1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Elhamdülillah Kavuşuyoruz Şehr-İ Berekâta
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Elhamdülillah Kavuşuyoruz Şehr-İ Berekâta

A+A-
Yarından itibaren oruç ayı ramazanla şereflenmeye başlıyoruz. Bu gece kılınacak teravih namazıyla on bir ayın sultanı idrak edilmeye başlanacak. Klasik sözlerle sizi sıkmak istemiyorum. Zaten her gün televizyonlarda yayınlanan iftar ve sahur programlarında koca kova milyarları bir ay içinde cebine atacak olan din taciri hoca efendiler bu konulara değinip duracaklar.
Burada yazdıklarım sizi kızdırmasın. Ama bu kutsi vazife için hiçbir ekstra beklentisi olmayacak olan Resulullah efendimiz (SAV) ile ashabı kiramın tavrının ne şekilde olacağını az çok tahmin edebilirsiniz.
Bu değerli hocafendilerin iştah kabartan maddi beklentileri yüzünden ağızlarından çıkan hiçbir söylem kalplere nüfuz etmeyecek ve insanımızın şerre meylini hayra tebdil edecek faide ortaya çıkmayacaktır. İslam tebliğinde ve insanların irşadında maddi çıkarların olduğuna dair hiçbir kaynak bulamazsınız. Eğer bulursanız lütfen bana iletin ve bir inceleyeyim. Eğer haksız çıkarsam buradan üstüne basa basa özür dileyeceğim. Ama tebliğ vazifesi ifa etmiş olan geçmişteki dervişlerin ana hedefi Allah’ın rızası ve devamında da diğer alemde cennetine nail olmak olunca açık bir tabirle sadece karın tokluğu ve geçimlerini idame ettirecek cüzi bir maddi beklenti dışında bir beklentiden fazlası değildi. Ağzı laf yapan ve ekran karşısında kalbinde zerre kadar kötülük bulunmayan iman ehli vatandaşlarımızın gözyaşlarını akıtabilmenin hüner sayıldığı bir anlayış, kimse kusura bakmasın ama mealini hiç bilmediği Kur’an-ı Kerim’i dinleyerek yanık ses karşısında duygu sağanağı yaşayan ama kalbe yön vermeyen ruha gıda sağlamayan kof anlayışla eşittir.
Bu konuda beni sonuna kadar eleştirin ama lütfen dikkatli okuyun. Ramazan boyunca ekranlarda peş peşe endam edecek olan muhterem hoca efendilerin kelamlarını dinlemek yerine televizyonu kapatarak, ailenizle dini sohbetlerde bulunmak, Kur’an-ı Kerim okumak ve eğer varsa geçmiş namazlarınızı eda etmek çok daha yerinde olacaktır. Ramazan ibadet ayıdır. Televizyonda ki hoca efendileri dinlemek ibadet değildir. Karşılığında size getireceği duyacağınız birkaç hadisi şerifi dinleyip öğrenmenizden fazla bir şey değildir. Ama bunu kendiniz olarak yapmanızın hayrı ve bereketi çok daha fazla olacaktır.
Teravih namazlarını sünnet diyerek geçiştiren insanlarımıza da birkaç söz etmeden geçemeyeceğim. Elbette hepimizin bilerek veya bilmeyerek işlediği günahlar vardır. Bu günahları işlemiş insanlar olarak kendimize çekidüzen vermemiz gerekir ki ebedi alemde sonumuz cennet bahçelerine açılsın. Fakat sadece kıldığı namazlarla paçasını yırtacak olduğunu sanarak hesaba çekildiği esnada suratına çarpılacak olan kıldığı namazlarda elinden gidince büsbütün ortada kalacak olan kullar, o zorlu günde yardımlarına Resulullah efendimiz (S.A.V)’in sünnetinin yetişeceği gerçeğini akılarından çıkarmasınlar. O yüzden ibadetlerinde sünneti göz ardı etme riskini taşıyabilecek olan herkes buyursun dilediği gibi hareket etsin. Bu sebeple teravih namazlarından imtina ederek uykuyla veya başka işlerle vaktini heder eden kardeşlerimiz bir daha düşünsünler.
Ülkemizde sebepsiz yere oruç tutmayanların sayısı da gün geçtikçe artıyor. Hiçbir hastalığı, yaşlılığı veya oruç tutmaya engel hali olmadığı halde oruçsuz yaşayanlar hiç değilse diğer oruç tutan insanlara karşı saygılı davransınlar. Sokak aralarında, kaldırımlara kurulmuş lokanta masalarına oturarak göstere göstere tıkınanlar ve sigara tüttürenler olmasın. Herkes edebiyle davransın. Bir hadiste Efendimiz (S.A.V) şöyle buyurmuşlardır: “Ümmetim Ramazan ayını ibadetle ihya ettikçe asla rezil rüsvay olmayacaktır.” Hadiste geçen “ihya” kelimesi hayatı yaşanılır kılma, hakiki manada değerlendirme manasında kullanılmıştır. Ramazan ayını doya doya yaşamak için buradan birkaç satır paylaşmak istiyorum. Şartlar ve imkanlar elveriyorsa, sağlığımız yerinde ise Ramazan boyunca namazları camiye giderek cemaatle kılmaya gayret etmek uygun olur. Ramazan ayından gündüz olsun veya gece olsun camiye yetişkin ve büyüme çağındaki evlatlarımızla birlikte gitmek, onların dinî dünyaları açısından önem taşır. Bunu ihmal etmeyelim. Onlar tertemiz kalpleriyle, cemaat olmanın, dayanışmanın, birlik ve beraber olmanın önemini böylesine coşkulu günlerde daha kolay kavrayabilirler. Ramazan ayında ve mübarek gün ve gecelerde akraba, komşu ve dostlarımızla tebrikleşme ve selamlaşma imkanı aramak, karşılıklı olarak hal-hatır sormak birbirimizin sevinç ve üzüntülerine, başarı ve problemlerine müspet doğrultuda katılma imkanı verir. Küs olanlarla barışarak yepyeni ve huzur yüklü bir dönüşüm yapmanın lezzetini yaşamak cennet lezzetini yaşamakla eşdeğerdir. Böyle gün ve gecelerde mümkün olduğu kadar yukarıda da zikrettiğim gibi Kur’an-ı Kerim okumak, Kur’an-ı Kerim dinlemek, Kur’an-ı Kerim ve hadis sohbetlerine katılmak, vaazı nasihat dinlemek, insanlarla bu manevi atmosferi paylaşmak kişiye kalp huzuru verir. Ramazan günlerinde ve gecelerinde Yüce Rabbimizi zikretmek, tövbe ve istiğfar etmek, O’na dua etmek kişinin kulluk şuurunu kuvvetlendirir. Böyle gün ve gecelerde millî birlik ve beraberliğimiz, millet olarak güven ve huzurumuz gerek ülkemizin, gerek İslâm dünyasının, gerekse insanlığın her çeşit felaketten korunması için Allah’a samimiyetle yalvarmak gerekir.

 
Bu yazı toplam 59 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.