1. YAZARLAR

  2. Adem BAŞ

  3. Ekonomiyi bekleyen yapısal tehditler
Adem BAŞ

Adem BAŞ

Adem BAŞ
Yazarın Tüm Yazıları >

Ekonomiyi bekleyen yapısal tehditler

A+A-

Çok güçlü bir ekonomimiz var.

Bu söze itiraz edenler olacaktır, elbette. Ama itiraz edemeyecekleri bir nokta da var. Kamudaki bu kadar israfa, verilen anlamsız ihalelere rağmen, kayrılan adamlara, devlete sırtını dayayarak zenginleşenlere rağmen hala ayakta olan bir ekonomimiz var…

Bütün vergi yüküne rağmen hala üreten sanayicimiz, iş adamlarımız ve esnafımız var. İş yapan, çalışan, üretenler iyi bilir… En büyük ortakları devlettir. Ürettikleri her şeyden ve çalıştırdıklarını her personelden devlete vergi verirler. Modern devlet anlayışının gereğidir bu. Devlet verdiği hizmetlere karşılık her vatandaştan gelirine oranla vergi alır. Alınan bu vergiler de basitçe ifade edilirse ‘yol, su ve elektrik’ olarak vatandaşa geri döner. Tabi burada madem benim paramla yol, su ve elektrik arzı sağlanıyor, bir de bunlara neden para ödüyorum sorusu gündeme gelebilir.

Ben üretiyorum, ürettiğime karşılık vergi veriyorum. Üstüne bir de gelen hizmete para veriyorum, derseniz, haksız olduğunuzu söyleyemem. Üstelik bu hizmetlerin karşılığını ödediğiniz paraya rağmen hakkıyla alamıyorsunuz bir de… Bu tartışmayı bu noktada bırakıp, ekonominin farklı bir noktasından bahsedelim…

Geçtiğimiz hafta içi KTO Başkanı Selçuk Öztürk, yönetim kurulu ile birlikte bir basın toplantısı düzenleyerek, ‘dünya, Türkiye ve Konya ekonomisine’ bakışlarını ve beklentilerini anlattılar. 2016 ekonomisine dair tespitler ve 2017 yılı ekonomisinden beklentilere dair açıklamaları iki taraflı da okuyabilirsiniz. Bir taraftan üretimin, yeni Pazar arayışların devam edeceği, ekonominin iyiye gideceği yönündeki tespitler bir tarafta da risk alanlarına yapılan vurgular.

Anlatmak istediğim durum KTO Başkanı Selçuk Öztürk’ün şu cümlelerinde saklı: İleriye yönelik olarak ise son dönemde büyümede gördüğümüz yavaşlamanın konjonktürel veya dönemsel nedenleri olmakla beraber, büyümede artık yapısal olarak da bir yavaşlama trendine girilmiş gibi gözüküyor.

Başkan Öztürk’ün Türkiye’nin bir küresel finans terörü ile karşı karşıya olduğu sözü, bir çok komplo teorisine taş çıkartsa da önemliydi. Çok ayrıntılı bir açıklama yaptığı için gündemde yer bulmadı, ancak bu konudaki açıklamalarını çarpıcı bulduğum içim, bazı kısımlarını okumakta fayda görüyorum.

Şöyle diyor Öztürk: Darbe girişiminde başarısız olanlar şimdi de ekonomi ve finans alanında saldırıya geçmiştir. Son zamanlarda ülkemiz, küresel finans terörüyle karşı karşıyadır.

Ve buradaki en etkin silahları da Kredi Derecelendirme Kuruluşlarıdır. Türkiye ekonomisinin maruz kaldığı darbe girişimi karşısında hızlıca verilen sübjektif karar ve açıklamalar kurumların aldıkları kararların ekonomik olmaktan çok siyasi olduğunu göstermektedir.

Bu durum bugün de hala aynı şekilde devam etmektedir. Dünyada kredi derecelendirmenin üç oligopol kuruluşun hakimiyetinde olması ve uluslararası sermaye piyasalarında bunların genel kabul görmesi, bu kuruluşların bir ülkenin finansal anlamda havasını rahatlıkla değiştirebileceklerini göstermektedir. Dünya genelinde 80’e yakın kredi derecelendirme kuruluşu olmasına karşın “Büyük Üçlü” olarak bilinen S&P, Moody’s ve Fitch Ratings sektörün yüzde 95’ine yakınını kontrol etmektedir. Türkiye ne zaman yapısal sorunlarına odaklansa, büyük projelere başlasa ve geleceğini şekillendirecek anayasa değişikliği ve benzeri adımları atma sürecine girse, çok farklı bir süreç başlıyor, başlatılıyor.

Amaç, Türkiye'nin odak noktasını değiştirmek! Son olarak şunu belirtmek isterim, unuttukları bir şey var ki Anadolu ekonomisi herşeyin farkındadır.

Bizler hiçbir duruma boyun eğmeyerek, herşeye inat dik durarak, daha çok çalışarak, daha çok üreterek ve daha çok yatırım yaparak, tüm oyunları bozacak ve ekonomimizin teminatı olmaya devam edeceğiz .

Başkan Öztürk’ün tespitlerini doğru kabul edeceksek, yapısal sorunlara, büyük projelere odaklanmalıyız. Türkiye’yi geleceğe taşıyacak ve sürekli vurgu yapılan ‘Büyük Devlet’ hedefine ulaşacaksak, çözüm daha fazla içe kapanmak, milliyetçilik damarlarını kabartmak ve kutuplaşmak değildir. Bunlar ‘küresel finans terörünün’ istediği şeyler. Enerjimizi içerde tüketmek, birbirimizle uğraşmak ve hiç bitmeyecek bin yıllık tartışmalar bize zaman kaybettirmekten başka hiçbir işe yaramayacaktır.

Bu yazı toplam 360 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum