Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Mustafa Uzunpostalcı
Yazarın Tüm Yazıları >

Eğitim Ve Öğretim

A+A-
İçinde bulunduğumuz haftanın başında, birinci yarıyılın sonunda tatile giren okullarımız tekrar tedrisata başlamış bulunuyor. Bu vesile ile günümüzde eğitim ve öğretimin durumuna bir göz atmamız uygun olur sanırım.

Bilindiği gibi insanı insan yapan, yani insan olarak doğan varlığa insan olma özelliklerini kazandıran kişinin geçirdiği eğitim ve öğretimdir.
Çünkü insan da diğer canlılar gibi belli şartlarda dünyaya gelir ve sahip olduğu bir vücuda sahiptir. Kendisi istese de istemese de hayatını devam ettirdiği sürece bünye olarak bir gelişme gösterir. Bu durum diğer canlılar için de geçerlidir. İnsan ve hayvanlar kendilerini besledikleri sürece vücut varlık olarak büyürler.
Bitkiler de kendisini besleyen ortamı buldukları sürece aynı durumdadırlar. Zira kendilerini yaratan Allah her üç varlığı da bu şekilde bir gelişmeye bağlı ve hatta onlara mahkûm olarak yaratmıştır.
Ne var ki, bunların içinde akıllı olarak yaratmış bulunduğu insan akıl, idrak ve düşünce yönünden diğerlerinden farklıdır, üstündür ve onlara hâkim vaziyettedir.
Dünyayı yaşanılır kılacak olan insandır. Bu aynı zamanda diğer canlı ve cansız varlıkların yaratılışlarına uygun olarak yetişmeleri, yetiştirilmeleri, gelişmeleri ve yaratılış gayelerine uygun olarak elde edilip kullanılmalarının da insana bırakılmış olduğu anlamına gelir.

Diğer bir ifade ile ve özet olarak şöyle diyebiliriz: Gördüğümüz canlı ve cansız tabiat varlıkları insanlar için yaratılmış bulunmaktadır.
İnsan olarak bunlara hâkim olmak ve bunları insana yakışır şekilde kullanmak insana düşer. Nitekim Allah da insanı bu şekilde bir varlık olarak yaratmıştır.
Fakat sadece yaratıp kendi hâline terk etmiş de değildir. Aynı zamanda insana kendisinin kim olduğunu ve niçin yaratıldığını da bildirmiş ve hayatını yaratılış istikametinde yürütsün diye de zaman içinde, kendi aralarından, bazı kimseleri seçerek onlara yol gösterici peygamber olarak göndermiştir.
Bu peygamberler de insanları hem bilmedikleri konularda bilgilendirmişler ve hem de onları yaratılış gayesine uygun olarak eğitmişlerdir. Ayrıca bu konunun sürekliliğini sağlamak üzere de içlerinden bazılarını bu konuda görevlendirmişlerdir.

Bundan, insanoğlunun küçük yaştan başlayarak her döneminde eğitilmeye ve öğrenmeye muhtaç olduğunu çıkarmamız uygundur. Ancak konu bununla da sınırlandırılamaz. Çünkü bilgi ben bunu öğrendim demekle sona ermez. Diğer bir ifade ile bilginin sonu yoktur.
Her gün insanoğlu, kendi içlerinden çıkan bazı kimselerin ürettiği yeni bilgiler, keşif ve icatlarla karşılaşmaktadır. Her yeni bilgi ve icat ışığında da insanın kendisini yenilemesi gerekmektedir. Bunun belli bir düzen ve intizam içinde verilmesi ise zaruridir.
Bunun yolu da belli kurallara bağlı bir öğretim sistemi ve programının oluşturulmasından geçer. İşte okullar bunun için oluşturulmuş, belli dallara ayrılmıştır. Böylece bilgi ve beceri sağlayacak bu kurumlar zaruri olarak farklı konularda öğretim yaparlar.

Ancak insanoğlunun yetişmesi sadece bilgi edinmekle mümkün olmuyor. Onun için bilginin yanında insanoğlunun daha çocuk yaşından itibaren bir de eğitimden geçmesi gerekiyor.
Bilgi ne kadar çok olursa olsun veya ne kadar yeni icatlar neticesinde ortaya çıkmış bulunursa bulunsun, insanı insan yapan özellikler çocuk yaşta kendine kazandırılmazsa yani bilginin yanında eğitim de verilmezse yapılan iş yeterli olmuyor ve yarım kalıyor, demektir.
Onun içindir ki, okullar öğretimle birlikte eğitimin de merkezi olmak zorundadır.
Eğitim konusunu da gelecek yazımıza bırakalım.
 
Bu yazı toplam 285 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.