1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. EKONOMİ VE İNSAN
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

EKONOMİ VE İNSAN

A+A-

Dünya’da yapılan her şey ,

Dünya’da yaratılan her şey,       

Dünya’da olan ve olması planlanan her şey canlılar, en başta da insan içindir.

Ekonomi, sosyal ve siyasi politikaların nihai hedefi insan refahıdır.Eğer insanlık aleyhine çalışıyorsan o zaman da felaketidir. İnsanlık tarihinde bu politikalar zaman zaman toplumun değil, bir ideolojinin, bir grubun veya bir kişinin projesi olarak yeşermiş ve ortam bulmuştur.

Hatırlayınız ve hatırlamamışsanız okuyunuz.Geçmişte aşırı ideolojiler olarak faşizm, Hitler, Mussolini gibi diktatörler yarattı, komünizm gibi tek parti diktası ve Stalin gibi zalimler ortaya çıktı. Bugün İslam olmayan dünya coğrafyasında şovenizm, İslam dünyasında ise Siyasi İslam, iktidara ulaşmanın bir aracı olarak kullanılıyor.Buna itiraz edenler olabilir. Ama etseniz de, etmeseniz de tablo bunu göstermektedir.

Avrupa'da Ortaçağ kalıntısı  şovenizm ,ortam bulabiliyor, ABD'de Donald Trump seçilebiliyor...Bu yeni konjonktür İslam ülkelerine Siyasi İslam olarak yansımıştır. Bizde ise Siyasi İslam'ın insana zarar vermeye başlayan boyutlarını, bazı örgütler neler yaptığını, nasıl canilik yaptığını  günümüzde, din adına, nasıl katliam yaptıklarını geçmişte gördük, bugünde görmekteyiz.Dünyadaki bu gidişat, birçok ülkede siyasi haklar, demokratik özgürlükler ve hukukun üstünlüğünün yolunu kesmiştir. Bu haklarda gerileme yaşanmaktadır. Özgürlüklerin sınırlı olduğu bir ülkede insanların mutluluğundan ve refahtan bahsedilemez.

Başka bir ifade ile ekonomi ve insan refahının analizi ancak ve ancak insan hakları ve demokratik özgürlükler ile ve hukukun üstünlüğünün olduğu varsayımı altında geçerlidir.

Geçmişte, bütün iktisatçılar insan refahı için ekonomiyi ön planda tutmuştur. Bugün aynı şeyi söylemenin ne yazık ki , imkanı yoktur. Söz gelimi, ekonominin babası sayılan isimlerden olan Adam Smith, 1723-1790 yılları arasında yaşamış İskoçyalı Ahlak Felsefesi Profesörüdür. 1776 yılında yayınladığı "Milletlerin Zenginliği" kitabında, "Doğal hürriyet sisteminde her insan kendi menfaatini izlerken, kendi istemese de toplumun menfaatini sağlamaktadır" diyerek insanı ön plana çıkarmıştır.

Özetle, iktisatta ilk defa tam rekabet şartları altında ekonomide mevcut kaynakların en etkin şekilde dağılabileceğini analiz etmiştir.Adam Smith ve kendinden sonra gelen, klasik ve neo klasik iktisatçıların savunduğu "özel gelişim ekonomisi" tam istihdam sağlamada yetersiz kalmış ve '1930-1932 Dünya Ekonomik Krizi'nin de ortaya çıkardığı sıkıntılardan sonra, hemen hemen her ülkede  yine ekonomik doktrinlerin öncü ismi Keynesgil politikalar devreye girmiştir..İngiliz olan John Maynard Keynes, (1883-1946) işsizliğin önlenmesi için devletin devreye girmesini ve "pozitif maliye ve para politikalarının Uygulanması”nı tavsiye etti. Ancak ilk adımı tam istihdam yani işsizliğin çözümü oluşturmuştur.

Karl Marx da, (1818-1883) büyüme modeli olan emek-değer teorisinde emeği ön plana çıkararak, ilk sıraya insan faktörünü oturtmuştur.

Özet olarak, hangi sosyo-ekonomik sistem olursa olsun, hangi yaklaşım olursa olsun, hedef insanın ve toplumun refahı için düşünülmüş ve geliştirilmiştir ama, bugün maalesef silah üreterek, silah satarak, kimyasal bomba üreterek insanlığın bir kısmının yok olmasına, inançlarından dolayı temizlenmesine çalışılmaktadır. Adeta benden olmayana hayat hakkı yoktur denilmektedir. İşte Ortadoğu, İşte Uzak Asya ve Çin, Avrupa’nın göbeği, Balkanlar, Kafkaslar  açık örneği olarak görülüyor.

Başka bir ifade ile iktisat teorileri ve sistemler arasında uçurum olsa bile, hepsinde hedef ya doğrudan veya dolaylı yoldan insan refahı diye çıkılan yılda insan katliamına dönüştürülmektedir.

Uygulamada bu teoriler veya bu sistemler yozlaştığında, insan ve toplum yerine belirli kesimlere, örneğin yalnızca sermaye kesimine veya yalnızca bürokrata veya yalnızca işçi sınıfına, yalnızca bir diktatöre veya siyasi oligarşiye hizmet eder duruma geldiğinde, sistem kendini yok etmiştir.

Şimdi yaşamakta olduğumuz şovenist eğilimler ve din popülizmi de kendi kendini yok edecektir. Ancak bu süreçte insanlık zarar görecektir.

Ayrıca artık insan hakları ve demokrasiyi işin içine katmadan, yalnızca iktisat politikalarını iyileştirerek insanları mutlu edemeyiz, insan refahını sağlayamayız.

Bu yazı toplam 370 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.