1. YAZARLAR

  2. Lütfi AYHAN

  3. En İyi Yönetim Şekli Hangisi?
Lütfi AYHAN

Lütfi AYHAN

Yazarın Tüm Yazıları >

En İyi Yönetim Şekli Hangisi?

A+A-
Tarih boyunca milletler ve düşünen cins kafalar bu sorunun cevabını aramışlardır. Eflatun, "devlet" adlı kitabında Makyavelli, "hükümdar" isimli eserinde, Farabi," Medinetül Fazıla" adlı yapıtında hep bu sorunun cevabını aramışlardır. Pekiyi sizce en iyi yönetim şekli cumhuriyet mi, demokrasi mi, krallık mı, meşrutiyet mi, hilafet mi, başkanlık sistemi mi…?
Delikanlılık çağımızda, duygularımızın aklımızın önünde olduğu dönemlerde, kanımızın deli dolu aktığı devirlerde en zor işleri bile birkaç dakikada, hayal atına binerek duygu kamçısını kullanarak çözüverirdik. Bu birkaç dakikalık hülyalarımızla bütün dünyaya nizamat verir, ezilen, sömürülen toplumları emperyalistlerin elinden, vatandaşlarımızı da zalimlerden, bozuk düzenden kurtarıverirdik. Ülkemizin kangren haline gelmiş yüzlerce problemini, binlerce sorununu, hayalimizde, zihnimizde besleyip büyüttüğümüz, kalbimizde kendisine en mutena yeri verdiğimiz sihirli iksir (ideolojimiz) sayesinde hallediverirdik.
Solcu arkadaşlara göre dünya ve ülkemiz en kısa sürede ancak sosyalizmin, (solun fraksiyonlarına göre bu sistem bazen komünizm, bazen Enver Hoca düzeni, bazen de Asya tipi üretim sistemi oluyordu) biz İslamcılara göre ise ancak İslam’ın (ki bazılarımız buna şeriat, bazılarımız hilafet, bazılarımız Milli Görüş, bazılarımızda Osmanlı Devlet tipi bir yönetim diyordu) uygulanması ile tüm dertlerinden kurtulabilirdi. Ülkücü arkadaşların dünyaca tanınan bir ideolojileri yoktu. Sadece Başbuğun 9 Işık adlı kitabında bazı görüşler ileri sürülüyordu. Fakat bu görüşleri ne ülkücü arkadaşlar tam anlamıştı nede bizlere anlatabiliyorlardı. Gerçi aynı durum Milli Görüş içinde geçerli idi. Yalnız bu görüşü savunan bizler “Milli Görüş İslam’dır” deyip Hocanın fikirlerini evrenselleştirebiliyorduk. Ülkücülerden hiçbir arkadaş kabul etmediği halde solcular onlara “faşist” diyorlardı.

Akıl Başa Gelince Ayaklar Suya Değdi
Gün soldu devran döndü, kan duruldu akıl başa, bizi peşinden sürükleyenlerde iktidara (yarım yamalak ta olsa) geldi. Meydanlarda yapılan konuşmalarla, gizli toplantılarda söylenilen sözlerle, iktidar uygulamalarının hiçbir benzerliği yoktu. Ne Ecevit halkı kurtardı ne Başbuğ Türk Dünyasını… Erbakan İslam Dünyasına lider olamadığı gibi, ülkeyi sömürüden kurtaracak, kapitalizmi yerle bir edecek arkadaşların çoğu paranın tadını alınca kısa sürede birer burjuva olup çıktılar. Aklımızı başımıza getiren en çarpıcı manzara ise 12 Eylül Darbesinden sonra sahne aldı.
12 Eylül Cuntası iş başına gelince siyasetle uğraşan gençlerin bazıları ülkeden kaçtılar. Bu kaçış ve kaçılan ülkeler bizlerin, yani o dönem öyle veya böyle siyasetle uğraşan “çaylakların” feleğini şaşırdı. Çünkü Sosyalizm için, komünizm için can verenler kendilerini kurtarmak için sığınacak ülke olarak ne komünist Rusya’ya ne de komünist Çini seçtiler. “Kafkasları aşıp Türklüğe şan katacak” olan Ülkücüler sığınak olarak kuracakları Türk Birliğinin birer üyesi olacak olan Orta Asya’daki Türkleri seçmediler. İslam birliğini savunan, “İşte Filistin İran Pakistan, zafere bir adım kaldı Müslüman” diye marşlar haykıran dindar gençlerde sığınacak ülke olarak ne İran’ı, ne Pakistan’ı ne de Suudi Arabistan’ı seçtiler. Solcu da sağcı da, dindar da laik de… Tüm kaçaklar Batı Avrupa ülkelerini seçtiler. Şaşılıp yanılıpta İran’a giden az sayıdaki İslamcı genç ile demir perde ülkelerine sığınan az sayıdaki solcu genç ise bu ülkelere gideceklerine bin pişman olup ülkeye geri döndüler.
İslamcıların, ülkücülerin, solcuların, kâfir, emperyalist, sömürücü gördükleri düşman ülkelerine sığınmaları biz saf gençlere tam bir şok yaşattı. İşin başka bir tuhaflığı da hem darbe öncesi hem darbe sonrası Türkeş de, Erbakan da en güçlü teşkilatlarını Almanya başta olmak üzere demokrasi ile idare edilen Avrupa ülkelerinde kurmuşlardı. Aynı şeyler solcular içinde söylenebilirdi. ..Devamını haftaya yazalım inşallah
Bu yazı toplam 326 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.