1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. EYLÜL VE YASSIADA
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

EYLÜL VE YASSIADA

A+A-

Havalar yeniden ısındı.

Ancak mevsim, yani ilkbahar ve yaz ayları bitti bile.

Nerede ise Eylül ayının da sonuna gitmek üzereyiz.

Sonbahar hazan ayıdır.

Şairin dediği gibi, bizim yaşlardakilerin gözleri buharlıdır. Ayrılık ayıdır.

Sonbahar’da ölümlerde artar.

Her saat, her sabah içimizi sızlatan bir sala sesi ile uyanmak olasıdır.

Dostlar bir birinden ayrılır. Sevgililer ayrılık şarkıları söyler.

Neyse hüzün içinde hüznü yaşatmak istemiyorum.

Şimdi size dizilişini biraz değiştirdiğim , değerli bir dostum olan, siyasi tecrübesi bulunan A. Kemal Başaran’ın tarafıma göndermiş olduğu  Eylül ayı ve Yassıada yazısını paylaşayım.

Aslında Ağustos ayı Türk tarihinde ne kadar şanlı sayfalar ile dolu olsa da, arkasından gelen Eylül ayı içinde Türk’ün hüzün, iç karartan günleri darbeleri vardır. Allah bize bunları bir daha yaşatmasın.

İsterseniz size  merhum Menderes’in   çile çektiği ve idam edildiği Yassıada’dan bahsedeyim.

Yassıada Doğu Roma İmparatorluğu döneminde 4.yüzyıldan itibaren bir sürgün yeri olarak kullanılan Yassıada’ya Bizans İmparatoru bir manastır inşa ettirmiş, 860 yılında da adada sürgün olarak kalanlar için kilise inşa ettirilmiş.Daha sonra bu kilisenin altındaki dehlizler zindan olarak kullanılmış.

Kayalar içine oyulmuş 1.5 Mt genişliğinde, 2 Mt boyunda 1.5 Mt yüksekliğinde havalandırma deliği yok ışık yok, tuvaletini yapacak bir gider yeri olmayan, yaz kış zeminde devamlı 15 cm su ile dolu olan bu yer. Sağda 10 adet solda 10 adet ortada 60 cm genişliğin de zindan görevlilerinin gezeceği yer toplam 20 adet zindan hücresi mevcuttu.

Yukarıda da belirttiğim gibi ,her Eylül ayı geldiğinde içimizi bir hüzün kaplar.. Eylül hüznün ayı, hazan mevsiminin başlangıcı.… Her yerde bir sessizlik hakim olur. Sadece sıcak yaz günlerinin sona ermesi ile tatlı tatlı esen hazan rüzgarlarının sesi duyulur. Bir zamanlar nadide bir tomurcuk iken etrafa canlılık güzellik katan yemyeşil yaprakların sararıp kuruması ve tutunduğu dalı terk etmesi gibi. Tıpkı sevdiğinden ayrılan, acısını ve gözyaşlarını yüreğine gömen bir sevgili edasıyla çaresiz düşmesine sessiz kalan dallar. Yaprağın kaderidir düşmek. Düşen ve hışırtılı sesleri ile bir oyana bir bu yana savrulan yapraklar neyi anlatmak ister bilinmez..

Siyasi tarihimizde ülkemizin kalkınmasında refahında kaderini değiştiren siyaset kahramanlarımız da hazan yaprakları gibi bir Eylül günü aramızdan ayrıldı.

Allah rahmet eylesin mekanları cennet olsun.

Vefatlarının üzerinden 56 yıl geçmesine rağmen Menderes ve arkadaşlarının milletimizin gönlündeki mümtaz yerleri giderek pekişmiştir.
Onları haksız yere idam edenler ile bu kararı açık veya gizli şekilde destekleyenler ise yuvarlandıkları utanç çukurunda sürekli daha dibe batmaktadırlar.

"Yakın tarihimizin en acı hadiselerinden birini 16-17 Eylül 1961 tarihinde yaşadık. Başbakanlık görevini yürüttüğü Demokrat Parti iktidarı döneminde ülkemize demokrasi ve kalkınma alanında çok büyük katkılar sağlayan Adnan Menderes, 27 Mayıs darbesinin ardından büyük bir zulme maruz bırakılmıştır"

Menderes ve arkadaşlarını sadece haksız yere Yassıada zindanlarına kapatmakla yetinmeyen darbeciler, 16 Eylül'de Zorlu ve Polatkan'ı, 17 Eylül'de de Menderes'i idam ederek, ellerine kan ve alınlarına da kara bir leke bulaştırmışlardır.

 

Merhum Menderes hayata veda ederken bile illet ve vatan sevgisiyle yaşama veda ederken şu cümleler ağzından dökülmüştür:

Hayata veda etmek üzere olduğum şuan da;
Devletime ve Milletime ebedi Saadetler dilerim!
Adnan Menderes
17 Eylül 1961

"Vefatlarının üzerinden 56 yıl geçmesine rağmen Menderes ve arkadaşlarının milletimizin gönlündeki mümtaz yerleri giderek pekişmiştir. Onları haksız yere idam edenler ile bu kararı açık veya gizli şekilde destekleyenler ise yuvarlandıkları utanç çukurunda sürekli daha da dibe batmaktadır. Milletimizin gönlünde şehit sıfatıyla yerini almış olan Adnan Menderes'e ve arkadaşlarına Allah'tan rahmet, milletimize başsağlığı diliyorum."

 

 

Bu yazı toplam 158 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum