1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. Düşünce Ve Yaşam
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

Düşünce Ve Yaşam

A+A-
Düşünce ve yaşam bir birine paralel olmalıdır.Yaşam tarzını sinsice belirleyen akıl oyununu idrak edemeyen insanların ve milletlerin yaşaması çok zordur.Her insan kendini, diğer insanları, toplumu ve dünyayı değişik algılar.Bazıları ise yetiştirildikleri karanlık düşünce atmosferlerinde insanımsı robot olmanın gereğine göre konuşur, hareket ederler.
Farklı giyimli, farklı görüntülü, farklı dilde ve üslupta konuşan, farklı düşünce ve yaşam biçimine davet edenleri izlerken, insan, dünya da yeni bir canlı türü mü şekillendi, şekilleniyor sorusunu sormadan edemiyor.
Silahla işgal edilemeyecek, edilse bile sonuç alınamayacak toplumlara yönelik, biraz uzun bir süreçte farklı yöntemler uygulanıyor. Çocukluktan başlayan ve ustalıkla yerleştirilen simge, sembol ve imajla oluşturulan zihinsel işgal, toplumları milli ve manevi değerlerinden birikimlerinden vazgeçiriyor. Kabul ettirilen yaşam tarzı, birçok sosyal hastalık üretiyor.Günümüzde maalesef bunların tedavileri yapılmakta, eski ile, yeni arasındaki köprüler onarılıyor.İnsan karanlık bir düşünce içinde, insani değerler dışı savaşla karşı karşıya.
Niçin karanlık?
Çünkü bu savaş gözleri kör ediyor, gerçekleri göstermiyor. Gösterilen boş hayallerle insan, zaman tüketiyor. Düşmanın kim olduğunu, nerede olduğunu göremiyor. Hangi silahla, nasıl ve nereden saldırıldığını da bilemiyor
İnsanı insan yapan değerler elden çıkartılmamalıdır, beyne ve algıya bunun özgürlük, demokrasi, zenginlik olduğu yazılıyor. Özgürlük maskesiyle bütün yaşam kaynakları ve özgürlük alanları bir bir elden giderken, beyni uyuşturulmuş seyrediyor. Akıl tutulması işte bu! Toplumsal paranoya ve şizofreni olmaya zorlanıyor.
Bu karanlık savaşın hedefi; derin aklı ve beyni önce dağıtmak, sonra kendi gayesine uygun olarak yeniden oluşturmak. Bunun için de öncelikle aydın, sanatçı, toplum önderleri ve bilim adamlarının beynine küresel şifreler koyarak yeni beyinler devşiriyor.
Bu yüzyılda bu sistem fabrika gibi çalışıyor ve geleceğin karar vericilerini yetiştiriyor. Stratejik yerlerin bu beyinlerle sessiz ve derinden ele geçirilmesi, her çeşit işgalden daha kolay ve etkili bir yöntem.
Bilinçaltına gönderilen sinyallerle; beyinler yıkanıyor, geleceğin küresel robotları hazırlanıyor. İnsan ve toplumun yaşam tarzını kurgulamanın en kestirme yolu budur. Medya’da zihinsel işgalin her çeşidi kolayca görülebilir. Bu yöntemin en etkili olduğu dönem ise çocukluk ve gençlik dönemidir. Siyasi partiler, dernekler, vakıflar ise yeni mabedlerdir.

Beyinlere binlerce kere aşılanan hayata bağlar-bağlan hayata gibi şifre sözcüklerle ilişkilendirilen görüntü ve kurgular, insanı hayata bağlayan vazgeçilmez nesneler olur. Onlarsız hayat artık mümkün değildir. Tek yönlü eğitilmiş insanlar, bu nesnelerin sağlığa veya insan hayatına zararlı olabileceğini idrak edemez. Bugün belli noktalarda aksaklıklar olsada eğitim düzeyimiz, hem dünya hem ahret için verilmeye çalışılmakta, insanlar tercihlerini buna göre yapmaktadırlar.
Bu nesnelerin zararlı olduğu idrak edilse bile iş işten geçer ve bu alışkanlıklar hayatın parçası olur. Artık insanı yaşadığı dünyaya bağlayan bu nesnelerdir ve bunlar olmadan yaşamak anlamsızdır. Bunların yan etki ve zararları bile unutulur, bağımlılık benliği esir alır. Özgürlükler, sadece silahla yok edilmiyor.
Beyinlerin bu şekilde programlanması, özgürlükler açısından endişe vericidir. Beyinlere sürekli aşılanan bu tehlikeden, Selocanlarımızı yani, küresel robotlara dönüştürülmeye çalışılan canları, nasıl koruyabiliriz, ne şekilde uyandırabiliriz.
TV ekranlarında sırıtan tipleri dikkatlice gözlemlendiğinde, robotomsu insan tiplerinin numunelerini görmek mümkündür.

 
Bu yazı toplam 39 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.