1. HABERLER

  2. TÜRKİYE

  3. Erdoğan'dan ABD'ye F-35 resti
Erdoğan'dan ABD'ye F-35 resti

Erdoğan'dan ABD'ye F-35 resti

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD ziyareti sonunda New York’taki Türkevi’nde gazetecilerle söyleşi gerçekleştirdi. ABD'ni Afganistan politikasını eleştiren Erdoğan, 'Bunun bir bedelinin olması lazım.' diyerek tepki gösterdi.

A+A-

Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları:

 

Birleşmiş Milletler 76’ncı Genel Kurulu toplantılarına katılmak üzere bulunduğumuz New York’taki programlarımızı tamamladık.

 

BM Genel Kurul toplantıları bu yıl ilk kez karma bir formatta gerçekleşti. Üye ülkelerin neredeyse üçte ikisi devlet ya da hükümet başkanı veya bakan düzeyinde fiziken katılım sağladı. Geçtiğimiz yıllardan farklı şekilde etkinliklerin bir bölümü çevrim içi olarak icra edildi. Bu kapsamda biz de BM Gıda Sistemleri Zirvesine ve BM Yüksek Düzeyli Enerji Diyaloğu Toplantısına video konferansla katıldık.

 

Son dakika: Erdoğan'dan Kılıçdaroğlu'na tokat gibi cevap: Sana ne oluyor? Son dakika: Erdoğan'dan Kılıçdaroğlu'na tokat gibi cevap: Sana ne oluyor?

 

Amerika’daki temaslarımızda ilk olarak 19 Eylül Pazar günü Türk-Amerikan ve Amerika Müslüman toplumu temsilcileriyle bir araya geldik. Bu toplantıda hem ABD’de yaşayan vatandaşlarımızla ve Müslüman kardeşlerimizle kucaklaştık hem de daha adil bir dünya özlemimizi bir kez daha vurguladık.

 

20 Eylül günü yeni Türkevi binamızın resmi açılışını gerçekleştirdik. Bu güzel günümüzde bize BM Genel Sekreteri, çok sayıda devlet ve hükümet başkanı, dışişleri bakanı, üst düzey yerli ve yabancı misafirlerimiz ile dostlarımız eşlik etti. New York’un siluetine kazandırdığımız bu yeni başyapıtın Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşayan vatandaşlarımıza ve ülkemize hayırlı olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.

Yine pazartesi günü Dış Politika Derneği isimli düşünce kuruluşu ve SETA DC tarafından tertiplenen etkinliğe katıldık. Bu toplantıda, dış politika alanındaki değerlendirmelerimizi Amerika Birleşik Devletleri’nde düşünce dünyasının önde gelen temsilcileriyle paylaştık. Ayrıca çeşitli Amerikan basın yayın kuruluşlarının temsilcilerine mülakat verdik.

Ekonomi alanındaki temaslarımız çerçevesinde, Türk Amerikan İş Konseyi tarafından düzenlenen 11. Türkiye Yatırım Konferansı’na iştirak ettik. Bu toplantıda, Amerikan iş dünyasının önde gelen temsilcileriyle ülkelerimiz arasındaki ekonomik ilişkileri değerlendirdik.

 

'MÜJDEYİ DÜNYAYLA PAYLAŞTIK'

 

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu açış oturumundaki konuşmamızda, uluslararası barış ve güvenliği ilgilendiren meseleler hakkındaki görüşlerimizi açık yüreklilikle ortaya koyduk. Daha adil bir dünyanın mümkün olduğunu, bunun için uluslararası topluma ne gibi sorumluluklar düştüğünü Genel Kurul kürsüsünden dile getirdik. İnsanlığın, salgın tehdidi ve tabii felaketler ile bunların ağır sonuçlarının cenderesi altında bunaldığı bir dönemde, iş birliği ve dayanışmanın önemini tekrar hatırlattık. Afganistan’daki son gelişmeler başta olmak üzere Suriye’den Libya’ya, Kudüs ve Filistin meselesinden Kafkasya’ya, Türkistan’dan Kıbrıs’a kadar geniş bir alanda ülkemizin yaklaşımlarını ifade ettik.

Birleşmiş Milletler Genel Kurul kürsüsünden, Paris İklim Anlaşması’nın onay sürecini tamamlayacağımız müjdesini dünyayla ve kendi kamuoyumuzla paylaştık. Dünyamızın bu hale gelmesinde en çok payı olanların, iklim değişikliğinin yol açtığı sorunların çözümünde de en çok katkı sağlaması gerektiği görüşümüzü açıkça muhataplarımıza söyledik. Orman varlığını artıran, nispeten modern teknolojik altyapısı sayesinde oldukça düşük karbon salımı değerlerine sahip bir ülke olarak bu konuda da üzerimize düşeni yapmakta kararlıyız. Ülkemize söz verilen desteklerin sağlanmasıyla birlikte ve ulusal katkı beyanımız çerçevesinde, Paris İklim Anlaşması’nda belirtilen hususlara uygun adımlarımızı atacağız. Karbon nötr hedefini, 2053 vizyonumuzun ilk ve en önemli hedeflerinden biri olarak milletimize armağan ediyoruz. Avrupa Yeşil Mutabakatına uyum için gereken eylem planını da devreye almış bir ülke olarak, bu süreci başarıyla yürüteceğimize yürekten inanıyoruz.

 

Son 3 gündür pek çok devlet, hükümet, uluslararası kurum ve sivil toplum kuruluşu temsilcisiyle görüşmeler yaptık. Bu çerçevede, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin yanı sıra Hırvatistan, Slovenya, Gine Bissau, Polonya, Ukrayna, Finlandiya, Burundi ve Irak cumhurbaşkanları ile Birleşik Krallık, Gürcistan ve Arnavutluk başbakanlarıyla ve Libya Başkanlık Konseyi Başkanı ile görüşmelerim oldu. FIFA Başkanı ile de bir görüşme gerçekleştirdim. Bir başka ifadeyle, Amerika’da bulunduğumuz süre zarfında toplam 14 ikili görüşmemiz oldu. Bu görüşmelerin, Genel Kurul’a hitabımın hemen ardından gerçekleşen biri hariç tamamına, Türkevi binamız ev sahipliği yaptı.

Ziyaretimizin ve temaslarımızın, güncel meselelere dair tutum ve önceliklerimizin, uluslararası camianın dikkatine getirilmesi bakımdan son derece verimli olduğuna inanıyorum.

 

SORU-CEVAP

 

"BUNUN BİR BEDELİNİN OLMASI LAZIM! TÜRKİYE'NİN KAPILARI AÇMASI DÜŞÜNÜLEMEZ"

 

BM Genel Kurul hitabınızda Afganistan vurgunuz önemliydi. Afgan halkının yanında olma noktasında önemli bir mesaj verdiniz. Türkiye'nin bu süreçte Afganistan’daki rolü ve stratejisi ne olacak?

 

Burada önceki gün Amerika’nın önemli bir yayın organıyla yaptığımız mülakatta da söyledim; 20 yıl önce Amerika Afganistan’a niçin girdi? Afganistan’da ne işi vardı ve şimdi Afganistan’dan niye çıkıyor? Herhalde bunun bir bedelinin olması lazım? Ve bunca mülteci şu anda nereye gidecek? Türkiye’nin kapıları açması ve bunları kabul etmesi düşünülemez. Burası bizim için bir açık hava koridoru değil. Böyle bir şeyi kabullenmek öyle kolay da değil. Bunun bir maliyeti var, bir bedeli var. Amerika burada “kapılar açılsın ve Afgan halkı Türkiye’ye girsin” diyemez. Nitekim böyle bir şeye biz açık da değiliz, müsaade de etmeyiz. Afgan halkı bizim için kardeş halktır. Tarihe dayalı bir geçmişimiz var fakat bu kuru kuruya bir kardeşlik olmuyor. Aynı şeyi biz Suriye’de de yaptık. Aynı durum Irak'ta oldu. Bunları böyle toparladığımız zaman, geçmişten alırsak girip çıkanla neredeyse 10 milyona varan bir sayı söz konusu. Şu anda bunun 5 milyonu Türkiye’de kaldı. Burada bu bedeli ödemesi gereken Amerika’dır. Amerika’nın bununla ilgili adımlar atması lazım. Fakat şu ana kadar böyle bir hava görünmüyor. Amerika’nın bu noktada kapıları açmak gibi bir derdi şu anda yok gibi.

 

"TALİBAN'DA KUCAKLAYICI BİR YÖNETİM OLUŞMADI"

 

Fakat kapsayıcı, kuşatıcı bir yönetim Afganistan’da oluşursa, bu yönetimle bazı görüşmelerimiz olabilirse ve gerçekten sağlıklı bir iletişim kurabilirsek, bundan sonra ne olabileceğinin adımlarını bu görüşmelerden sonra atabiliriz. Afganistan’da şu ana kadar bizim ciddi yatırımlarımız oldu; alt yapı ve üst yapı yatırımlarımız oldu. Bu yatırımlardan da rahatsız değiliz. Bundan sonraki süreçte de bu tür adımları atabiliriz. Ama Taliban’ın şu andaki yaklaşım tarzına bakıldığında kucaklayıcı, kuşatıcı bir yönetim maalesef oluşmadı. Şu anda sadece bazı sinyaller geliyor; bazı değişikliklerin olabileceği, yönetimde bazı kuşatıcı, kapsayıcı bir havanın oluşacağı istikametinde. Bunu tabi daha henüz görmüş değiliz. Eğer böyle bir adım atılabilirse o zaman birlikte neler yapabileceğimizi kendileriyle görüşme, konuşma noktasına gidebiliriz. Kaldı ki kendi içlerinde de şu anda bazı sıkıntılar yaşanıyor. Bu sıkıntıları aşabilirlerse ve ondan sonra Türkiye ile bazı görüşmeler olursa, adımlar atılabilirse bunları nasıl gerçekleştiririz, nasıl bir yol haritası belirleriz, ona bakar ona göre de Afganistan’la böyle bir adımı gerçekleştirmiş oluruz.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.