Murat KARAKOYUNLU

Murat KARAKOYUNLU

Yazarın Tüm Yazıları >

Eldeki Kuş

A+A-
İç politikadaki siyasi başarısızlık sebebiyle yeni çareler aramaya koyulan muhalefette uzunca bir süredir Türkiye’yi yabancılara şikayet etme hastalığı sadır oldu. Bu hastalık, “Merkel Türkiye’ye gelme, bizi AB’ye almayın, Erdoğan’la görüşmeyin ya da saraya kimse gitmesin” tarzı temenni dolu belirtilerle bir virüs gibi yayılıp duruyor. Son ABD gezisinde, Erdoğan’ın Obama ile görüşmesini, “50 dakika sürdü ama 25 dakikası hal hatır sormaktı”şeklinde sunmaktan medet uman bu üslup, kullandığı dil ile zarar verdiği devletin ne denli büyük bir nimet olduğunun farkında değil.

Bu üslup sahiplerinin, herşeyden önce Türkiye’nin eski Türkiye olmadığının farkına varmaları gerekiyor. Bugün artık, AB’nin, OECD’nin, IMF’nin filanca raporunda eleştiriliyor olmak ya da Rusya, ABD, İngiltere’nin her hangi bir tepkisine konu olmak Türkiye’de, eskisi kadar büyük tesir uyandırmıyor. Eleştiriye konu edilen olayların hiçbirisinde şikayet edilenler masum değil ve en çok gündem edilen konularda dahi hiçbir kurum ve ülkenin bizden altta kalır yanı yok. Üstelik bunu açık bir dille yüzlerine vurmaktan çekinmeyen bir dış politika dili ve öz güven, Türk diplomasisine çoktan yerleşmiş durumda. Eskiden olduğu gibi mıymıntı bir üslupla sergilenen “söylemedik ama ima ettik tarzı dil, çok şükür dış politikamızda yok artık.

O sebepledir ki küçük hesaplar uğruna devleti yıpratmak hoş görülemez. Çünkü devlet, bir toplum açısından en önemli değerdir. Ve kazanılması kadar yaşatılması da zordur. Devletin değerini bilmek adına Suriye’de yaşananlardan edinilen tecrübe, sadece Türk halkı için değil bu topraklarda yaşayan farklı etnik gruplara sahip bütün Türkiye vatandaşları için de önemli olmalıdır. Zira hepimizin gördüğü üzere savaştan sonra kimse Suriye’de yaşayanlar için, Sen Suriye’li Arapsın kal, sen Suriyeli Kürtsün, Süryanisin, Türkmensin geç demiyor. Hepsinin üzerinde bir veba gibi kaçılan Suriyeli damgası ve düşman silahlarının izi var. O sebeple hangi milletten olursak olalım, bugün sahip olduğumuz şeyin kıymeti, kaybetmeyi göze alamayacak kadar büyüktür.

Diğer taraftan devletin, pek çok farklı değişkeni bir araya getirmeyi gerektirecek kadar büyük bir yapı olduğunu da bilmek gerekiyor. Kurmak da kolay bir mesele değil.
Suriye’de oluşan bölgesel boşluk bu anlamda yeni bir devlet kurma hayallerini de depreştirdi. Türkiye’deki çözüm sürecinin baltalanmasını göze alan bu halin günümüz koşullarında hayalden öte gitmeyeceği de muhakkak. Nitekim bugün itibariyle kendini, bölge içerisinde devlet olma aşamasına en yakın güç olan gören Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi lideri Mesut Barzani, merkezi hükümetin para göndermemesinden ötürü memur maaşlarını ödeyemeyecek durumda. Üstelik memur maaşları gönderilmezse savaş açarım diye tehditler savuracak güveni hissettiği peşmerge ordusunun maaşını da petrol boru hattındaki arıza sebebiyle dört aydır ödeyemiyor. Merkezi hükümetten memur maaşlarını alan, en ufak bir aksaklıkta askerlerinin maaşını ödeyemeyen bir yapının boyun eğmeden ne denli ayakta kalabileceği de merak konusu. Bölgesel emellere hizmet ettiği için illegal yollardan elde edilen kazançlarına göz yumulan PKK’nın durumunun da bundan farklı olmadığı muhakkak.
Şu bir hakikat ki bölgede bir Kürdistan kurulmasını, Kürtleri çok sevdiği için ABD’nin, Kürtleri çok sevdiği için Rusya’nın, Kürtleri çok sevdiği için İngiltere’nin ve sair diğer güçlerin istediğini düşünmek, yakında çıkacak olan “elde var sıfır”a da, şimdiden razı olmak demektir. Zira bugün Kürt siyasetinin yanında olduğunu söyleyen güçlerin tamamının siyasi manevralarının getirdiği hayal kırıklığını Kürtler dahil yaşamayan toplum, yok gibidir.

Türkiye’den bölgeye yapılan yatırımların sadece bölgeden toplanan vergilerle gerçekleştiğini düşünmek, dahası musul ve kerkük petrollerini tek başına idare ederek, oradan gelecek gelirle ayakta kalacağını düşünmek; kültürel, siyasal, sosyal, ekonomik anlamda pek çok hizmeti bir elden organize ederek yapabileceğini sanmak; bunun yanında dışarıdan gelecek tazyiklere, onu bırakın içerdeki farklı görüşlere karşı ayakta durabilmek, söylendiği kadar kolay bir mevzu değildir. Devlet olmak zor iştir.
Bu sebeple aklı selim olan, “eldeki kuş daldaki kuştan evladır” sözüne sadık kalmaktır. Herşeyden önce Türkiye bu süreci yüz yıl dönemin en büyük güçlerine karşı mücadele ederek tamamlamış, bin yıllık devlet geleneği ile her dönemde olduğu gibi ayakta kalmayı başarabilmiştir. Dahası; doğu-batı demeden Kürt, Laz, Çerkez demeden bir arada yaşama tecrübesini yüzyıllardır devam ettirebilmiş, nadir devletlerden biridir. Ona sahip çıkmak, ona karşı olmaktan, zor değildir.
 
Bu yazı toplam 201 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.