1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. ELMA KOKUSUYLA GELEN ÖLÜM… SIRADA NE VAR?
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

ELMA KOKUSUYLA GELEN ÖLÜM… SIRADA NE VAR?

A+A-

Nasıl bir Ortadoğu ortaya çıkartılmaya çalışılıyor? Bölgenin sıcak olduğu günlerde ki en can alıcı soru bu olsa gerek. Konuya farklı milletlerin ve etnik kökenlerin kurgulanmış perspektiflerden baktığını biliyoruz. İslam ülkelerinin merkezi olarak bilinen ve tarihi süreçte her zaman kanlı savaşlara ve saldırılara şahit olmuş olan bu bölgesel çatışma ortamının kimilerine can acısı, evlat acısı, ana-baba acısı, vatan hasreti şeklinde tezahürleri varken kimileri içinse kendi ülkesinin ve milletinin geleceğini şekillendirme ve sömürgeci anlayışla kafalarında çizmiş oldukları bir rota tayin etmek ve ölümüne o hedefe ulaşma gayesi yattığı bilinir. 
Gelişmelere bakış açısıyla hareket edecek olursak, İslam toplumlarının yoğun olduğu bu bölgede ki kirli oyun ve adı bizce konmamış savaşın temelinde emperyalist ve Siyonistlerin çirkin planları ve gelecek hedefleri yer alır. 
Daha ben 9 yaşındayken başlayan İran-Irak Savaşı, 1980-1988 yılları arasında iki ülke arasında yapılmış lakin görünen uyduruk sebepler dışında amaç ve gayenin tam olarak ne olduğuna dair bir fikir ortaya koyamamıştık. Bu çirkin harp, ortalama bir milyon kişinin ölümüne, 150 milyar Amerikan Doları maddi hasara, her iki ülkede de ağır yıkımlara yol açmıştı. Irak’ın zaferleri ile başlayan savaş, İran’ın direnmesiyle yıpratma savaşına dönüşmüş ve galibi olmadan sonuçlanmıştır. Sonuçta olan masum halka olmuş, bölgede başlayarak süregelen kanlı halkaya bir yenisi daha eklenmiştir. Bu asla bitmemiş ardı ardına farklı gerilimler ve çatışmalarla bölgenin kendi haline bırakılması, halkının bilinçlenmesi ve kendi ayakları üzerinde durabilme yeteneğine fırsat tanınmamıştır. Bugün Arap âleminin kopuk, zavallı ve ezik duruşunun temelinde bu çirkin Amerikan oyununun olduğunu tarihi süreci takip edenler ve tarihçilerimizi iyi bilirler.
Hatırlarsınız, 16 Mart 1988 tarihinde Irak savaş uçakları Halepçe'yi bombalamıştı. Ortalığa keskin bir elma kokusu yayıldı. Çocuklar kokuya doğru koştu. Son sözleri ‘Daye behna seva te’ yani 'Anne elma kokusu geliyor' olmuştu. Sonra da birer birer öldüler. Savaşın biri dış cephede sürerken içeride ki savaşta da masum insanlar katledilmişti. 
Saddam Hüseyin yönetimindeki Irak, 1980’li yılların ortalarında, bir yandan İran’la savaşırken, diğer yandan da Kürt isyancılarla mücadele ediyordu. Mesut Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi ile Celal Talabani liderliğindeki Kürdistan Yurtseverler Birliği, Saddam Hüseyin yönetimine karşıydılar. İki rakip örgütün ‘Kürdistani Cephe’ adı altında birleşmesi ve Süleymaniye çevresini kontrol altına almaya başlaması Saddam Hüseyin’i kızdırmıştı. Ama olan masum halka olmuş ve saldırılarda daha ağzı süt kokan nice bebek ve çocuklar çirkince katledilmişti. 
Emperyalizmin usta taktiklerinin temelinde, yaşanan bölgesel zelzelelerin kökeninde istikrar yapısını kökünden bozmak suretiyle kontrolü ele geçirmek ve çirkin savaşlarına yeni boyut kazandırmak vardı. Nitekim o tarihten bu yana kriz ortamı bitmek bilmedi. O günden bu yana süren gerilim sona erdi mi? Saddam’ı ortadan kaldıran zihniyet Kuzey Irak’ta şişirdiği Barzani ile oyununa devam etmedi mi? En sonunda da geçtiğimiz aylarda bizzat şahit olduğumuz gibi kıçına tekmeyi vurdu. Yerine de DAEŞ, YPG, PYD gibi hainleri ileri sürerek oyununa farklı bir yön kazandırdı. Hiçbir zaman bir örgüte kalkınma ve yükselme fırsatı vermeyip bir süre kullanımın ardından ipini çeken ABD’nin bu oyununa halen sazan gibi atlayanların varlığı karşısında şaşkınlığa uğramamak elde değil.  
Sadece farklı bir boyut kazandı.
Burada işaret etmek istediğim husus, tüm bu yaşanan katliamların temelinde bir noktada kilitleniyoruz. O da masum insanların acımasızca kıyımına rağmen olan bu katliamların kimin değirmenine su taşıdığına dikkat etmemiz lazım.
Kendi dindaşlarımızı vahşice yok edenlerin dünyaya medeniyet dersi verdiği sahte bir dünyanın sakinleriyiz. Dışarıdan gelen darbelerin adı konulabilir ama içeriden sizi yönetmekle mükellef devlet idaresi tarafından acımasızca kıyılan bu ümmet kime güvenecek? Hangi limana sığınacak?   
Vahşete konu olan tüm katliamların ve acımasız harplerin çoğunlukla İslam beldelerinde yaşanıyor olması sizce acı bir tesadüf olabilir mi?
Vallahi değil... Billahi değil…
Bizden eksilen her sayı için zil takıp oynayacak kadar vahşileşmiş adına medeni denen alçak batı dünyasının dünyada oluklarca akan mazlum kanlarından etkilendiği yok. Onlar kendilerine hedef olarak belirledikleri çizgide çıkarlarına konu olacak her adımda ortaya çıkarlar. Amerika ile Rusya’nın kendi çıkarlarına hizmet edecek tüm adımlar atarak bölgeyi karanlığa sürükledikleri bir dönemde artık kemik çıkması için canhıraş mücadele eden Avrupa zalimlerinden örneğin Almanya’nın Fransa’nın kilometrelerce öteden havlamalarının temeli bu sebebe dayanır.  
Ortadoğu cehenneminde akan her damla Müslüman kanından dayanılmaz bir keyif aldıklarından şüpheniz olmasın. 
Yukarıda verdiğim Irak ya da İran örneğinden farklı daha ne istersiniz?
Bosna’da, Avrupa’nın en merkezinde kıyım kıyım Müslüman katliamıyla dehşeti yaşatan ve Müslümanlara kan kusturan sadece Sırp barbarları mıydı sanırsınız?
Yemen’de yaşanan DAEŞ lanetinin bölge halkına kan kusturduğunu biliyoruz.
Peki, örneğin Avrupa’da Müslüman olmayan devletlerde husule gelen birkaç terör saldırısı dışında yaşanan böylesi katliamlar var mı?
Yok!
Uyanalım artık… 

      

Bu yazı toplam 860 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.