1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. EN GÜZEL ÖRNEK; PEYGAMBERİMİZ (SAV) - II
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

EN GÜZEL ÖRNEK; PEYGAMBERİMİZ (SAV) - II

A+A-

Âlemlerin efendisiyle alakalı salı günü kaleme aldığım yazımın devamını bugün değerli bilgilerinize arz etmek istiyorum. Kendim dâhil içimizden gaflet uykusunda olanların uyanışına vesile olmada attığım adımların faydası olacağına olan inancımı tazelemek istiyorum. Sadece dünyası için çalışan ama uhrevi âlem için hiç gayret göstermeyen gaflet uykusunda ki Müslümanlardan olmak istemem.

O Resul ki tevazuda son noktaydı. Gelmiş geçmiş tüm hatalardan münezzeh olduğu halde, cennetle müjdelendiği halde İslami hayatın tüm gereklerini bilfiil tavizsiz yerine getiren en büyük önderdi.

İslam’ın ilk büyük meydan sınavı Bedir’e doğru yol alınmaktadır. Deve azdır, ancak üç kişiye bir tane düşer ve sırayla binilir. Hz. Muhammed (sav) ile aynı deveyi paylaşan arkadaşları, kendi haklarından gönüllü olarak vazgeçerler. Sürekli O’nun (sav) binmesini isterler.  O ise kabul etmez: “Siz” der, “benden daha güçlü değilsiniz. Kaldı ki ben de sizin kadar sevap kazanmaya muhtacım.” 

İşte tevazuda son nokta. Âlemlerin efendisinin bu güzelliği karşısında inanın tüylerim ürperiyor. Bugünün sahte yaşamlarıyla avunan ve kazandığı birikimiyle kibirde sınır tanımayan gafil Müslümanların bilmesi ve asla aklının bir köşesinden çıkarmaması gereken hayat anlayışı ve tarzı sizce bu olmamalı mı?

Gaflet denizinden sıyrılamayan Müslümanlara bir örnek daha vermek isterim.

Hz. Muhammed (sav)‘in vefatından sonraki yıllarda bir akrabası Hz. Ayşe (ra)’yi ziyaret eder. Hz. Ayşe (ra) onun için bir sofra kurdurtur. Ve sonra dayanamayıp ağlamaya başlar. Akraba sebebini sorar. Hz. Ayşe (ra): “Ben doyuncaya kadar her yemek yiyişim de ağlarım,” der. Akraba daha da meraklanıp, sorar: “Niçin?” “Çünkü Allah’ın Elçisi bütün ömrü boyunca doyuncaya kadar hiç yemedi. Sıkıntı içerisindeydi. Bir günde iki öğün yemedi. Ekmek yediği zaman hurma yemedi, hurma yediği zaman ekmek yemedi. Sürekli başkalarını kendine tercih ettiği için hep böyle yaşadı. Şimdi ise insanlar yediklerini eritmek için ilaç kullanıyor. Hz. Muhammed (sav)  bütün ömrü boyunca kızartılmış bir koyunu hiç görmemiştir.”

Şimdi buradan bir daha ifade edeyim. Allah’ın günü sağda solda lokantalarda envaı çeşit yemek suretiyle diğer mümin kardeşlerinin hakkına giren gafil Müslümanların, kendi önderinin bu yaşam tarzı karşısında nasıl bir haleti ruhiye içinde olduklarını merak etmiyor musunuz?

Maalesef gününü gün eden, lüks yaşantısından, kibrinden, şovundan taviz veremeyen günümüz sözde dindarlarının o efendiler efendisi karşısına yarın hangi yüzle çıkabileceklerini düşündünüz mü hiç?

Kendi yaşantılarını diğerlerinin imrenmesi ve yutkunmasına göre endeksleyen sözde müminleri nasıl bir ahiret hayatı bekliyor? Bunu anlamak çokta zor olmasa gerek.

Ey tok Müslümanlar! sizin sözde tabi olduğunuz dinin lideri efendimiz (sav)’in hayatından bir örnek daha vereyim ister misiniz?

Vereceğim, hiç merak etmeyin. Ama katılaşan kalplerimize nüfuz edecek mi açık ifade etmek gerekirse bu konuda oldukça endişeliyim.

Mekkeli düşmanları yanlarına aldıkları bazı çöl kabileleriyle birlikte on bin kişilik bir ordu kurup, Medine üzerine yürürler. Müslüman mücahitlerin sayısı ancak üç bin kişidir. Şehirde kalıp, savunma savaşı yapmaya karar verirler. Medine’nin etrafına büyük bir hendek kazılmaya başlanır. Hz. Muhammed (sav)  kazılan toprağın hendek dışına taşınması işinde çalışmaktadır. Görgü tanığı bir arkadaşının anlatımıyla toz ve toprak O’nun (sav) göğüs ve karın derisini örtmüş durumdadır. Üç gün süren hendek kazımının en zor tarafı, aynı günlerde bütün şiddetiyle devam eden açlık ve kıtlıktır. Arkadaşları çalışırken, açlıktan düşüp bayılmamak için karınlarına taş bağlamışlardır. Bir ara karşısına dizilirler. Ahirette kendilerinin bu fedakârlıklarına şahitlik etmesini isterler… Ve elbiselerini sıyırıp, taşları gösterirler. O sadece tebessüm eder. Sonra da kendi elbisesini sıyırır… Hz. Muhammed (sav) ‘in karnında iki taş birden bağlıdır.

Evet, günümüz Müslümanları! Siz hayatınızı gerçek cihada göre tanzim etmeyin de riya yüklü bir yaşantının gölgesinde sahte hayatlarınızı sosyal paylaşım sitelerinden, birilerinin gözüne sokmaya çaba gösterin.

Ne kadar çok beğeni alırsanız o kadar çok takdir göreceğiniz saçmalığıyla gününüzü gün edin. Sizin gibi etten, kemikten insanların sözde beğenisini kazanmak için elinizden ne geliyorsa ardınıza koymayın.

Hristiyanların pazar günleri kiliseye giderek günah çıkarması misali sizde cuma günü iteleye kakalaya gittiğiniz cuma namazlarınızı kılarak Allah’ı ve Resulünü bir hafta sonrasına ötelemeye devam edin.

Hafta sonu araba galerisine saatler harcamanıza rağmen bir vakit namazına 15 bilmediniz 20 dakikayı çok görmeye devam edin.

Sinemada bir filme harcadığınız iki saat karşılığında namaz için harcayacağınız dakikaları çok görmeye devam edin.

Arkadaşınızla kafede saatlerce oturup laklak ettiğiniz onca vakit karşılığında namaza 10 dakikayı çok görün.         

Parka giderek çimlerin üzerinde uyuduğunuz saatler karşısında bir vakit namazına 15 dakikayı çok görün.

Ama unutmayın. Bunun bedeli de çok ağır. Elli, altmış, yetmiş yıllık yaşamınız karşılığında ebedi cennet hayatı da size haram olacak.

Bu yazı toplam 461 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.