1. YAZARLAR

  2. Mustafa ÖZYURT

  3. Eyyühessalik
Mustafa ÖZYURT

Mustafa ÖZYURT

mustafa özyurt
Yazarın Tüm Yazıları >

Eyyühessalik

A+A-
Allah'ın kullarına ikramı çeşit çeşittir. lüğat da "yolcu" manasına gelen sâlik, tasavvufta, Allah'a giden yolu tutana, seyr halinde bulunduğu sürece müride denildiği gibi, ilim ve tasavvur ile değil de mücerret hâl ile makamlarda seyreden kimseye de sâlik denir. Sâlike, ehl-i sülük de denir. Allah'a erişmesi için sâlikin ahlâkî olgunluğa ulaşması gerekir. Bu da kulun nefsini kötülüklerden arındırması, ahlâkî faziletlerle donatmasıyla mümkün olur.
Hadimi k.s.), sırasiyle Sâlikin vazifesinden, ashabı kiramın hallerinden ve marifetüllah’tan açıklamalar yaparak bize şu ızahları vermektedir:
Ey Salik, yani Allah Tealanın marifet sıfatiyle meşgul olan fitakıllah (Allaha takva da) olan kişi, sana düşen yakışan çok sayetmek (manevi sahada çalışmak) yakın tahsil etmektir.

İctihadın da asıl olan sürâtle kalp kandilini yakıp durman lazımdır. Maddeten ve manen ehlisünnet ve’l-cemaat mezhebine nazar etmekle sahih nazar ile yakın hâsıl olur. O, mezhebi iz’ân sahibi gabavetten (geri zekâlılar, kısır görüşlü, dinin ve tasavvufun hakikatlerini anlama şuur ve idrakinden uzak kimselerden) teyekkuz ile ve nevmi gafletten (gaflek uykusundan) uyanık olmalısın.
Mütenebbih (uyandırıcı), tezarru, tevessul, Allah Tealadan istiane ile meşgul olmalısın. Bu hususda emir (iş) zordur. Hatır azımdır. Kavi (güçlü) takat, insani güç olmamakla beraber menfaat büyüktür. Taki böyle ol ki, hatadan ayağın kaymasın (manen). Hak olan, itikadın ins ve cin şeytanlarının mudıl ıdlalleri ile zail olmasın.
Mudıl: Saptırıcı demektir. İnsanların ve cinnilerin şeytan kısmından olabilir. Şek sahibinin şüpheleriyle itikadın zail olmasın. Muhakkak kavimler hak makamında hidayete erdikten sonra bu bab da ayakları kaydı. Kendileri dalalete düştükleri gibi başkalarını da dalalete düşürdüler. İşaret edilen şeyler onların cümlesindendir. (b.s.305)

ESHABI KİRAM

Eshab’dan Abdullah bin Mağfel r.a. anlatıyor: Ben Rasülullah s.a.v. den işittim. Buyurdular ki: ”Allah Teâlâ Eshabımın hakkındadır. Yani onlar Allahtan ittika ederler. Onlara kötü sözlerle, kötü şeylerle taîn etmeyin onlarda Allahı hatırlayın. Onlara garaz ittihaz etmeyin. (yani onlara taş atmayın). Benden sonra kim onları severse beni sevmiş olur. Bende onları severim. Kim onlara buğz ederse bana buğz etmiş olur. Bende onlara buğz ederim.
Ölenler dirilerine yapılan ezadan eziyet duyarlar. Öldükten sonra bile olsa kim onlara eza ederse, Bana eza vermiş olurlar. Zira habib habibine (sevgilisi sevgilisine ) yapılan ezadan eziyetlenir. Ona eziyeti kendine eziyet bilir. Kim bana eziyet ederse, sureti kat’ıyyede Allah Teâlâ’ya eziyyet etmiş demektir. Çünkü Rasülüne tazım mürsile tazımdır yani gönderene.
Ezası da aynıdır. Kim Allah Tealaya eziyet ederse, onun ruhunun çıkması seri olur.”o azizdir. İntikamı seri ve gazapla ruhunu almaya muktedirdir. O cebbardır. Kahhardır. Basıret sahipleri için bunda ibretler vardır. Bazılarının çektiği eza bir bakıma onun muhabbeti içindir.

ALLAH TEÂLÂ’YI MARİFET

İmamı ehlisünnet (Allah Teâlâ, onların hidayet ilmini çoğaltsın). Şeyh Ebu Mensuri Matüridi ve Şeyh Ebu Haseni’l-Eş’âri ve bazı Esatiz yani üstazlar, Cumhuru ulema demiştir ki:

1- Allah Tealayı marifet(bilmek) aklen vaciptir, farzdır. Şer’ân değil. 2- Allah Teâlâ rasül göndermiş bile olsa onlar üzerine Allahı marifet (tanımak ve bulmak, öğrenmek) vaciptir yani farzdır. 3- Sanıî (Yaratıcıyı) Allah sıfati ile hakkıyle marifetini öğrenebilir. 4- Vucud ve vucubun hakikatıda zatının aynıdır.
5- Muhakkak işlerin bazılarının güzel, bazılarının çirkinliği akılla idrak edilir. 6- Cenabı Hakkın fili sıfatlarının hepsi hakikaten zati sıfatlarına raci’dir. Zira fiiller ademiyetden (yokluktan) vucudiyyete ihrac mebdeidir. Yanivar olmaya meydana gelmeye çıkma, başlama noktasıdır.
7- Her sıfat zati olsun, fili olsun vacib-ül-vucuttur, mümkineyle değildir. 8- Hakiki Barii Razzak (rızkı veren Allah) da fili sıfatlar tekvine rucu eder. 9- Tekvin, benzeri mükevvininin aynı değildir.
10- Beka, zaid bir sıfat değildir. 11- Semi ve Basar ilmin gayri bilmenin dışında bir sıfattır. İşitilmiş ve görülmüş olmakla sıfattırlar. (Devamı var ama biz buruda muhtasar geçtik.) (Devam edecek)
 
Bu yazı toplam 131 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.