1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. EĞİTİM SİSTEMİ VE TAKDİRNAME
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

EĞİTİM SİSTEMİ VE TAKDİRNAME

A+A-

Osmanlı’nın son döneminde bozulan eğitim sistemini aradan geçen yaklaşık 150 yıldır bir türlü rayına oturtamadık.

Aynı hükümetler içinde değişen bakanlar bile Milli Eğitime bir kalıcı karakter ve yol bulamadık.  Eğitim düzenimizi bir türlü “Milli” yapamadık.

Bir eğitim ve öğretim yılında bile yönetmenlikler değiştiriyoruz. Olmadı diyoruz bir daha.

Yani yaz- boz tahtası gibi.

Öğrenciler nasıl çalışacağını şaşırıyor.

Gerçek öğretmenler müfredatı karıştırıyor.

Dünkü yazımda İl Milli Eğitim Müdürü Mukadder Ersoy’un yaptığı açıklamayı sizlerle paylaştım. Ne diyelim ya biz başka dünya da, ya da masa başında oturanlar başka dünyada yaşıyor. Dün bu açıklamayı okuyan onlarca veli’den öğretmende telefon ve elektronik ileti aldım. Bunlarıda yakın zamanda sizinle paylaşacağım. Masa başında oturanlar, tuzu kuru olanlar bunlardan , eksiklerini duyanlar, eleştirilenler tabi ki bundan rahatsız olacaktır.

Yöneticiler nasıl bir yöntemle okul idare edeceklerini belirleyemiyor.

Kitapların içinde ise, akıllara durgunluk veren bilgiler yer alıyor.Bunu zaman zaman bizim gazetede  köşe yazarı arkadaşlarda dillendirmektedirler.

Dün okuduğumu ve doğru dediğimiz bilgiler, bugün köhne ve yanlış oluyor.

Giriş sınavları tam bir labirent oldu. Birçok eğitimci eski sistem, gelen sistemden daha iyiydi demektedir.

 2. Dönem açılışlarında bazı ilkokullardan bayrak töreninden önce, imamlar, öğretmenler  kış gününde minik çocukları bahçede toplayın, aşır okuduklarını  gördüm. Dua edildiğini işittim. Yanlış anlaşılmasın duaya, aşır’a karşı değilim ama, her şeyin yeri ve zamanı vardır. Bunu marifet sayan okul müdürleri de kasıla, kasıla bunları velilere anlatmaktadır.Soğuk bir günde okul yöneticileri önce okulun eğitimdeki kalitesini, sıralamada nerede olduğuna bakması gerekir.

Ne diyelim, böyle saça, böyle tarak…

İşte 2. Dönem başladı.

Dünde yazdım. Allah öğrencilere, öğretmenlere, velilere ve Milli eğitim camiasına yardımcı olsun.

İlk devrede baktım.

Hemen her çocuğun elinde ya teşekkür belgesi, ya takdirname vardı.

Sistem bozuldukça herhalde bunların alınması kolaylaşıyor. Bizim zamanımızda böyle mi idi? Ben bilirim bir-iki dersten sınıf tekrarlandığını. Şimdi sınıfta kalmak, sınıf geçmekten daha zor. Bilmeden, öğrenmeden, eğitilmeden okuldan mezun olan çocuklar, hayata atılınca adeta bocalamaktadırlar.

Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de :
“Hiç bilenle, bilmeyen bir olur mu?” diye sormaktadır.

Eğitim sisteminde görsel olarak kalitenin yükselişini göstermek için sanırım bu yöntem uygulanıyor. Bilen,bilmeyen, az bilen ve çok bilenin hemen hemen farkı kalmadı galiba…İlkokulu , orta okulu bitiren bir çocuk çarpım tablosunu doğru dürüst bilmiyor. Bir kuruma dilekçe yazmasını bilmiyor.

'Teşekkür belgesi'nin adı bizim zamanımızda 'teşekkürname'ydi.

'Takdir belgesi'ne de takdirname derdik.

Karne notları bugündü gibi anlamsızlık taşımaz, Zayıf,orta, iyi ve Pekiyi olarak belirtilirdi.

Geçen gün yazdım, sosyal medya 'takdirname' paylaşımlarından geçilmiyor diye.

Eğitimde çağ atladık da benim mi haberim yok. Çocuklar topluca başarılı olmaya karar verdiler de biz mifarkında değiliz acaba. Ancak ilköğretimde 4.5 sınıftaki çocuklara basit sorular sormaktayım, yinede tam cevap alamıyorum. Bakıyorum ellerinde  “Takdirname ya da teşekkür belgesi “ var.

Sahi, dershaneler kapatılmadı mı?

Eğer devletin resmi okullarında Milli Eğitim Müdürü’nün dediği gibi Konya’da ve Türkiye’de eğitim ve öğretim yeterli, başarı var ise şimdi soruyorum? Sadece Konya için. Özel okullara aileler çocuklarını neden gönderiyorlar? Orta halli bir aile çocuğunu özel okula gönderebiliyor mu? Resmi okullarda ne kadar öğrenci, özel okullarda ne kadar öğrenci eğitim ve öğretim görüyor.Kent merkezinde ve taşrada öğretmen açığı ne kadar. Kaç okulda ders Matematik, yabancı dil, Türkçe dersleri öğretmensiz geçiyor?

Herşeyi toz pembe göstermeye çalışan İl Milli Eğitim Müdürü’nün bu konulara cevap vermesini bekliyoruz.

 

Konya'nın en hatırı sayılır okullarından birinde öğretmenlik yapan arkadaşıma sordum, 'Bu kadar çok takdirnamenin nedeni ne?' diye.

'Mecburuz!' dedi hoca ve devam etti:

'Örneğin bizim okulda, aslında 300 civarında öğrenci takdirnameyi gerçekten hak ediyordu ama biz 600 öğrenciye takdirname verdik!'

'Çünkü' dedi ve ekledi:

'Özel okul müdürleri öğrencilerimizi (ç)almaya kalkıyorlar.'

Olay o kadar zıvanadan çıkmış ki, öğrencilere 'Bize gel yavrum 100 ortalaman garanti' diyen özel okul müdürleri bile varmış.

Ne diyelim,takdir sizin.

Yazımı Çinli Bilgin Konfüçyüs’ün bir sözü ile bitireyim.

Güneşin sana gelmesini istiyorsan, gölgeden çık.”

 

 

 

 

 

Bu yazı toplam 383 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.