1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. EN BÜYÜK HATA, HATALARIMIZDAN DERS ÇIKARMAMAKTIR
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

EN BÜYÜK HATA, HATALARIMIZDAN DERS ÇIKARMAMAKTIR

A+A-

Bugün başlıkta, Konfüçyus’un sözünü kullandım. Çünkü söz oldukça güncel ve bu konuda hassasiyet gösteren kesim neredeyse yok gibidir. Bugünkü gidiş noktamızda ki sapmalar, geçmişte birilerinin yaptığı hatalar sonrasında alabora olduğu gerçeklerine rağmen, yaşananların yeniden tekerrürü ve olağan gibi görülmesinden kaynaklanıyor. 
İnsan hatada niçin ısrar eder ki?
Doğruya götüren kıstaslar bu kadar net ortadayken niçin hatalarımızın ardında yürümeye devam ederiz?
Bizim ibret alıp, bugün ektiklerimiz sonrasında ebedi alemde ki hasat esnasında hangi pozisyonda olabileceğimizi idrak edemez hale mi düştük?
Bunu tahlil edelim. 
Siyasetçisiyle, patronuyla, esnafıyla, çiftçisiyle, memuruyla, işçisiyle, doktoruyla, toptancısıyla, seyyar satıcısıyla ve daha nicesiyle bu denli kendimizi kaybetmemizin sebeplerini tahlil etmeli ve inanç noktasında ki pozisyonumuzu yeniden gözden geçirmeliyiz. 
Herkese belirli bir ömür takdir edimiş. Kısa veya uzun yaşanan bu hayat gün geliyor ve bitiveriyor. Kimisi bolluk içerisinde kimisi yokluk içerisinde ama bir şekilde bu hayat sonlanıyor ve yaşayanların bilmediği ama Kur’an ve sünnette işaret edilmiş onca deliller ışığında bir kısmı ortaya konan bir ortama doğru yola çıkıyoruz. 
Ama insanoğlunun hayatta bunu idrak ederek, dikkat ve hatta endişe içinde olması gerekmez mi?
Yaşantıya bakıyorum; maddi açıdan bol kazananlar ekseriyetle kibrine yenik düşmüş, kendine takdir edilen imtihan vesilesi bolluğun içinde kibirle yoğrulmuş ve ölümden bihaber yaşanan hayatın finalini idrak edememe yolundalar ki bu ne büyük bir bahtsızlıktır.
Yaşantıya bakıyorum; kıt kanaat geçinen kesimde de durum aslında çok farklı değil, onlarda daha çok kazanmak, diğerlerine yetişmek ve malına mal katmak için ne kadar kutsalı varsa hepsinden feragat etmiş hiç bir amaca matuf olmayan, bomboş bir yaşam sürerek kendi sonuna doğru koşar adım yürüyor. 
Peki, bize bu yaşamı bahşeden ve kendine kulluk etmemizi buyuran alemlerin yaratıcısı rabbimize karşı sorumluluk duygusunun neresindeyiz?
Geçtiğimiz cuma evlatlarımız karnelerini aldılar. Bir eğitim dönemi boyunca gösterdikleri performansı derecelendiren puanlama ve not sistemiyle öğretmenlerinin takdiri doğrultusunda sonucu gördüler. Velilerin kimisi sevinçten coşarak facelerden twitterlerden ve daha bilmem onca siteden gururla paylaşırlarken, kendilerinin ve çocuklarının asıl maksud olan ebedi aleme dair kaydedilmekte olan karnelerinin nasıl bir sonuçla karşılarına çıkacağının hesabını yapıyorlar mı?
Yaşanan hayata ve insanların durumlarına baktığımızda ahiret inancına yönelik itikadi anlamda risk taşıyan bir durumun ortaya çıkma ihtimali bile beni ürkütüyor. Çünkü aklı başında olan insan gelip geçici bir hayatın zevkleri yüzünden ebedi hayatının tümünü kapsayan bir riski göze almak ister mi?
Haydi duruma buradan bakın! 
Sebebi ne olabilir?
Ahiret inancına haşa sahip değil miyiz? Ölünce kemikleşip yokolup gidecek miyiz?
Allah’ın varlığına dair haşa kuşkular mı var?
Dünya hayatına ve malına mülküne olan meylimiz bizi başka bir kimliğe mi büründürüyor?
Yaşanan hayatın tadını çıkarıp, ömür kandilinin yağı bitmeye yakın toparlanıp, ahiret için çaba mı gösterilecek? Haşa Allah’ı kandırmaya yönelik bir çaba mı var?
Buyurun bu sorulardan hareketle kendimizi bir tahlil edelim. 
Biz hangi noktadayız?
Tamam dünya için elbette çalışıp çabalayacağız. Helalinen birikimlerimizi yapacağız. Çoluğumuza çocuğumuza faydalı olabilecek kadar helalinden bir kazanç elde ederek onları mağdur etmeyeceğiz. Bunları gerçekleştirirken de aynı zamanda ahiret hayatımızı aydınlatacak ecri elde edeceğiz. 
Ama görünen o ki insanlar arasında dünyaya olan hırs ve azim onları harama yönlendirmekten, diğer insanlara zulmetmekten geri almıyor. Onları hakkaniyet çizgisine taşımıyor, zulüm işlemekten men etmiyor. Daha fazla hırs kazanıp hem dünyasını hem ahiretini heder etmekten endişe duymuyorsa orada oturup bir düşünmek lazım.
Bana net bir cevap verin…
Siz dünya için yaşamak istiyorsunuz. Ahiret endişesi taşımıyorsunuz.
Siz ölümden sonra hayatın varlığını haşa inkar ediyorsunuz.
Sizin yüce dinimiz İslam’a yönelik haşa kuşkularınız var.
Siz dünyanın tesadüfen oluştuğunu ve öylesine yaşayan canlılar olduğunuzu düşünüyorsunuz. 
Şu an yaşanan hayatlar, islami çizgimiz, ibadet hassasiyetimiz, ölenlerin ardından alınamayan ibretler, yaşam süresinin belirsizliği ve ölenlerin sadece yaşlı olmadığı bu dünyada siz hangi noktadasınız?

Bu yazı toplam 987 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.