1. YAZARLAR

  2. Lütfi AYHAN

  3. DÜNYAYI EN İYİ  ONU YARATAN BİLİR
Lütfi AYHAN

Lütfi AYHAN

Yazarın Tüm Yazıları >

DÜNYAYI EN İYİ  ONU YARATAN BİLİR

A+A-

Dünya dediğimiz, hayat dediğimiz, ömür dediğimiz şey, pek karmaşık, çok çetrefilli hadiseler bütünüdür. Çocukluktan itibaren karşılaştığımız her olay, her hadise, her tavır bir iz bırakır ruhumuzda, kalbimizde, aklımızda. Sebebinin bir türlü anlayamadığımız hadiseler, izahını bir türlü yapamadığımız zahiri, batıni farklı gelişmeler… Bu sebeplerden ötürüdür ki dünyada ne kadar insan varsa o kadar farklı düşünce, ne kadar canlı varsa o kadar ayrı görüş vardır.
Aynı dinden, aynı soydan, aynı coğrafyadan, aynı kültürden hatta ve hatta aynı anne babadan olan, aynı çatı altında büyümüş, aynı kaptan, aynı yemekleri yemiş, aynı düşüncelerle, aynı geleneklerle büyümüş insanlar(kardeşler) arasında bile fikir ayrılıkları, düşünce farklılıkları olur. Biraz daha ileri giderek şunu da dile getirelim, aynı insan farklı zamanlarda farklı düşüncelere sahip olabiliyor. Bu gün ak dediğine yarın kara demeyen kaç kişi var bu dünyada?
Bu gerçek hayatın, insanlığın ayrılmaz bir parçasıdır.  Ve insanı idare etmeye, ona yol göstermeye çalışan her düşünce, her ideoloji bu gerçeği kavradığı oranda hayata, insana, tarihe değer katmış olur.  Bu hakikati en iyi kavrayan devletler başta kendi tebası olmak üzere, insanlığa huzur ve mutluluk getirmiştir. Aksi düşünceleri savunan yani insanların farklılıklarını kabul etmeyip onları bir tornadan çıkmış robotlar gibi kabul edip, bu yanlış kabulün üzerine insana yaklaşan, ülkeleri ve vatandaşları bu yanlış düşünce ile idare etmeye çalışan ideolojiler(komünizm, faşizm, kapitalizm …) insanlığa sadece kan ve karanlık armağan etmişlerdir.
Milyarlarca insanın hiç birinin parmak izi birbirini tutmuyor, hiçbir insanın göz izi bir başkasının göz izine benzemiyor;  her canlı ayrı bir dünya, her insan ayrı bir kâinat. İnsanlığı, milletleri, devletleri yönetmeye talip her düşünce bu gerçeklere uyduğu müddetçe başarılı olmuş, aksi durumlarda insanlığa kan ve gözyaşı getirmiştir. Milletleri, devletleri sevk ve idare etmeye talip siyasal sistemler, ideolojiler ve siyaset adamları bu gerçekleri bilmek ve ona göre hareket etmek zorunda. Tarih, aksine davranan, bu gerçeklere aykırı duruş sergileyen devlet adamlarının, siyasi görüşlerin, sosyal ve siyasi ideolojilerin mezarları ile dopdolu.
“Ben Tanrıyım” diyen Firavunlar, Nemrutlar; Rabbimizin “tanışmamız bilişmemiz için farklı farklı yarattığı” ırk gerçeğini Irkçılığa dönüştüren Hitler, Mussolini gibi tipler,  imtihan için farklı gelir gruplarına ayrılan insanları fakirlikte eşitlemek için ortaya çıkıp insanlığa en büyük kâbusu yaşatan, Leninler, Stalinler, Maolar;  Allah’ın bazı insanlara, bazı milletlere imtihan için verdiği malı, serveti zayıflara, fakirlere karşı zulüm aracı olarak kullanan kapitalistler… Ne kendileri huzur buldular, ne insanlığa bir iyilik sundular. Fıtrata aykırı bu düşünceler ve ideolojiler yıllardır dünyaya hakimler. Ve dünya bu sapkınlar yüzünden sürekli bir huzursuzluk ve karmaşa içinde çırpınıp duruyor.
Peygamberimizin dönemi Asr-ı saadet ve ondan sonraki bazı İslami devletlerin (Osmanlı ve Selçuklunun belirli dönemleri, Abbasilerin bir kısım devri, Ömer Bin Abdül aziz devri) hariç dünya,  fıtrata aykırı, yaratılışa zıt düşüncelerin hâkim olduğu devletler sebebi ile adeta bir zulüm diyarı, bir karanlıklar ülkesi olmuştur. Aydınlığa ermenin, zulüm bulutlarını kovmanın, Asr-ı saadeti tekrar yaşamanın tek çaresi tarihte görülen bu aydınlık devirlerin düşüncelerini, uygulamalarını yürürlüğe koymaktan geçer.        

Bu yazı toplam 498 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.