1. YAZARLAR

  2. Ahmet Yıldız

  3. DURUŞUMUZ BELLİDİR!
Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız
Yazarın Tüm Yazıları >

DURUŞUMUZ BELLİDİR!

A+A-

31 Mart Yerel seçimleri tavrımız ve duruşumuzla bizler için imtihan olacaktır. Beka sorunu yok diyenlere Yeni Zelanda olan ırkçı şoven terörü ile şehit edilen 50 can neyi ifade ediyor.
Her ne olursa olsun biz duruşumuzu göstermeliyiz.
Ki, biz Devlet Beyin ferasetine güveniyoruz Cumhur İttifakını destekliyoruz…..
Evet, nasıl duruş?
Sorusuna nasıl cevap veririsiniz?
Adam gibi. O ne demek?
Cenabı Allah’ın insanı yaratış gayesiyle örtüşmüş yalnız Allah’a kul, hem dünya hem de ahret için kendini hazırlayan ne zelil ne gururlu Allah ve Resulünün emrettiği ölçülerde yaşantısını dizayn etmek.
Yaptığı hareketin, yaşayışın almış olduğu görevi, bulunmuş olduğu makamı, temsil ettiği toplulukları bağlayacağını göz önünde bulundurmak zorundayız.
İnsan başı boş yaratılmamıştır.
Keyfince hareket edemez.
Her yapılanın helal veya haram muhakkak hesabı verilecektir.
Cenabı Allah’ın huzuruna adres bilmez, ham meyve gibi çıkma utancını yaşamamalıyız.
Her ne şartta olursak olalım verilen sözün sahibi ve takipçisi olmak zorundayız. 
Eski MHP Milletvekili Ticaret Sanayi Bakanı Agah Oktay Güner;  Gazetedeki köşesindeki yazısında sözle ilgili iki örneği sizlerle paylaşayım. Dedim;
“”Milli Mücadele yıllarında Anadolu’ya insan ve silah taşıyan bir kaptan Yunanistan’da gıyabında ölüme mahkum edilir.  Savaş biter, kahraman kaptan artık İstanbul ile İzmir arasında  sefer yapan bir yolcu gemisinin kaptanıdır. Bir gün İzmir açıklarında müthiş bir fırtınaya tutulurlar. Gemiyi kurtarmanın tek yolu Yunan adalarına doğru yol almaktır. Kaptan derhal  Yunan adalarına doğru dümeni kırın emrini verir. Kadrosu, “Bunu nasıl yaparsınız? Yunanlılar hemen sizi yakalar ve idam eder, ne olur kararınızı değiştirin” diye itiraz eder. Kaptan, “Bu kadar yolcunun ölümü riskini göze alamam; varsınlar beni idam etsinler” der. Yunan adalarına doğru yola devam edilir. Fırtına yavaşlar. Sabaha doğru kara görünür ve bir de bakarlar ki; İzmir civarındaki bir sahildeler.
Kaptanın kendisini yolcuları için feda etmeye hazır olması karşılığında Yaradan onun canını bağışlamış, gemisini de  yolcularla birlikte kurtarmıştır.
Siyaset adamı toplumun faydası uğruna canını feda edebilecek  şuurda ve halde olmalıdır. Bu karakterde bir insan  boş söz söyler mi? İftira eder mi? Şahsi menfaati için yalana, harama tenezzül eder mi? Elbette ki hayır.
Allah’ı bilen O’na kul olan, O’ndan gayrisinden bir şey istemez. Sözüne sadıktır. Sözün kula değil, Allah’a verildiğini bilir.
Okyanusta bir gemi çok şiddetli bir fırtınaya yakalanır ve batmaya başlar. Panik içindeki yolcular  kurtulmak için dua ediyor, “Allahım kurtulayım bütün kötü huylarımı bırakacağım, içki içmeyeceğim, hak yemeyeceğim” gibi Allah’a söz veriyorlar. Yolculardan biri  nereden aklına geldiyse “Allah’ım sağ salim kıyıya çıkayım asla fil eti  yemeyeceğim” der. Duaları kabul olur, kıyıya sağ salim varırlar ama vardıkları yer ıssız bir ada olup yiyecek yoktur. Açlıkları iyice artmışken  bir fil yavrusu görüp öldürürler ve yerler. Ancak  kurtulursa fil eti yemeyeceği sözünü veren yolcu çok aç olmasına rağmen yemez. Akşam olunca kazazedeler uyurken  anne fil gelip, uyumakta olan yolcuları tek tek koklayıp yavrusunun etini yiyenleri kokudan anlayarak çiğneyip öldürür, yemeyene dokunmaz.
Bu hikayeyi Samiha Ayverdi hanımefendiden dinlemiştim. Bana “İşte söz verilince böyle verilmeli” demişti.””  Diye nakletmiş
Cenabı Allah asırlarca İslama, Kuran’a hizmet etmiş takva Türk Milletinin yar ve yardımcısı olsun!
Diye dua ederek yazımı bitiriyorum.
Nasıl duruş mu?
Allah ve Resulünün emrettiği ölçülerde!
 

Bu yazı toplam 718 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.