1. YAZARLAR

  2. Ahmet Yıldız

  3. Elinde tesbih dilinde zikir!
Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız
Yazarın Tüm Yazıları >

Elinde tesbih dilinde zikir!

A+A-

Cenabı Allah böylesi afatlardan bizleri uzak kılsın. 65 yaş üzerinde olanların 50 gündür evde kaldılar. Pazar günü belli saat içinde evden dışarı çıkıp yürüyüş yapıp hasret giderdiler.

Öyle ki, bir elde teşbih çok sabır çektiler ve Pazar belli saat içinde evden dışarı çıkma fırsatı buldular.

Tesbih denince aklıma anam rahmetlinin çektiği gece ışıl ışıl ışıldayan tesbihi aklıma gelir.

İlk tesbih bize yani Müslümanlara Budistlerden geçtiği söylenmektedir. Olabilir ancak, biz Müslümanlar olarak tesbihi zikir ederken kullanırız.

Hocam vezini, kafiyeyi anlatırken tesbihi örnek vermişti.

Belli sayıda taşı bir elinden diğer eline zikrederek aktarmak başka olur. Aynı taşları bir ipe dizerek çekmek başka olur. Öyle değil mi? Demişti.

Hatta “ EBĞI HACCEKE VE HAF AGIMEHÜ” Şemsi ve gameri harfler için bu vezini örnek verirdi.

Bir ibadet eşyası olan tesbih, Allah’ın sıfatlarını tesbih ederken sayı saymak için kullanılan, 33 veya katları kadar tanenin ipe dizilmesiyle meydana gelen halkalara verilen addır.

Müslümanlara Budistlerden geldiği düşünülen tesbih, İslam dünyasından da Avrupa’ya yayılmış ve çeşitli inanışlarda da kullanılmıştır.

İslam kültüründe tesbihler,  genellikle 33 ve 99’lu olmakla beraber, 500’lük, 1000’lik tesbihler de yapılmaktadır.

Tesbihlerin 33’lük bölümlerini ayıran taneye nişane;  iki ucu birleştiren uzunca yassı taneye ise imame denir. Türk - İslâm geleneğinde tesbihlerin kullanımlarına göre padişah, vüzera, vükelâ gibi farklı adlarla anıldığı görülür.

Tesbih yapımında mercan, kehribar, zümrüt, yakut gibi taşların yanı sıra gül ağacı, sandal ağacı, kuka vb. gibi ağaçlar, kristal ve nazar boncukları kullanılmaktadır. Osmanlı Dönemi’nde tesbih yapımı en parlak dönemini yaşamış, İstanbul bu sanatın merkezi olmuştur.

Böyle bilgiden sonra tesbihi şiirle anlatımda bulunalım mı?

**

TESBİH!

Yıllar sanki tesbih tanesi,

Parmak ucumda.

Saf tutarlar sırayla avucumda.

Her tanesinde ayrı ahenk,.

Gün olur her biri asra denk.

*

Bazen tolu tanesi gibi soğuk hücumda,

Erir sımsıcak olur taneler avucumda.

Sonrasında yıllar geçerken alıştılar.

Beni Ötüken’den Hıra dağına taşıdılar.

Oltu, firuze, ağaç olmasıyla muteber,

Fildişi, koka, kehribarla beraber.

Çekerken parmak uçlarımda duyarım.

Sanki çektiğim tesbih değil yıllarım.

*

Tamam, zikrime araçtır devamıyla ölçülür.

Doksan dokuz içinden otuz üçle küçülür.

SUBHANALLAH, ELHAMDULİLLAH, ALLAHUEKBER!

LAİLEHE İLLALLAH tevhit ile tamamlanır.

Maddiyat kantarı kırılır mana kazanır.

Tesbih taneleri İMAME ile taçlanır.

Parmaklarımız zikre uyar kanatlanır.

Son bir hamle ile tesbih avuçlanır.

Galübela’dan mahşere uzanır.

Böylesi tesbih çekenler elbette kazanır.

Diyerek tesbihi boşa çekenlerden, elinde sallayıp şakırdatanlardan değil zikre araç yapanlardan olalım. İnşallah!

Bu yazı toplam 1716 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.