. Herkes madde, mal ve mülk derdinde… Hesap gününü aklının ucuna getiren yok. İslam’ın imanın şartlarını yerine getirmeyi şöyle koyun saymaktan aciz Müslüman (!) kardeşlerimizin aklının çalıştığı tek şey dünyevi menfaatleri oluyor. Herkes aklınca bir diğer kardeşine madik atma peşinde onun haklarını hukukunu sayıp ta kardeşlik duygularını güçlendirecek yerde herkes birbirinin açığını yakalama peşinde koşuyor. Lafa geldiği zaman kimseye fırsat vermeyen bu din bezirgânlarından Allah’a sığınıyoruz. İnsanoğlu olarak şunu bilmeliyiz ki imtihan bütün yönleriyle devam ediyor. Zaman, hakkımızda şahitlik yapmak üzere devinirken biz de üzüntü verici görüntülere şahit oluyoruz.
İslam ümmetinin mazlumları olan kardeşlerimizi, çocuklarımızı, coğrafyamızı, ümmetin zayıf bırakılmışlarını ırkçı emperyalizme, zalimlere kurban veriyoruz. İslam âlemi olarak bir kısmımız günlük yaşamımızı olan bitenlere kulak tıkamak suretiyle devam ettiriyoruz. Ama perdenin diğer yüzünde yaşamın gerçeklerine baktığımızda İslam coğrafyası darmadağın…
Peygamberimiz Efendimiz (sav) ve O’na tabii olan bir avuç sahabenin hervelesi zalimleri endişeye sevk ederken, milyonlarca müminin “lebbeyk Allahümme lebbeyk” nidaları maalesef dünyanın müstekbirlerinin rahatını kaçırmıyor. Görünürde hacılar Kabetullah’ta cem oluyorlar, Arafat’ta marifeti buluyorlar. Buna rağmen Müslüman kalpler arasında fersahlarca mesafeler var. Birçok kardeşimiz kendini okyanusun ortasında ıssız bir adada tek başına yapayalnız hissediyor.
İşte bu yaşanan gerçeklere rağmen hayat sürüyor olabilir. Ama bu, bizi diğer Müslüman kardeşlerimizin yaşadığı dayanılmaz acılardan soyutlamamalıydı. Bizler tek bir ümmet bilinci ile kardeşlerimize kucak açmalıydık. Bizi birbirimize düşürdüler. Ümmet oma bilincini zihinlerimizden iyice söktüler. Sünni-Şii çatışmaları ve çekişmeceleriyle birbirimizden nefret etmemizi sağladılar. Herkes kendinin haklı olduğu inancına yaslandı. Aralarında müzakere etme yetisi karşısında suskun kaldılar. Yattılar kan döktüler. Kalktılar kan döktüler. İki tarafı da Müslüman olan bu mezhep saplantısını gayrimüslimler kapalı kapılar ardında büyük bir heyecanla seyrettiler. Haçlı ordularının alt edemediği bir ümmeti birbirine kırdırmak suretiyle kendi zayiatlarını en alt düzeye çektiler.
Kısacası kardeşlerim, Rabbimizin, resulü (sav) kanalıyla bize emanet ettiği bir dine sahip çıkamadık. Birbirimizi kollayamadık. Gözetleyemedik.
Çünkü bizim için yeni arsalar almak, evler konaklar almak, arabalar almak daha önemliydi. Öyle ya! Bu dünyaya kazık çakacaktık. Kazandıklarımız bizi ahirette cennete taşıyacaktı!
Ne diyeyim ki! Başta kendim olmak üzere yuh olsun hepimize…
Ne güzel diyordu şair hâlbuki
Hayat iman ve cihad, alnımızın yazısı…
Ama biz iman ve cihadı alın yazımız olarak kabul edemedik. Biz alnımızla aynı emperyalistlere olduğu gibi bu sahte dünyanın mevki ve konaklarına odaklanmıştık.
Bu dünya sizin olsa ne fayda kardeşlerim!
Bu devletin başına başbakan olsanız bakan olsanız daha bilmem ne makamlarda ne önemli kişiler olsanız ne fayda?
Vallahi hissetmekten, yazmaktan, insanların vurdumduymaz yapısından artık bıktım usandım. İkiyüzlü münafıklardan bıktım usandım.
Kendisini dünyaya odaklayan ve fitneden geri durmayan zavallı yaratıklardan bıktım usandım.
Lafa geldi mi mangalda kül bırakmayan insan müsveddelerinden bıktım usandım.
Yüze gülüp arkadan türlü film çeviren insan şekilli organizmalardan bıktım usandım.
Yaşı kemale erip te hala dünyaaa diye bağrışarak kurtuluşu ona sarılmakta bulan kart horozlardan bıktım usandım.
Allah cümlemize iman-ı kâmil nasip eylesin…
Daha ne diyeyim?..  
Bu yazı toplam 82 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.