1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Evreni Kime Dar Edebiliriz Ki?
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Evreni Kime Dar Edebiliriz Ki?

A+A-
Suriye helikopterini düşürdük. Sınır ihlali durumunda olması gereken buydu. Fakat bu tür gelişmeler oldukça temkinli olmayı bilmeliyiz ve efelenme tarzında yaklaşıma asla tevessül etmemeliyiz. Bir çok konuda sonuna kadar desteklediğim AK Parti hükümeti yetkililerinin bazı açıklamalarında 23 Nisan’da başbakan koltuğuna oturtulmuş minik yavrularımızın açıklamalarına benzer ifadeler kullandıklarına üzülerek şahit oluyorum. Ortada ciddi bir savaş riski var. Etrafımızda ki tüm ülkeler kaynıyor. Her gün şaka gibi binlerce insan ölüyor. Yani nice hayatlar sona eriyor. Bunda insan, genç yaşlı demeden, kadın çocuk demeden dünyaya veda ediyor. Böylesi ciddi bir durumda açıklamalar yapılırken lütfen daha ciddi ifadeler kullanalım. Efelenme tarzı dış politikamızın bir anlam ifade etmediğini anlamamız lazım. Evet Türkiye olarak güçlü olduğumuzun bilincindeyiz. Ama güçten önce siyasi manevraların ve politik yaklaşımların oynandığı bir coğrafyada yaşamaktayız.
Dışişleri bakanımız Sayın Ahmet Davutoğlu’nu bir Konyalı olarak birçoğunuz gibi bende severim. Sıcakkanlı yapısı, insanlarla ikili diyaloglarında yapmacıklıktan uzak durması güzel şeyler.
Ama açıklamalarını dinlerken dış dünyanın Türkiye içindeymiş gibi bir algıyla hareket ettiğini gözlemliyorum. Bakınız biz içimizde nasıl kendimizi karşı konulamaz büyük bir güç olarak görüyor isek, diğer tüm dünya devletlerinde yaşayan halk toplulukları da kendi aralarında kendilerinin milli kahramanlıkları ve güçlü oldukları öngörüsüyle hareket ederler. Ne bileyim! Afrika’dan Angola’ya gitseniz orada yaşayan ve yokluktan kıvranan halk iş yiğitliğe geldiği zaman açlığını susuzluğunu unutur ve hemen kahraman edalarıyla Angola’nın tüm dünyada ki en önemli ülkelerden ve güçlerden biri olduğu zannına kapılır.
Halbuki işin gerçeği öyle değildir. Güçlü devletlerden gelecek ciddi bir müdahale sonrasında anla ifade edilebilecek sürede geri püskürtülürler.
Ahmet Davutoğlu, Suriye helikopterinin düşürülmesiyle alakalı çıkıp konuşurken kendisine sorulan misilleme ihtimali sorusuna verdiği yanıt esnasında değil dünyayı evreni onlara dar edeceğimiz gibi uçuk ifadeler kullandı. Bu ifade bazı kesimleri güldürmüş olabilir. Çünkü sözün ardı yok.
Diyelim ki oradan kalktı gazetecinin birisi ve Sayın Davutoğlu’na “ Evreni onlara nasıl dar edeceksiniz, bu ifadenizi az açar mısınız?” şeklinde bir soru yöneltti. Bu soruya nasıl bir cevap vermemiz gerekecek?
Hani adına NATO denilen bir güç var. İş desteğe ve Müslümanlara gelince laftan öte yaptığı ciddi hiçbir şey göremediğimiz bu yapıya sınırsız güveniyor isek, sizce doğru bir yol mu izlemiş oluruz?
Uluslararası konjöktürde bilmemiz gereken bir gerçeği aklımızdan çıkarmamamız lazım. Savunma sistemimizde kendi iç dinamiklerimize yeterince güç sağlamamış isek ve kurumsal bir kimlik kazandırmamış isek o zaman vay halimize!
Uluslararası yapılanmada ülkeler arasında dostluk yoktur. Sadece politika vardır. Herkes kendi çıkarının peşlindedir. O yüzden kendi kendimize yiğitlenip, efelenme tarzı ifadeler yerine daha oturaklı ve karşısında ki insana korku salabilecek taktik açıklamalar yapmamız lazım.
Geçtiğimiz günlerde ABD Başkanı Obama’nın bir duası oldu. “ Tanrım Bize Ne Zaman Güç Kullanmamız Gerektiğini Bilmemizi Sağlayacak Akıl Ver"
Evet bu duanın içerik olarak anlamı büyüktür. Bir acziyetin dışa vurumudur. Her şeyden güçlü olana teslimiyettir.
Bizimde açıklamalarımızda evreni dar etmek gibi ifadeler kullanmak yerine, “Allah’tan Beşşar Esed’e aklı selim vermesini niyaz ediyoruz. Kendi halkını katletmekten geri adım atmayan bu kanlı savaşın bir an önce sona ermesini bekliyoruz. Ülkemize karşı sınırı aşan her türlü tehdit karşısında suskun kalacağımız zannedilmesin. Gelen tüm tehdit ve saldırılar misliyle bertaraf edilecektir.”diyerek daha ciddi bir ifade kullanmak suretiyle karşımızdakine korku salmayı bilmeliyiz.
Açıklamalarımızda ki şekil -affınıza sığınarak- hani çöpçü ile çocuğun arasında gelişen ağız dalaşına benziyor.
Yiğitlik ifadeleri daha çok 18. yüzyılda ki kişisel emeğe ve güce dayalı harplerin gerçekleştiği dönemlerde etkin görev görmekteydi. Şu anda dünyada ciddi silahlanma gerçeği ve tehdidi var. İnsan gücüne dayanmayan ve tamamen otomatik harp sistemleriyle kontrol edilebilen kalleşane savaşların tetikçisi donanımlar sayesinde güç dengeleri değişti. Bugün Amerika, İran’a karşı operasyona yeşil ışık yakamıyorsa İran’ın elinde ki nükleer gücü oturduğu yerden ABD’nin baş müttefiki İsrail’e yönelik ciddi tehdit olarak görmesinden kaynaklanmaktadır. Kuzey Kore’de nükleer silahların babası var. Bunu bilmeyen yok. Ama Kuzey Kore şu an için tehdit değil. Fakat, İran’ın bir delilik yaparak bu silah namlularını İsrail'e çevirip fitili tutuşturmasıyla İsrail devletini yok etmesi anlık meseledir. İşte bu yüzden daha yapıcı olmaya ve değişen dünya dengelerine sıkı adapte olmaya yönelmeliyiz. Askeri güç olarak düzenli bir ordumuz olabilir. Ama günümüz savaş stratejilerinde uzaktan idare edilebilir envai çeşit silahlarla bu askeri güç zayıflatıldıktan sonra bitkin düşen toplumun üstüne çörekleniliyor. Amerika Irak savaşında havadan bombalar yağdırdıktan ve ne kadar zaman geçtikten sonra askeri gücünü Irak topraklarına indirebilmiştir.
Allah muhafaza etsin. Beşşar Esed tükenmişlik sendromunun tezahürüyle elinde ki kimyasal silahlardan ülkemizin birkaç farklı noktasına saldırı düzenlerse ne olacak? Misliyle mi karşılık vereceğiz? Buna müsaade edecekler mi?
İşte öylesi bir saldırıda olan olmuştur. Daha mantıklı hareket edilerek savaş planı da dahil olmak üzere aklı selime göre bir hareket taktiği düşünülmelidir.
Lütfen dış dünyaya giden açıklamalarımızda daha oturaklı açıklamalar yapalım.
 
Bu yazı toplam 36 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum