1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. ERMENİSTAN, KÜRDİSTAN VE İSRAİL AÇILIMI – II
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

ERMENİSTAN, KÜRDİSTAN VE İSRAİL AÇILIMI – II

A+A-

Geçtiğim yazımda kaldığım yerden devam ediyorum. Amerika’nın bölgemizde yarattığı kriz ortamının temelinde ulaşmaya çalıştığı hedeflerin neler olduğuna dair kaleme aldığım bu yazımı da okumanızı tavsiye ediyorum. Aslında bilinçli insanımızın farkında olduğu kirli oyunların temelinde yatan sebeplere bakmakta yarar var. Benim tespitlerim sonuna kadar doğru iddiasında değilim. Ama bugüne kadarki gelişmelerle çıkan sonuca bakıldığında en doğru olduğuna inandığım düşüncelerimi buradan paylaşıyorum.

Hani şu açıdan bakmakta yarar var. Konuyu sadece din savaşına odaklayıp diğer etkenleri de görmezden gelmememiz lazım. Bölgemizde ki bitmeyen krizlerin ve savaşların özünde aslında karışıklığa yol açan etkenlerin temelinde bulunan petrol, su, bor gibi faktörlerin emperyalist Amerika’nın iştahını kabarttığı bir realitedir.  

Malumdur ki en fazla 20-30 yıl içinde tükenmesi beklenen petrolün yerini hidrojen yakıtı alacak. Hidrojen yakıtının ucuz yolla üretilebildiği tek maden ise bor’dur. Dünya bor rezervlerine bakıldığında bor yataklarının % 70’i Türkiye’de bulunuyor. Bu da ülkemizi kirli Amerika oyunlarının baş hedefi haline getiriyor. Son günlerde yaşananlar, güney sınırımızda ülkemizin başına bela olan terörist etkenlere ölümüne maddi destek sağlayan Amerika babasının hayrına bunca maddi yardımı yapmıyor. Gözümüzün içine baka baka ahlaksız terör örgütlerine sağladığı desteklerle ülkemizi diz çökmeye zorlayan Amerika oynadığı oyunda tökezledikçe daha da saldırganlaşıyor. Kendisine rağmen başarılan kalkınma hamlelerimiz karşısında çılgına dönüyor. Alışageldiği tırsık İslam ülkesi perspektifinden tamamen uzak yapımız karşısında her çirkefliği denemekten imtina etmeyen Amerika, bor madenlerine erişmede ülkemiz üzerinde örmeye çalıştığı kirli ağlarla ulaşmaya çalıştığı noktaya katkı sağlayacak olan terör örgütleri başta olmak üzere tüm piyonlarını devreye sokuyor. Bu aralar Fransa ile aralarında bölgesel bir paslaşma yaptığını biliyoruz. Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un geri zekâlı açıklamasından bunu anlamak mümkün.

Gelelim tekrar bor madenimize… Bu maden ki füze yakıtlarında da kullanılan özelliğiyle Amerika’nın iştahını kabartıyor. Bu öyle bir maden ki füzenin daha hızlı ve daha yükseğe çıkmasını sağlayabiliyor.  

Köşemden fırsat buldukça haykırıyorum. Yıllardır ABD’nin kirli emellerine ulaşmada denemediği yol, oynamadığı pislik kalmadı. Bugün çoğumuzun belki de farkında dahi olmadığı bor gibi değerli bir madenin amacına matuf noktalarda kullanılabilmesini temin için Amerika kirli pençelerini havaya dikmiş durumdadır. Bu Amerika’nın proje için harcadığı para şu anda 1 trilyon doları aşmıştır. Bunun anlamını şöyle ifade edeyim. Sadece Ortadoğu için ABD kendi ülke ekonomisinin 10’da 1’ini Ortadoğu’ya aktarmış durumdadır.

Yine bölgesel amaçları için ortaya konulan bir diğer faaliyet ise; MİT raporlarında Ortadoğu’da ciddi bir silahlanma ve biyolojik silah üretimi vardır. Ortadoğu’da akan kan, silah üreticilerini memnun etmektedir. Hümanist yaygaralar atarak bölgede ki olanlar karşısında timsah gözyaşı döken ABD ve batı dünyasının akan Müslüman kanından zerrece etkilendiğini düşünmek bile safdillik olur. Geçtiğimiz yıllarda patlak veren Arap baharı gibi çıkışlarla birlikte Suriye’den sonra Mısır’ın da iç savaşa doğru sürüklenmeye çalışılması, uzunca bir zamandır yatay seyreden silah şirketlerinin hisselerini yeniden dikey yönde hareketlendirdi. Dünyanın en büyük 10 silah ve savunma sanayi şirketinin piyasa değeri Mısır’daki iç karışıklıklardan bu yana 33 milyar 634 milyon dolar arttı. Firmaların hisseleri, en son Libya’ya askeri müdahale sonrasında tavan yapmıştı.

Yine bölgemizin yakın gelecekte başını ağrıtması beklenen bir diğer etkense din faktörüdür. İslam dini ve mensupları, Amerika ve batı dünyasının gözünde yok edilmesi gereken faktörlerin başında yer almaktadır.

Birçok strateji yapılanmalarına göre şu anda müttefikimiz gibi görünen ABD 10 yıl içinde İran ve Suriye’yi 20 yıl içinde ise Türkiye’yi işgal etme planları üzerinde çalışmaktadır. Bunun anlamı şudur ki bu topraklar çok değil en fazla 20 yıl içerisinde yeniden bir kurtuluş savaşı mücadelesine maruz kalacaktır.

Bu savaşa karşı bugünden önlem almak zorunda olduğumuzu buradan tekrar tekrar zikretmeme sanırım gerek yoktur. Hükümet tarafından bugün kendi İHA ve SİHA’larımızı yapmamız, kendi bombalarımızı kendimiz imal etmemiz boşuna değildir.

Nükleer enerji santrallerine karşı hükümetin her adım attığında yaygara koparan çevreci geçinen kesimlerin kimin oyununa maşalık ettiklerini bilmek lazım. Onları meydanlara akıtan güç işte bunca yıldır bizi bizle eritmeye çalışan dış etkenlerin kurguladığı pis oyundan başka bir şey değildir. 

Sevgili okurlarım, maalesef uzun vadeli savaşlar daha bizi bekliyor.

Tüm kırılma noktalarımızı denediler. Daha fazlasını da deneyecekler. Bizler İslam ümmetiyiz. Bizi ölümle korkutamazlar. Bizim imanımız karşısında bocalayacaklar ve daha acımasız yollara başvuracaklar. Atalarımız nasıl ki bize bu güzel mirası bırakabilmek için canla başla mücadele ederek şehadet mertebesine eriştilerse bizde bundan sonraki nesiller için aynı fedakârlığı yapmak ve üzerimize serpili ölü toprağından sıyrılıp, hakkı hâkim kılıp, batılı kökünden silip süpürecek olan gerçek iman neferleri olarak asla yılgınlık göstermemeliyiz.

Bu rabbimizin bize verdiği bir fırsattır. Günümüz tabiriyle izah etmek gerekirse rabbimizce bize verilen bonustur.

Bu yazı toplam 683 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.