1. YAZARLAR

  2. Mehmet Kaçar

  3. EMPERYALİST KÜLTÜR’ÜN BOYUNDURUĞU ALTINDA SÜRÜNÜYORUZ!..
Mehmet Kaçar

Mehmet Kaçar

Yazarın Tüm Yazıları >

EMPERYALİST KÜLTÜR’ÜN BOYUNDURUĞU ALTINDA SÜRÜNÜYORUZ!..

A+A-

İslam Kültür ve Medeniyetinde yeri yurdu olmayan “Hristiyan adeti yılbaşı gibi”, “kara cuma gibi” baskın kültür etkinlikleri, bizim ahlak ve sosyal(ictimai) yapımızı alt üst etmekte ve fikren bozuk, kimliksiz, duygusuz, hormonlu bir gençliğin yetişmesine de neden olmaktadır. 
Bu tür etkinlikler ulusumuzun öz kültürünü yerle bir ederken ahlaki ve İslam kültür yapımızı da hızla iflasa sürüklemektedir. Yılbaşı kutlamalarını, bir inanç veya dini bir ritüel olarak kutlamakta ayrıca dinen sakıncalı bir kutlama şeklidir.
Bugün çocuklarımız ve genç nesil ise bu tür kutlamalarla, kendi kültürüne yabancı, hatta habersiz yetişerek, emperyal kültürün tehdidi altında hormonlanmış bir neslin nüvesini oluşturmaktadır.
Bir hristiyan kültürünün pompaladığı bayramı ve ritüeli(ayinleri) olan yılbaşı günlerinde, Müslüman bir ülke olan Türkiye’de ise ekonomik platforum da, ekonomik kazanç için AVM’ler ve magazalarda, hristiyan adetlerine göre, görsel vitrinler hazırlamaktadırlar. Bu da albenisi ile tüm çocukların zihinlerine kazınarak, hristiyan kültürü normalleştirilmiş olmaktadır.
Bazı Cafe ve Otellerde “yılbaşı kutlama afişleri” ise caddelerde ki reklam bilboardlarını doldurmaktadır. Bu şekilde yoğun bir ithal kültür bombardımanı altında büyüyen çocuk ve gençlerimiz, kendi değerlerine, kendi kültürlerine, kendi kimliklerine yabancı ve hatta unutturulmuş bir şekilde hayata hazırlanıyorlar.
Yılbaşı kutlamaları ile bazı şans oyunlarının toplumumuzda kabul görmesi için tüm reklam ve medya (arada küçük bir grup istisna) adeta seferberlik yarışına girmiş durumdadırlar. Reklamların pompaladığı tüketim ekonomisi ile verilmek istenen emperyal protestan kültüründen top yekün ulus mücadelesi ile ancak kurtulabileceğimize inananlardan biriyim. AVM’si, Oteli, medyası bu konuda kendine düşenleri yaptıkları anda yeni bir neslin tohumlarını saçacağımızdan da eminim..
Yılbaşı eğlencelerinin, bir hristiyan ibadeti olarak aynı ritüeller de kutlanması da dinimizce ve İslam Kültür ve Medeniyetince kabul edilemez bir kültürdür ve kutlama türüdür.
Dini bir kaygıya kapılmadan yada İslami inancı göz önüne almadan, o günlerde sadece eğlence olsun diye, hristiyan geleneklerine göre bir eğlence yapılmamalıdır. Yani normal bir gün gibi davranılmalıdır. Ne var ki, belirli bir kesimde bu ince çizgiye dikkat edilmeden, eğlencenin topuzu kaçırılmaktadır. Allah’ın gönderdiği ve O’nun sınırlarını çizdiği haram hudutları yılbaşı günlerinde caizmiş gibi aşılmakta, içki, kumar ve zina gibi yasakların, yılbaşında caizmiş gibi işlendiğine şahit olunmaktadır.
Müslüman bir birey o günlerde, gücü yettiğince kendi inancı doğrultusunda yaşama gayreti içinde olmalıdır ve geçirdiği bir yılın muhasebesiyle meşgul olmalıdır. 
Bugün ne yazık ki, İslam kültür ve medeniyetinde yeri olmayan yılbaşı kutlama kültürü, toplumumuzda kahir ekseriyetin kabul ettiği bir kültür olmuştur. Oysa yılbaşı kültürünün, ne İslamda ne de Müslümanım diyenle hiç bir alaka ve ilgisi yoktur.
Yılbaşı ya özgü olan ritüeller, asla bizim ülkemizde de o günlerde bazı AVM’lerde, mağazalarda, eğlence mekanları ile otellerde kutlanır hale gelmiştir. Dinimiz de ve kültürümüzde yeri olmamasına rağmen, batıya özenen bazı kesimlerde, çam ağacı süslemek, o güne özgü yemekler yapmak ve eğlence partileri(revüler) tertiplemek, vitrinleri süslemek, ve bu gün ve geceler için yapılacak harcamaların, dinimiz açısından bakış açısı direk israftır ve israf ta haramdır. Bu açıdan bakınca da, Müslümanım diyenler de oluşan yanlış inançlardan biride “bu günlerde yapılacak alış verişler” bir yıl bereket verecekmiş. Bu tam bir kandırmaca ve el altından pompalanmış bir hileyi şeriyyedir.
Oysa ki İslam Dinin de yılbaşı diye bir kültür, bir yılbaşı geleneği, bir dini vecibe yoktur. Yılbaşı kutlamaları tamamen bir emperyal protestan ahlakı ve kültürü ürünüdür ve kültürel bir kutlamadır. Ayrıca hiç bir dine de bağdaşmayan ekonomik ve günah kültürüdür.
Miladi takvime göre içinde bulunduğumuz çağda geliştirilen yılbaşı kültürüne ne Müslümanların, ne hristiyanların ve nede yahudilerin diniyle alakalı değildir.
Söylentilere göre, Hz. İsa’nın doğumu miladi yılbaşı olarak kabul edilmiş ama Hz. İsa’nın gerçek doğumu da 26 Aralık gününe denk gelmektedir. Bu da şunu göstermektedir. Bir Ocak tarihi ise tamamen bir hristiyan ahlak kültürünün bir takım eğlenme veya ekonomik ihtiyaçlarından dolayı türetilmiş hayali bir tüketim ekonomik bayramdır. İnsanların şuur altına işlenmiş ve medya ve reklam sektörünün kazanç hanelerini doldurmalarından dolayı, bunlar aracılığı ile tüketim günah kültürünün empoze edildiği bir gün olarak kutlanmaktadır.
Oysa ki bir ocak günü bir Müslüman için normal bir günden asla farklı olan bir gün değildir. Eğer bu günde bir etkinlik yapılmak isteniyorsa, o yılın muhasebesi yapılıp eksik gördüğümüz yönlerde eksikliklerimizin tamamlanması için gayret göstermeliyiz.
Geçen yılda nerede sevap işledim , nerelerde günahım vardı diyerek sevap günlerine şükür edip, günah günlerinde tövbe etmeliyiz.
Kültürümüzde ve inancımız da olmayan bir gün için, bir etkinlik için harcama yapılmasında ayrıca israftır ve bundan da kaçınılması gerekir. Ayrıca, şans oyunlarından, bazı eğlence mekanlarındaki içkili, eğlencelerden ve zina ortamlarından da uzak durulması gerekmektedir.
Çam ağacı gibi hristiyanlığı temsil eden süslemelerden de uzak durarak çevreye, ormana ve hindilere zarar vermemek gerekir.
Top yekun bir hamle ile kendimize has kültürlerin yaşanacağı günleri geri getirmek dileğiyle kalın sağlıcakla!..
Fi Emanillah!...
 

Bu yazı toplam 809 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum