1. YAZARLAR

  2. Mehmet Kaçar

  3. DÜRÜSTLÜK BİR MEZİYETTİR, HERKESTE BULUNMAZ!
Mehmet Kaçar

Mehmet Kaçar

Yazarın Tüm Yazıları >

DÜRÜSTLÜK BİR MEZİYETTİR, HERKESTE BULUNMAZ!

A+A-

Genç yaşta hacca giden genç hacı Kabe’yi ziyareti esnasında devamlı, “Ey doğruların yardımcısı olan Allah’ım, Ey Haramlardan sakınanların yardımcısı olan Allah’ım, sana Hamdü senalar ederim,” diye dua ederdi. Bu durum herkesin dikkatini çeker. Yanındaki bir hacı ona dönerek şöyle der: -”Neden hep aynı duayı tekrar edip duruyorsun, başka bir dua bilmiyormusun?” diye sorunca; O da şöyle anlatır hikayesini: Yedi sekiz yıl önce yüne Kabe’de iken içi altın dolu bir torba buldum. İçerisinde tam bin altın vardı. İçimden bir ses bana şöyle diyordu:- “Bu altınlarla şunları şunları yaparsın.” Ben bu sese karşı çıkıp hayır dedim. Bu kese benim değil. Başkasının malı, bunu alıp kullanmam bana haram olur. Tam böyle düşünürken birisi nida etti:”Şöyle şöyle bir torba bulan var mı?”diye. Onu yanıma çağırdım. “Nasıl bir torbaydı? İçerisinde ne vardı?” diye sordum. Torbayı tarif etti ve içindekileri bildi ve dedi ki tam bin altın var.” “Torban burada.”diyerek torbayı adama verdim. Adam torbayı açıp bana otuz altın verdi. Pazara gittim. temiz yüzlü genç bir esiri överek satıyorlardı. Bu gencin temizliği dikkatimi çekti. Yanlarına gittim, “Bu köle için ne istiyorsunuz?” dedim. “Otuz altın dediler”. Adamın bana verdiği otuz altını verip genci satın aldım. Bir iki yıl geçti: Bu genç çok çalışkan, çok edepli idi. Onu satın aldığıma çok memnun olmuştum. Bir gün onunla giderken karşıdan iki üç kişi geliyordu. Genç bana dedi ki: “Efendim, ben Fas emirinin oğluyum. Bu gelenler babamın adamları. Beni buldular. Senden beni satın almak isterler. Sen iyi bir insansın. Onlara otuz bin altından aşağıya satma.” dedi. O kişiler yanıma geldi. “Bu esiri bize satar mısın?” dediler. “Satarım.” dedim. “”Altmış altın verelim.” dediler. Ben de “Olmaz.” dedim. “Sen bunu pazardan otuz altına almadın mı? Biz sana iki mislini veriyoruz” dediler. “Öyleyse gidin pazardan alın.” dedim. Artıra artıra yirmi bin altına çıktılar. Otuz bin altından aşağı olmaz dedim. Çaresiz kabul ettiler. Ben o otuz bin altın ile iş yeri açtım. Ticaret yaptım. Daha çok zengin oldum. Bir gün bana arkadaşlarım, “Çok zengin bir ailenin iyi bir kızı var. Babası yeni vefat etti. Onunla seni evlendirelim. “dediler. Ben de “Olur” dedim. Nikah kıyıldı. Deve yükleri çeyizini getirdiler. Çeyizler arasında bir torba dikkatimi çekti. Kıza, “Bu nedir?” dedim. “İçerisinde 970 altın var. Babam Kabe’de bunu kaybetmiş. Bulan gence otuzunu vermiş. Kalanını da bana hediye etti. Çeyizine koyarsın dedi” diye anlattı. Demek ki bulduğum altınlar benim rızkım imiş. Vermese idim haram yoldan gelecekti. Şimdi o dürüstlüğüm ve Allah korkusu sayesinde tüm bu nimetlere ve lütuflara mazhar oldum. Bu yüzden bana yardım edip haramlardan koruyan, nice nimetler ihsan eden yüce Rabbim’e Hamd ederim. Günlerden bir gün Hz. Ali(k.v)bineğiyle beraber bir mescide namaz kılmak için uğrar. Mescidin önündeki birisine bineğini emanet eder ve içeri girer, namazını eda eder ve dışarı çıkar. Bir de bakar ki bineği orada duruyor ama bineğin yularını emanet ettiği adam çalmış ve oradan kaybolmuştur. Hz. Ali(k.v)’nin elinde 2 dirhem para vardır. Yanındaki tanıdık birine şu iki dirhem al ve binitime bir yular al gel der. Adam iki dirhemi alır, pazar yerine gider ve bineğe bir yular alır geri gelir. Hz. Ali(k.v) bir de ne görsün. Bu yular kendi binitinin yuları dır. Bu kıssadan alınacak dersler vardır tabi ki: *Emanete hıyanet etmeyeceksin. *Sana bir şey emanet edildi mi, onu sabırla koruyacaksın, ona bir zarar vermeyeceksin. * Emaneti sahibine tam bir şekilde teslim edeceksin. *Helal kazanacağın bir şeyi harama çevirmeyeceksin. *Hırsızlık yapmayacaksın. *Emaneti korumanın bedelinde sana hediye edilen helal şeyi alabilirsin. *Sana ayrılan hayırlı işlerde sabredeceksin, sabır göstermeyip şeytana ve nefsine uyarsan, kazanacağın sevap ve helal rızkı kendi istek ve iradenle harama tepdil edersin. Efendimiz Hazretleri bir hadisi şeriflerinde “münafıklığın üç alametini” bizlere şöyle anlatmıştır: *Konuştuğunda yalan söyler. *Emanete hıyanet eder. *Söz verdiği zaman yerine getirmez.(Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesai). Burada münafık, en genel anlamı ile Müslümanları aldatan dır. Münafıkun Suresi’n de: “O münafıkları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Onlar sanki duvara dayanmış kütükler gibidir. Her gürültüyü kendi aleyhlerine sanırlar, düşman olurlar. Onlardan sakın. Allah, onların canlarını alsın. Nasıl bu hale geliyorlar?”(Münafıkun:4). Peygamberimiz(s.a.v):”Sana güvenip bir şey emanet eden kimsenin emanetini ona iade et.Sana hıyanet edene sen hıyanet etme.”(Suyuti, Camiu’s-Sağir) Buyurmuştur. Selam ve Dua ile!

Bu yazı toplam 2604 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.