1. YAZARLAR

  2. Güngör Gökdağ

  3. "Erdoğan ve Türkiye" Hasımlığı Alman Siyasileri Bile Birleştiriyor
Güngör Gökdağ

Güngör Gökdağ

Yazarın Tüm Yazıları >

"Erdoğan ve Türkiye" Hasımlığı Alman Siyasileri Bile Birleştiriyor

A+A-

Almanya’da 24 Eylül’de yapılacak olan genel seçim propagandası yine Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türkiye düşmanlığı üzerinden yürütülüyor. Zaten yapılan bütün seçimlerde siyasi partiler, malzeme olarak Türkleri kullanırlar. Türk ve Müslümanlardan hiç hazzetmediklerini uygun bir dille izah ederler. Bu tutumlarında ise bekledikleri başarıyı yakalayıp, Alman toplumu üzerinde bir algıda oluşturdular.

Seçim atmosferine giren Almanya'da 2 büyük partinin lideri, Hristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) lideri ve Başbakan olan Şansölye Angela Merkel ile Sosyal Demokrat Partisi (SPD) Genel Başkanı ve başbakan adayı Martin Schulz televizyon programında bir araya geldiler. ARD,  ZDF, RTL ve SAT1 gibi en çok izlenen dört televizyon kanalında eşzamanlı yayınlanan münazarada Türkiye'yi ana gündem yaptılar.

Liderlerin yaptıkları karşılıklı düello da Almanya’nın sorunlarından çok Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türkiye konuşuldu. Hedef Türkiye oldu. Şansölye Merkel; Türkiye'ye seyahat edeceklere yönelik daha sert bir uyarı yapılması düşünülerek ekonomik baskının artırılması yönünde fikirlerini beyan ederken, SPD lideri Martin Schulz; şayet seçilirse, Avrupa Birliği’ne Türkiye ile üyelik müzakerelerinin kesilmesi yönünde tavsiyede bulunacağını bildirdi. Türkiye ile üyelik müzakerelerinin sonlandırılması hususunda Merkel’de Schulz’dan farklı düşünmüyor.

Almanya Türkiye’ye bir türlü iyi bir gözle bakamıyor?

Almanya-Türkiye arasında yaşanan bir güven sorunu var. Bu nedenle AB üyelik sürecindeki Türkiye'nin üye olarak kabul edilmesi halinde bile siyasi istikrarını bozabileceği korkusu yaşanmaktadır. Ayrıca Müslüman Türkiye ile Hristiyan Avrupa'nın derin kültürel farklılıklara sahip olduğu düşüncesi neredeyse bütün Avrupa'da hakimdir. Türkiye'nin bulunduğu istikrarsız coğrafi konumu nedeniyle de, özellikle AB’nin dış politika stratejilerinde büyük sorunlar çıkarabileceği düşünülmektedir.

İslam ülkelerinin hiçbirini yeterince ciddiye almayan Almanya'nın, söz konusu Türkiye olduğunda saat başı radyo ve televizyonlardan olumsuz haberler yapması hiç normal değildir. Türkiye-Almanya dış ticaret hacmi 40 milyar doları aşkındır. Ancak karşılıklı yapılan bu ticaretin Almanya tarafından fazla önemsenmediği görülmektedir. Terör örgütü PKK'ya bedava silah dağıtan Almanya’nın, Rheinmetall firmasının Türkiye'ye tank savunma sistemleri satılmasını engellemesi, 2016 yılından bu yana hafif silahlar, cephane ve diğer silahlanma malzemelerine ilişkin gelen taleplerin geri çevrilmesi, ihracat sözleşmelerine onay vermemesi, Türkiye'nin stratejik olarak değerinin bilinmediğinin açık bir göstergesidir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan yönetimini, politikalarını ve onun liderliğini kabullenemeyen, çıkarlarına engel olarak gören Almanya’nın, çok hatalı ve beklenen sonuçları son derece riskli politikalara yöneldiği görülmektedir.

 

Almanya, dolaylı stratejilerle Türkiye’yi bölgesinde zayıflatma ve bölmeye yönelik politikalar izlemektedir. Türkiye düşmanlarına verdiği siyasal desteğin, açık veya gizli silah ve cephane satışları ile desteklendiği bilinmektedir. Terör örgütü FETÖ ve PKK'nın Almanya'daki propaganda faaliyetlerine sessiz kalan ve bunlara kalkan olan Almanya'nın Türkiye’ye anti -demokratik siyasetinin insan hakları özgürlükler ve hukukla bağdaşır hiçbir yönü yoktur. Özetle Türkiye’ye karşı uygulanan ‘yasakçı’ zihniyetin Nazi dönemindeki uygulamalardan da farkı yoktur.

Oysa husumeti terk edip, Türkiye’ye yaklaşarak iyi ilişkiler kurmayı başarabilen bir Almanya ve liderliğini yaptığı AB küresel bir güç merkezi haline gelebilir. Her türlü risklerine rağmen bunu sadece Türkiye ile bütünleşerek yapabilir. Hatta ABD'nin bölgedeki siyasi ve askeri vesayetini kırarak Akdeniz, Karadeniz, Ortadoğu ve Kafkaslar da söz sahibi de olabilir. İslam dünyasında ki kötü imajını düzelterek, etkisini artırabilir, ticaretini maksimum düzeylere çıkartabilir.

Yükselen ırkçılığın artması, PEGİDA gibi yabancı ve İslam düşmanı hareketlerin siyasi zemin bularak güçlenmesi, mülteci akımı ve krizinin meydana getirdiği siyasi ve ekonomik sorunlar, entegrasyon, bir bütün olarak AB’nin güvenlik başta olmak üzere çeşitli sorunları Almanya’nın istikrarını zedeleyebilir…

 Türkiye'ye karşı izlenen husumete dayalı politika ve stratejiler ise sadece Almanya değil bütün bir Avrupa kıtasını tehlike atar. Türkiye’nin parçalanması veya bölünmesi halinde Avrupa'nın güvenliği hiç kalmayacak, ekonomik yönden daha riskli durumlarla karşı karşıya kalacaktır. Ortadoğu'da aktif siyasetlerini Ankara ile yapacakları yerde Kandil’i ve muhtelif terör örgütlerini tercih etmelerini hayra yormak mümkün değil. Oysa bölgedeki istikrarın ve güç dengelerinin Türkiye olmadan sağlanamayacağını bütün cihan bilmektedir.

Bu yazı toplam 564 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar