1. YAZARLAR

  2. Lütfi AYHAN

  3. Erdoğan “Diktatör” Olamaz Çünkü
Lütfi AYHAN

Lütfi AYHAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Erdoğan “Diktatör” Olamaz Çünkü

A+A-
Evreni yaratan Allah her konuda olduğu gibi yönetim konusunda da değişmez temel kanunlar koymuş. Nasıl ki ateş hem yakıyor hem de ısınmada işe yarıyor; nasıl ki su hem canlılara hayat veriyor hem de insanı boğuyor; nasıl ki temiz hava olmazsa yaşayamadığımız gibi kirli havada insanı hasta ediyor… Aynen bu gerçekler gibi devlet yönetmeninde olmazsa olmazları vardır. “Üç kişi yola çıktınız mı (bir araya geldiniz mi) aranızdan birini imam(önder/yönetici) seçin” diyen Rasulullah(sav) de bu ebedi kanuna vurgu yapıyor. Dünya kurulalıdan beri başsız insan olmadığı gibi adı bazen peygamber, bazen kral, bazen padişah, bazen başkan, bazen halife, bazen başbakan, bazen sultan, bazen şef… olan yönetici olmadan da devlet olmaz.

Pekiyi bu değişik sıfatlarla devletleri yönetenlerden enmakbulü hangisi? Bu sorunun net bir cevabı yok. Çünkü aynı devleti, aynı milleti aynı isimle/ sıfatla yöneten insanlardan hem iyiler/ başarılılar çıkmış, hem de kötüler/ başarısızlar… Bu teze örnek 36 Osmanlı padişahı, Roma kralları, T.C Başbakanları, Emevi ve Abbasi Halifeleri ile Selçuklu sultanlarıdır. Fatih gibi, Yavuz gibi, Kanuni gibi başarılı padişahlar ile, adı namı duyulmayan, ömrünü eğlence ile geçiren (mesela avcı mehmet gibi) padişahlarda aynı sistemin yöneticisi, aynı milletin lideri idiler. Alaeddin Keykubat da Gııyaseddin Keyhusrevde A.S Devletinin biri başarılı biri başarısız iki sultanıdırlar. Hz Ebubekir, Hz Ömer, dönemlerinde tıkır tıkır işleyen sistem/yönetim niyeyese Hz Osman döneminde bozulmaya başlıyor. T.C Başbakanlarını da siz kıyaslayın!

“Nasılsanız Öyle Yönetilirsiniz”

Yüce yaratanımızın(c.c) yeryüzüne gönderdiği son elçi (sav) şöyle buyurmuş:”Nasılsanız öyle yönetilirsiniz.” Kuranda yönetimle ilgili direk, net emirler ve tavsiyeler yoktur.Mesela, “Başkanınızı şöyle seçin! Yönetim şekliniz şu olsun!” gibi ayetler yoktur. Sadece “Onların işleri müşavere iledir” ayeti yönetimin sıfatına dair ipucu verir müminlere. İslamı en iyi anlayan nesil olarak bildiğimiz sahabe (ra)efendilerimiz de 4 büyük halifeyi seçerken istişareyi temel almakla birlikte bu seçimlerde farklı biçimler kullanmışlardır. Nasılsak öyle yönetiliriz gerçeğini ıskalamadan bir başka gerçeği daha söylememiz gerek. Bizlerin sebebini anlayamadığımız bir şekilde bazen takdiri ilahi aynı millete, aynı ümmete birbirinden farklı yöneticilerde nasip edebiliyor. Bu teze en iyi örnek Yezid gibi çok olumsuz çok zalim halifelere/sultanlara sahip olan Emeviler de Hz Ömer Bin Abdülaziz (ra) gibi çok iyi halifelerin bulunması. Diğer devletlerde de bunun gibi istisnalara rastlamak mümkün.

Başlıktaki yargıya dönecek olursak başbakanımız Tayyip Erdoğan güçlü bir lider mi yoksa dikatatörlüğe doğru ilerleyen bir yönetici mi? Güçlü olduğu kesin. Pekiyi bu gücü nereden geliyor? Bence gücü yaptığı mücadeleden, sarfettiği büyük çabadan ve milletin büyük çoğunluğunun teveccühünden ve mazlumların, garibanların duasından geliyor. Bu güç onu “diktatör” yapar mı? Çok zor. Çünkü diktatörlerin birinci özelliği korkak olmaları. Dost düşman biliyor ve kabul ediyor ki Erdoğan bu sıfattan çok uzak. Yine herkes görüyor ki Başbakanımız en basit işte bile istişareye başvuruyor. Son gezi olaylarında gerek eylemcileri temsil edenlerle, gerekse sanatçılarla bu konuda saatler süren toplantılar yaptı. Fakat buna rağmen hiç belli olmaz olaylar ve insanların davranışları onu tek adamlığa hatta (Allah korusun) diktatörlüğe götürebilir . Yani şu gerçeği görmekte fayda var: Erdoğan'ı sevenlerde sevmeyenlerde adım adım onu tek adamlığa doğru itebilirler. Başbakanı sevenler de ondan haz etmeyenler de her konuda sadece onu mesul tutarlarsa, her konuda sadece onu muhatap alırlarsa istenmeyen bir sonuç oluşabilir . Muhalefetin konuşmalarına bakın, onu sevmeyen gazetelerin başlıklarına, ona muhalif olan yazarların yazılarına bakın AKP den, hükumetten, bakanlardan daha çok “Tayyip” diyorlar, başbakan diyorlar. Sevenler ve takdir edenler de öyle. Bu gerçek içte de aynı dışta da. O zaman ne yapacağız ? Tek adamlığın, şefliğin iyi bir şey olmadığına inanan herkes ve her kurum diline, konuşmasına dikkat edecek. Her konuda başbakanı hedef ve muhatap almayacak. Hedefi büyütecek, dikkati dağıtacak. Sevmeyenler tüm suçu sadece başbakana değil bakanlara, hükumete, başka yöneticilere de atacak. Onu sevenler de tüm başarıları sadece başbakana bağlamayacak, bu başarılarda diğer çalışanları da zikredecek. Aksi halde el birliği ile bir başbakandan bir “diktatör” çıkarabiliriz. İşin garibi başbakanımız ;”ben diktatör falan değilim ben bu asil halkın, yüce milletin hadimiyim, hizmetçisiyim sıfatlar benim için onurdur …” demesine ve bence buna inanmasına rağmen çevresi, hayatın şartları, sevmeyenleri, rakipleri bilerek veya bilmeyerek onu adım adım “tek adamlığa” doğru itiyorlar. Tek adamlık kötü mü iyi mi bilmem ama çok zor. Bu nedenle Başbakanı sevenler dahil hiç kimse zaten büyük zorluklarla mücadele eden, gerçekten çok büyük bir çalışma yapan ve çok büyük bir efor sarf eden, 50 yılda yapılacak işleri 10 yılda başaran, büyük işlere ve büyük değişimlere imza atan başbakana bu ağır yükü yüklememeli.

Bu yazı toplam 81 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.