1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

  3. EĞİTİM VE ÖĞRETİM MESELEMİZ
Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Mustafa Uzunpostalcı
Yazarın Tüm Yazıları >

EĞİTİM VE ÖĞRETİM MESELEMİZ

A+A-

Bir eğitim ve öğretim yılının daha sonuna gelmiş bulunuyoruz. Fakat ne yazık ki, bu yılın sonunda da eğitim ve öğretimden memnun olduğumuz ve bundan böyle de memnun olacağımız şekilde eğitim ve öğretim yılları yaşayacağımızı söylememiz mümkün değildir ve ilerisi için de ümitlenmemizi gerektiren bir ışık belirtisi yok.

         Çok yakında cumhuriyetin yüzüncü yılını kutlayacağız. Ancak yüz yıl sonra dahi bizleri memnun edecek ve rahatlatacak bir noktaya geleceğimiz konusunda güzel ümitler beslememizi sağlayan bir ümit ışığına bile ulaşmış değiliz. Ulaşamadığımız gerçeği bir tarafa bu konuda umutlanmamızı gerektiren de bir şey görünmüyor.

         Geçmişimizi bir gözden geçirsek önümüze zaferler dolu şanlı tarihimiz çıkar. Diğer taraftan bunu besleyen, oluşturarak gerçekleştiren ve yaşatan birçok ilim, kültür ve devlet adamlarımız ve kütüphaneler dolusu kitaplarla karşılaşırız.

         Ancak Cumhuriyet dönemine gelince, bırakın yenilenip canlanmayı, geçmişten gelen ve kütüphanelere hapsedilmiş görünen bilgileri okuyup anlayarak onları devam ettirmeyi ve dolayısıyla yaşatmayı sağlayacak bir nesil yetiştirmeyi bile gerçekleştiremedik. Bu gidişle daha iyi bir yola girebileceğimiz ümit ışığı da hâlâ belirmiş değildir.

         Yıllarca Cumhuriyet döneminde ‘yeni baştan milyonlarca genç yarattığımız’ şarkısını ‘marş’ olarak söyleyip durmuşsak da bir adım dahi ileri atabilmiş değiliz. Bu gidişle de ümitlenebileceğimiz bir havaya ulaşmamız pek görünmüyor.  

         Hâlbuki böyle bir noktaya bizi ulaştıracağını ümit ederek ‘Maarif Vekâleti’ bile kurmuştuk. Bir müddet bu addan beslenmeye çalıştık. Fakat baktık ki, bu isme sahip bir bakanlık bizi istediğimize ulaştıramıyor, tuttuk onu güncelledik ve ‘Maarif’i ‘Milli Eğitim’  yaptık. ‘Vekâlet’i de ‘Bakanlık’a çevirdik ve seyrine bakarak beklemeye başladık. Çünkü hiç olmazsa ismini bari millileştirmiştik.

Her ne kadar bakanlığın adı bize yetiştireceği kimseleri eğiterek yetiştireceğini vaad ediyorsa da gördük ki, bu da bir hayal olmaktan öte bir anlam taşımıyor. Yani eğitimi bir tarafa bırakarak hiç olmazsa öğretime yönelmiş görünüyor. Eh bu da bir kârdır diye düşünmeye başladık. Fakat o gün bu gün beklemekten yorulduk.

Buna razı olduk ve devam etmesini istedik. Belki bir ümit de olsa ileride beklediğimiz noktaya erişebileceğini ve bu noktada bir ümit vereceğini zannettik. Fakat bırakın günleri, yıllar sonra dahi ümitsizliğimizi kırıp ümitleneceğimiz bir noktaya ulaşmamız mümkün olmadı ve hâlen de böyle bir ümit ışığı görünmüyor.

Cumhuriyet döneminden önce kullandığımız eğitim sistemini terk ettiğimiz gibi, öğretim sistemini de terk etmiştik. Her ne kadar adında ‘milli’ ifadesi yer almış olsa da gerçekte bunun millilikle bir ilişkisi bulunmamakta olduğunu görüp farkına vardık.

Çünkü yetişenler ne kendilerini ve ne de bizi tatmin etmiyordu. Bu eksikliği zorunlu eğitim süresinin azlığı sebebine bağladık ve zorunlu eğitim süresini uzattık. Fakat görünen o ki, bu da bir işe yaramıyor.

Bu durum ise bir yazıyı daha hak ediyor.  

Bu yazı toplam 278 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.