1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. EBUL VEFA HAZRETLERİNİN OĞLU İLE İMTİHANI….
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

EBUL VEFA HAZRETLERİNİN OĞLU İLE İMTİHANI….

A+A-

Fatih devrinin büyük âlimlerinden Şeyh Ebul Vefa Hazretlerinin oğlu, kötü bir alışkanlık edinmişti. Çivili bir sopa ile evlere su taşıyan sakaların su tulumlarını deliyordu. Sakalar, “Bir din büyüğünün oğludur.” diye bir müddet ses çıkarmadılar; fakat çocuk bu kötü huyundan vazgeçmeyince Ebul Vefa’ya çocuğunu şikâyet ettiler. Şeyh, olanları duyunca hayretler içinde kaldı. Nasıl olur da bin bir özenle yetiştirilen, haram lokmadan uzak tutulan bir çocuk böyle bir edepsizliği yapardı?

Çocuklar neden yanlış yapar?

Ebul Vefa, sakalara “Mesele anlaşılmıştır. Gereken yapılacak, sizin de zararınız ödenecektir.” dedi. Ebul Vefa, hatayı aramaya önce kendinden başladı. “Acaba ben bu çocuğa yanlışlıkla haram yedirdim mi?” diye düşündü. Bir şey bulamayınca hanımına sordu. “Sen bu çocuğa hamileyken veya süt verirken haram bir şey yedin mi, iyi düşün; yoksa oğlanın sonu kötü!” dedi. Hanımı düşündü, taşındı; nihayet bir olay hatırladı.

Çocuğa hamileyken bir komşu evinde bir tabaktaki portakalları görünce canı çekmiş; ama istemeye de utanmıştı. Ev sahibi odadan çıkınca yakasındaki iğneyi portakallara batırıp suyunu emerek içmişti. Hanımı bunu anlatınca Şeyh Ebul Vefa, “Aman hatun, hemen o komşuya git, olanı biteni dosdoğru anlat ve ondan helallik dile!” dedi. Kendi de sakaları çağırarak hepsinin parasını ödeyip haklarını helal etmelerini istedi. Çocuğa da yaptığının yanlış bir şey olduğunu anlattı. Nihayet çocuk, bir daha çivili sopa ile su tulumlarını delmedi.

Dünya bir imtihandır. Yapılan yanlışın neticesi, şu veya bu şekilde karşımıza çıkmaktadır.

BİR KULUN ÇOCUĞU ÖLÜRSE.

 Ebu Sinân anlatıyor: "Oğlum Sinan'ı defnettiğimde kabrin kenarında Ebu Talha el-Havlani oturuyordu. Defin işinden çıkınca bana: "Sana müjde vermeyeyim mi?'' dedi. Ben: "Tabii, söyle!'' dedim.

"Ebu Musa el-Eş'ari (radıyallahu anh) bana anlattı'' diye söze başlayıp Resulullah'ın şu sözlerini nakletti: "Bir kulun çocuğu ölürse, Allah meleklere şöyle söyler: "Kulumun çocuğunu kabzettiniz mi?" "Evet" derler.

"Yani kalbinin meyvesini elinden mi aldınız?'' Melekler yine: "Evet" derler. Allah tekrar sorar: "Kulum (bu esnâda) ne dedi?'' "Sana hamdetti ve istircâda bulundu'' derler. Bunun üzerine Allah Teâlâ Hazretleri şöyle emreder: "Öyleyse, kulum için cennette bir köşk inşa edin ve bunu Beytu'l-hamd (hamd evi) diye isimlendirin.''

Tirmizi; Cenâiz, 36; (1021).

ÖLDÜKTEN SONRAKİ SESLER

• Ruh bedenden ayrıldıktan sonra ona gökten üç ses gelir;:

“Ey insanoğlu!

Dünya mı seni bıraktı, sen mi dünyayı bıraktın?

Dünya mı seni topladı, sen mi dünyayı topladın?

Dünya mı seni öldürdü, sen mi dünyayı öldürdün?”

• Ölen kimse, yıkanacağı yere konduğu zaman da gökten üç ses gelir ki; onlar da sırası ile şöyledir:

“Ey insanoğlu!

Hani nerede güçlü bedenin, şimdi ne kadar da zayıfsın!

Hani nerede güzel konuşman, şimdi ne kadar da suskunsun!

Hani nerede duyan kulakların, şimdi ne kadar da sağırsın!

Bu ses, şu cümle ile bağlanır:

“Hani, seçkin dostların neredeler, ne kadar da yalnız kaldın!”

• Ölen kimse, kefenlendiği zaman da yine gökten üç ses gelir ki onlar sırası ile şöyledir:

“Ey insanoğlu! Eğer Allah’ın rızasına sahip isen, ne mutlu sana. Eğer Allah’ın dargınlığını almışsan, vay haline!

Ey insanoğlu! Eğer yerin cennet ise, ne mutlu sana. Eğer yerin cehennem ise vay haline!

Ey insanoğlu! Uzun bir yolculuğa çıkıyorsun, azığın da yok. Evinden çıkıyorsun, bir daha da oraya dönmeyeceksin. Hem de sonsuza kadar. Dehşetlerle dolu bir eve gidiyorsun.”

• Ölen kimsenin cenazesi taşınmaya alındığı zaman yine gökten üç ses gelir; bu sesler de sırası ile şöyledir:

“Ey insanoğlu!

Eğer amelin hayırsa, ne mutlu sana.

Eğer tövbekâr olmuşsan, ne mutlu sana.

Eğer Allah'a itaatkâr olmuşsan, ne mutlu sana.

• Ölen kimse, cenaze namazı kılınacağı yere konduğu zaman da gökten üç ses gelir, o sesler de sırası ile şöyledir:

“Ey insanoğlu!

Şimdiye kadar işlediğin her işini, şu anda göreceksin. Eğer işlerin hayır ise, hayır göreceksin.

Eğer amelin şer ise, şer göreceksin.”

• Ölen kimsenin cenazesi kabir ağzına konduğu zaman gökten üç ses daha gelir ki; bu sesler sırası ile şöyledir:

“Ey insanoğlu! Ömür boyu çalıştın, bu batak için ne hazırladın?

Zengin halinden, bu fakirlik gününe ne taşıdın? Bu karanlık yer için, nasıl bir aydınlık getirdin?”

• Ölen kimse, kabrine konduktan sonra da yerden üç ses gelir; bu sesler de sırası ile şöyledir:

“Ey insanoğlu! Sırtımda iken gülüp oynuyordun; şimdi içimde ağlayacaksın.

Sırtımda iken sevinçli idin; şimdi içimde üzüleceksin.

Sırtımda iken konuşuyordun, şimdi suskun olacaksın.”

• Ölen kimseyi insanlar kabrinde yalnız bırakıp gittikten sonra, Yüce Allah şöyle buyuracak:

“Ey kulum, şimdi tek başına yalnız kaldın. Herkes, seni bu kabir karanlığında bırakıp gitti. Hâlbuki sen onlar için bana karşı gelmiştin!

Bugün ben, sana öyle merhamet edeceğim ki, insanlar buna şaşıracaklar. Çünkü ben sana bir ananın çocuğuna olan şefkatinden daha şefkatliyim.”

Şefkatin ‘den affından, merhamet ‘inden bizleri ‘de nasiplendir ya rabbim...

Bu yazı toplam 1104 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar