1. YAZARLAR

  2. Lütfi AYHAN

  3. Düşünce Özgürlüğü İnanç Özgürlüğünü Döverse
Lütfi AYHAN

Lütfi AYHAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Düşünce Özgürlüğü İnanç Özgürlüğünü Döverse

A+A-
İnsanoğlunun temel kazanımlarından ikisi düşünce ve inanç özgürlüğü dür. Allah, insanı yaratırken ona kalpte vermiş beyinde. Tıpkı kol, bacak, göz, kulak, dil, göz verdiği gibi. Bundan dolayı kalbimizin de beynimizin de fonksiyonlarını icra etmesi hem normaldir hem de gereklidir. Düşünmeyen bir beyin, hissetmeyen bir kalp normal değil hastadır. Normali, kalpte, beyinde, akılda, zihinde, tıpkı el gibi, ayak gibi, göz gibi vazifelerini yerine getirmek üzere yaratılmış.
Fransa'daki olaydan sonra başlayan tartışmaların temelinde düşüncenin ve inancın sınırları temel konu olarak karşımıza çıkıyor. Düşüncenin ve inancın sınırları ne olacak nereye kadar olacak? Ben inanıyorum, inandığım inancın gereği neyse onu yaparım. "Başkaları zarar görmüş, akla bilime insanlığın temel ve evrensel değerlerine zıtmış..." Ben anlamam demek ne kadar doğru? Bir başka taraftan aynı soruları "düşünce özgürlüğü" içinde sorabiliriz: "Allah bana akıl vermiş, zihin vermiş o zaman istediğimi düşünür, düşündüğüm her şeyi de sınırsız bir şekilde açıklayabilir kamuoyu ile paylaşabilirim. Hatta bu düşüncelerim bu fikirlerim başkalarının inancını rencide etse de, başkalarının kalbini parçalasa da. .." Diyebilir mi? Derse ne olur?
Bu sorulara değişik kültürler değişik cevaplar verir. Yalnız günümüzün geçmişten büyük bir farkı var. Artık iletişim o kadar gelişti ki Dünyanın en ücra bir köşesinde meydana gelen hadise, anında İnternet, televizyon aracılığı ile tüm dünyaya yayılıyor. Bu nedenle herkes, her inanç ve düşünce sahibi, inancını yaşarken, düşüncesini açıklarken bu gerçeğin farkında olarak bu eylemi gerçekleştirmesi lazım. Konuşurken, yazarken Dünya gerçeklerini bilerek yani dünyada yaşayan tüm inanç ve düşünce sahiplerini gözeterek adımlarımızı atmak zorundayız. Ben Konyada kenar bir mahallede, kimsenin bilmediği bir evde yazdığım yazı ile dile getirdiğim düşünce, söylediğim söz bir kaç saniye içinde 6 kıtada görünür hale gelebiliyor. Bu nedenle bu gerçekleri bilerek yazmalıyım yazımı, bu hakikatlere göre dile getirmeliyim düşüncemi...
Biz Müslümanlara göre dünyada çok komik inançlar çok aşağılık düşünceler vardır. O zaman biz bunları inanç ve düşünce özgürlüğü deyip dile getirmeli miyiz? Hayır. Çünkü Hakikatin kaynağı, tüm varlığın ve insanların yaratıcısı olan Allah Kuranında buyurur: " Allah'tan başka yalvarıp-yakardıklarına (taptıklarına) sövmeyin; sonra onlar da haddi aşarak bilmeksizin Allah'a söverler. İşte böyle, biz her ümmete yaptıklarını süslü (çekici) gösterdik, sonra onların son varışları Rablerinedir. O, yaptıklarını onlara haber verecektir.Enam 108" Bu dinin kutlu nebisi bu mevzuda buyurur: ) hiç kimse sakın zinhar annesine babasına sövmesin. Diyor ki sahabi "Ya Resulallah bir insan annesine basına nasıl söver?" Siz birisinin annesine babasına söversiniz, o da kalkar sizin annenize babanıza tepki olsun diye söver. Dolayısıyla siz kendi annenize babanıza sövmüş olursunuz. Ne derseniz onu derler. O sözü siz annenize babanıza karşı kullanmış sayılırsınız. Allah indinde o duruma düşersiniz..." Bu Hadisin bu inancın devamı olarak şunları da söyleyebiliriz: "Biz Lat'a, Uzza'ya, Menat'a bilmem kime, hatta yani işte Buda'ya, Brahmana, Konfiçyus'a hakaret edersek onlarda kalkar Peygamberinize bir şey söylerler . Söverseniz söverler...."
Evet biz Müslümanlar bu gerçekler ışığında yaklaşırız hadiseye. Pekiyi başkaları (ötekiler yani gavurlar) bizim kutsalımıza, bizim düşüncemize hakaret ederse (söverse) nasıl davranmalıyız? Ötekiler, bizim inancımıza, bizim kutsalımıza sözle, yazıyla hakaret ederse inancımıza, kutsalımıza saldırırsa biz nasıl davranmalıyız? Bu sorunun cevabı aslında kısa: Halifemiz, din otoritemiz buna karar verir. Ama günümüzde böyle bir makamdam mahrum olan bizler fert olarak ne yapabiliriz? Dinimiz bize bu konuda nasıl bir ölçü veriyor? Bunun cevabını alimlerimiz verecek. Ben burada sadece şunu söylüyorum Böyle bir durumda yapacağımız iş, vereceğimiz tepki inancımıza uygun olmalı. Yoksa kaş yapacağım derken mazallah göz çıkartabiliriz. Batının ne kadar iki yüzlü , ne kadar zalim, ne kadar hain, ne kadar acımasız, ne kadar katil olduğunu bilmeyen yok. Buna rağmen onlar "bizim öğretmenlerimiz" olmamalı. Biz tepkilerimizi kendi değer ölçülerimiz dahilinde vermeliyiz. Onlar düşünce özgürlüklerini bahane ederek inançlarımıza saldırırsa, yani onların düşünce özgürlüğü bizim inanç özgürlüğümüzü dövmeye başlarsa biz ne yapacağız? Alimlerimiz kısa sürede bu sorunun cevabını ümmete duyurmalılar. Yoksa haklı olarak sinirlenen öfkelenen ve bu halde bir eylem yapan müminler dinimize inancımıza faydadan çok zarar verirler. Hayırda kalın.  
Bu yazı toplam 89 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.