1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. ESKİ-YENİ TÜRKİYE VE İNSAN YAŞATMAK
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

ESKİ-YENİ TÜRKİYE VE İNSAN YAŞATMAK

A+A-

Bugün biraz gerilere gitmek istiyorum.

Yaşadıklarımdan mı, Ramazan ayının mistik havası mı, gönlüm dolu, yüreğim  adeta yağacak yağmur kadar ağır.

İsterseniz siz adına nostalji deyin,

İsterseniz geçmişi özlemek deyin.                                                

Türkiye’nin 30-40 yıl gerisi ile bugüne bakıyorum. Tabi ki, bakış açısı önemli ama, bir tarafım kan ağlıyor, bir tarafım ise gülücük içinde.

Neden mi ?

İşte açıklıyorum.

Çok şey yazmak istiyorum ama,  yazmaya yer bulamıyorum, dahası dam alçak değnek  büyük !..

Bazı kimseleri dinliyorum.

Geçtiğimiz gün yine bir dostumu dinledim.

"Çok şey değişti Türkiye'de. Gençler bunun farkında değil. Memurların maaşları deprem yardımlarıyla ödeniyordu..."

Sessizliğimi "tasdik" olarak kabul etmiş olmalı ki devam ediyor...

"Hastaneler önünde gece yarısı sıraya girerdik. Buradan İstanbul'a  bir günde zor giderdik. Şimdi bir saatte İstanbul’dayız.  Duble yollar var şükürler olsun..."

Noktayı koyuyor...

"Memleket çok gelişti, görmek lâzım..."

Söylediklerine bir itirazım yok ama, işte zurnanın zırt deliği burada:

Deprem yardımları ile ödenen maaş safsatalarını, bir saatlik İstanbul  uçuş halüsinasyonlarını deşelemeden sadece soruyorum:

Buraları çocukların için güvenli buluyor musun?

İşte hayatın püf noktası burada ?

Çocuklarımız güvende mi?

Yarınlarımız güvende mi ?

“Hayır” bile yok !

Sessizlik, önemli bir cevaptır anlayana.

Muhafazakâr dünya görüşüne sahip, eğitimin bütün merhalelerini tamamlamış bu arkadaşım "iyi"yi tanımlarken sadece "maddi" şeylerden bahsetmesi halimizi ne güzel resmediyor...

İnkar etmemek lazım.Cidden  memlekette bir şeyler değil, çok şeyler değişti.  Bu çerçeveden bakınca bir memlekette "iyi"yi tanımlamanın parametrelerinden "biri" bayındırlık hizmetleri olabilir. Lâkin bütün parametreler bayındırlık eksenli resmediliyor ise ortada ciddi bir problem var demektir.

Ahlak anlayışımız nerede ?

Fuhuş, terör ne durumda ?

Ekonominin durumu nasıl ?

Eğer duble yollarımız, dünyanın en güzel şehrinin içine ettiğimizi 15 yıl sonra fark edip tıraşlamaktan bahsettiğimiz gökdelenlerimiz, Yaz boza dönen eğitim düzeyimiz, Diplomalı işsizlerimiz  Konya Necmeddin Erbakan Üniversitesinden mezun olup, hayata atılan Aybüke'yi hayatta tutamıyorsa bu ilerlemenin ne faydası var?..

Efendim,

Katar’a Askeri üst kuracakmışız.

Heyhattt..

Bir tarafta ABD, AB, Avrupa ülkeleri bir taraftar Türkiye ve Katar…

Arap ülkeleri bile bize  Katar’dan dolayı karşı.

ABD’nin bu ülkede  10 bin askeri bulunan bir üstü var.

Biz kiminle nasıl dans edeceğiz?

 Aybüke’li  , ve daha nice vatan evladını o yollarda yürütemiyorsak, o uçaklara bindiremiyorsak ne anlamı var?

Şu sözü unutmayınız:
“İnsanı yaşat ki, Devlet yaşasın”

İnsanı yaşatamadığın bir düzende her şeyi altından yapsan ne yazar?

İlerlemenin temel parametresi insanlara sunduklarıdır: Can güvenliğidir mesela, geleceğe dair umuttur mesela...

40 küsur yıldır şehit cenazelerini bitiremediğimiz bir ülkede uçuşlarımız bedava olsa, herkesin bir ucağı, helikopteri olsa ,duble yollarımız üçe katlansa ne fayda!..

Aybüke öğretmenin şehadetinin akabinde arkasından yazılanlara bakıyorum. Herkes, acısını paylaşmak için bir şeyler yazıyor.Tabi ki bir o değildir. Hemen her gün şehitlerimiz var ama, haber ajanslarına bile tek tük düşmektedir.

Şehadet muhakkak ulvi bir makam ama genç canların kopup gitmesi toplumu ziyadesiyle etkiliyor. O yüzden devletin vazifesi tabii ki bütün vatandaşlarını hayatta tutmak ama gençler üzerinde ayrı bir ihtimam göstermektir.

Peki bunu yapabiliyor mu?Yukarıda da yazdığım gibi mesele beton dökmek değil, o en kolayı. Parayı bulamazsan "sen yap kazanamazsan farkını öderim" diyorsun.Eğer gelişmişlik, huzur parametreleri  gökdelenlerse, duble yollarsa o zaman  Dubai sorumsuz olmalıdır.Mesele emlakçi zihniyetiyle nakit toplamak değil insanını yaşatabilen bir devlet yaratmakta...

Kaldı ki, inşa sektörü de sıkıntıda. Geçtiğimiz günlerde demire yapılan zam gündem oldu ama kapanıp gitti.

Mesele Devlet adına vazifeye gönderdiğin canı muhafaza edebilmektir.Velhasıl mesele, Kaymakam'ın, Vali'nin korumasız çıkamadığı sokaklara sadece Allah'a sığınarak koşa koşa giden çocukların güvenliğini herkesten önce ve her şeyden üstün tutabilen devlet olmaktır...

FETÖ'den, PKK'ya ve sair terör örgütlerinin hepsine selam çakmayı gazetecilik sayan özde bölücü isimde solcu gazete için Aybüke "yoldan geçen biri", kırmızı fularlı terörist ise adıyla sanıyla bir kişilik...

Ölen vatan evladı olunca ismini bile zikretmeye tenezzül etmeyen paçavralara gazete dendiği bir memlekete dönüştük.

30-40 yıl böyle mi idik.

O günler mi, bu günler mi ?

 

Bu yazı toplam 293 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.