1. YAZARLAR

  2. Kerim Candan

  3. Ebeveynliğin Sınırları
Kerim Candan

Kerim Candan

Yazarın Tüm Yazıları >

Ebeveynliğin Sınırları

A+A-
Özel sınırlar, sosyal ilişkilerde mahremiyeti korumaya yardımcı olurken, ebeveynlik sınırları da çocukları korumaya yönelik önemli bir konudur.
Çocuklar, doğal olarak tanımaya çalıştıkları dünya, ebeveynler ve diğerlerine ilişkin algıları oluşmaya başlarken, nerede duracakları, kendilerini ne kadar açacakları, tutum ve davranışlarının sınırları gibi konular, çevresindeki yetişkinlerin ona olan tutum, davranış ve yaklaşımları ile oluşmaktadır.
Çocuklar büyüdükçe, doğuştan gelen dürtüler, istekler ve ihtiyaçlar baskındır ve çocuk istediği bir nesneyi veya başka bir şeyi hemen elde etmek ister. Freud, bunun doğuştan gelen içgüdü ve enerjinin kaynağı “id” olarak tanımlar. Bu içgüdü sonraki yıllarda, “ego”su gelişmemiş insanlarda bir takım kontrolsüz davranışlara neden olmaktadır. Çocuktaki ego ise, doğuştan gelen “id” ile çevrenin, vicdanın ve toplumun beklentilerine karşılık gelen “süper ego” arasında bir denge unsurudur.
“Ego” bireyin kendisidir, kendi benliğidir. Çevremizde duyarız, ”onun egosu yüksek”, “egosu şişmiş” terimler, kendini çok fazla önemseyen, olduğundan büyük gören kişiler için kullanılır. Bu kişiler gerçekten de, “id” ile “süper ego” arasındaki dengenin “id” lehine olduğu durumlarda ifade edilir.
Düzenleyici olması beklenen ego’nun, içeriden gelen dürtüler ile dış dünyanın gerçekleri arasında bir denge ve meşru bir ilişki unsuru olarak görev yapması beklenir. Burada anlaşılması gereken bir nokta da egonun gerçeklik ilkesiyle çalıştığı, ama id’in haz ilkesiyle çalıştığıdır. Ego bu dengeyi sağlarken "savunma mekanizmaları" adı verilen bazı yöntemleri kullanır.
Bebek ve sonra çocuk, iyilik ve kötülük üzerine bir düşüncesi olmadığı gibi, hırsızlık, günah, ayıp gibi kavramlar üzerine de bir bilgisi yoktur. “Süper ego” olarak adlandırılan bilinç, çocuk toplumsallaştıkça ve uyum sağladıkça öğrendiği toplumsal kurallar, kültür, dil gibi değerleri ifade eder.
Bütün bu kişiliğin gelişiminde, ebeveynin çocukla kurduğu iletişimin önemi büyüktür. Her istediğini elde etmeye alışmış, alıştırılmış çocuklarda bu “süper ego” az gelişirse, “süper ego”ya kaynaklık edecek, onu kontrol edecek, iyiye, makul ve kabul edilebilir meşru bir eyleme kendini sevk etmekte güçlük yaşayacaktır. Hatta kendini kontrol etmekte de zorlanacaktır.
Bu nedenle, çocuklarımız yaşından büyük istek ve beklentilerini karşılarken, dikkat edilmeli ve yerine getirilmemelidir. Bunu yaparken de, mutlaka nedeni açıklanmalıdır. Yaşı küçük olduğu için veya çocuk anlamaz türünden nedenlerle geçiştirmek yerine, sade bir dille açıklanmalıdır. Çünkü neden yerine getirilemeyeceğinin açıklanması, kabul etme ve uyma davranışını eğilimine sevk edecektir.
İtirazları yüksekten de olsa, açıklama yapıp kararlı bir tutum sergilemek gerekir. Bu konuda ebeveynlerin kırmızı çizgisi olmalı ve bu çizginin aşındırılmasına izin verilmemelidir. Çünkü ağlayarak, sızlanarak istediğini elde etmeyi öğrenirse, bunu her seferinde yapacaktır. Bu şekilde başarılı olursa da, sınırların aşılması çocukta kendini frenleme ve kontrol etme becerisinin gelişmesine engel olacaktır.
Ebeveynler, istikrarlı, kararlı ve birbirleriyle büyük ölçüde tutarlı bir yaklaşım sergilemelidir. Bu çocukların daha iyi uyum sağlamasını, daha fazla iç görü ve farkındalık kazandıracak bir yaklaşım olacaktır. “Ego”, doğuştan gelen enerji “id” ile “süper ego” arasında bir uzlaştırıcı, yönlendirici ve koordine edici bir hüviyete bürünürse, çocukta da, iyi bir kişilik gelişimi olacaktır. Hoşça kalın.
 
Bu yazı toplam 101 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.