1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. EROL HOCA VE TÜRKÇE
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

EROL HOCA VE TÜRKÇE

A+A-

Selçuk Üniversitesi’nin kuruluşunun 41. yılını geçtiğimiz günlerde rektör Prof.Dr.Mustafa Şahin önderliğinde her yıl olduğu gibi bu yılda kutladık. Konya’nın ana üniversitesi ve Türkiye’nin sayılı üniversiteleri arasında iyi bir yer edinen Selçuk Üniversitesi’nin kurucu rektörlerinden Prof. Dr. Erol Güngör’ü rahmetle anıyorum.

Bir Türk ve Türkçe hayranı olan, Selçuk Üniversitesi’nin büyümesine ilk harcı koyanlardan birisi olan merhum rektör Erol Güngör, bir yazısında şöyle der: "Türk kültürünün vazgeçemeyeceği değerleri belli başlı birkaç grupta toplayabiliriz. Bunların başında millî varlığımızın en eski ve en büyük yapıcısı olan dilimiz gelir. Türkçe, Türk millî varlığının temel taşıdır.”

Bilmem  Türkçe konusunda bu sözün üzerine başka söz söylemeye gerek var mıdır ?

Bizim ilkokul dönemlerimizde bir milletin millet olabilmesi için en önemli unsurlardan birisi dil birliği, ülkü birliği ve bayrak olduğu anlatılırdı.

Gerçekten de biz millî varlığımızı "dil"e borçluyuz. Milletlerin karakterleri dillerinde saklıdır. Yani milletleri birbirinden ayıran "kan"dan ziyade "dil"dir. Aynı dili konuşanlar arasındaki samimiyet ve sıcaklık birer manevî bağ olarak kişileri birbirine bağlar, onları kuru kalabalıklar olmaktan kurtararak şuurlu toplumlar haline getirir, millet yapar.

Merhum Erol Güngör'ün ifadesiyle "Bir millet bir günde ortaya çıkmaz. Milletler bir tarih, bir kültür demektir; tarih ve kültür ise bir insan topluluğunun çok uzun bir zaman yaşaması sonunda ortaya çıkar." İşte bu uzun zaman şeridi içinde, milletin nasıl oluştuğunu, neyi sevip neyi sevmediğini kısaca milletin hayat tecrübelerini biz dil vasıtasıyla öğreniriz.

Silah arkadaşları ile birlikte Atatürk’te Türkiye Cumhuriyetini kurduğunda:
“Benim naçiz vücudum bir gün toprak olacaktır.  Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır” demiştir.

 Dolayısıyla dil, geçmişle gelecek arasında bir köprüdür. Dil ile fazla oynamamak gerekir. Dilin içindeki yabancı kelimeleri temizlemek lazım.

Karamanoğlu Mehmet Bey’in fermanına bugün dünden daha çok ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.

 Günümüz insanlarıyla nasıl konuşup anlaşıyorsak dünkü insanlarla da fikir alış verişinde bulunabilmeliyiz. Bakınız TRT’de yayımlanan  “DİRİLİŞ ERTUĞRUL VE  PAYİTAHT ABDÜLHAMİT” dizilerindeki dili nasıl anlıyoruz. İşte dil budur.Aynı şekilde, yarınki nesiller de bizimle dertleşebilmelidir.  Bunu sağlayacak olan dildir. Ancak, dile gereken önem verilmez ve millet sık sık hafıza kaybına uğratılırsa nesiller arasında kapatılması mümkün olmayan uçurumlar oluşur. Bu da toplumda düşünce buhranına yol açar. Sanırım bunları zaman zaman görmekte ve sözde Türkçe konuşan insanlarla anlaşmamız veya kullandıkları kelimeleri çözmemiz sıkıntı oluyor.

Türkçe dünyanın en güzel dilidir. Max Müller bu gerçeği şöyle dile getirmektedir: "Türk dili o kadar mükemmel ve kaideleri o derece kıyâsîdir ki bu dili sanki lisâniyât âlimleri vücuda getirmiştir." Fakat bu güzel dil aynı zamanda dünyanın en talihsiz dilidir de... Bin yıl yabancı dillere karşı istiklâl mücadelesi veren Türk dili Cumhuriyet sonrasında bir de "uydurmacılık" ve "tasfiyecilik" hareketi ile boğuşmak zorunda bırakıldı. Ve bu mücadelede maalesef Türkçe büyük yaralar aldı. Merhum  Profesör Erol Göngör "Kök itibariyle Türkçe olmayan kelimeleri dilimizden atarak yerine Türkçelerini uydurmak" şeklinde özetleyebileceğimiz tasfiyecilik hareketinin temelinde Türk kültürünü ortadan kaldırma arzusunun yattığı düşüncesindedir: "Türkçenin değiştirilmesinin kökünde Türk milletinin karakterinin, değer sisteminin ve hedeflerinin değiştirilmesi arzusu yatmaktadır. Eğer yeni yetişen nesiller daha önceki Türklerin meydana getirdiği kültür eserlerini anlayamazlarsa, o kültürle herhangi bir alış verişleri olmazdı. Mesela Yunus Emre'yi okuyup anlamayan bir genç, elbette onun anlatmak istediği şeylere de yabancı kalacaktır." demiştir.

Bugün Türkiye'nin en önemli meselesi dil ve kültürdür. Dil ve kültür bir milletin millî şahsiyetini temsil eder. Dil ve kültürün bozulup yozlaşması bir bakıma milletin şahsiyetinin bozulup yozlaşması demektir. Fen size birçok teknik hizmet sunabilir. Ama siz sosyal ilimlerden habersizseniz o hizmetlerin esiri olursunuz. Bir başka ifade ile "robot"u sizin hizmetinize sunan "fen"dir, sizi robotlaşmaktan kurtaracak olansa sosyal ilimlerdir.

İşte bunun içindir ki  merhum hoca ,Erol Güngör dil, din, kültür, gelenek vb. sosyal meseleler üzerinde ısrarla durmuştur.Kendisiyle görüştüğümüz zamanlarda bunların üzerine basa basa mesaj verirdi.

Yazımı rahmetlinin şu sözleriyle tamamlamak istiyorum: "Türk kültürünün özü ve bütünü kültür eserlerimizde kullanmış olduğumuz Türkçedir." Dolayısıyla "Türk aydınları Türk dilini kurtarmak zorundadır. Dilin kurtarılması milliyetçiliğin asgarî şartıdır."

Bu yazı toplam 287 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.