1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Ezilen Değil, Yükselen Türkiye
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Ezilen Değil, Yükselen Türkiye

A+A-
Türkiye Cumhuriyeti; konumu, tarihi, sosyal yapısı gibi bir çok önemli konumda dünyada ki gözde ülkelerden biridir. İşte bu yönüyle bizi hazmedemeyen, ilerlememizin önüne engeller çıkarmak için her türlü hile ve desiseye başvuran batı dünyası ve Amerika ile kıskançlık krizine girerek gerçek halkın sesine kulak tıkayıp, bizi zelil göstermeye çalışan bazı İslam ülke liderlerinin çabalarına rağmen dimdik ayaktayız. Bu gidişatın önüne hiç kimse geçemeyecektir. Buna iç hainlerde dahildir. Bütün çabalarına rağmen Türkiye 1980 öncesinin Türkiye’si asla olmayacak, 2002 öncesinin Türkiye’si ise hiç olmayacaktır. Bizim gibi ilerlemekte olan halkı Müslüman ülkelere karşı geçmişten günümüze kadar türlü kumpaslar icat edildi. Kendi yağıyla kavrulabilen İslam ülkelerinden elle gösterilecek az olması ve mevcut konumuyla lider düzeyde olan ülkemizin geleceğe yönelik attığı adımlar iç ve dış düşmanları halen rahatsız etmeye devam edeceklerdir. Ama son seçimlerde halkımız artık bu tür senaryoları yutmadığını ve medeniyet yolunda ilerleyen ülkemizin lideri başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın arkasında olduğunu tüm dünyaya en gür seda ile haykırmıştır.
Çünkü gayrimüslim güçlerin gözünde, Türkiye’nin diğer İslam ülkeleri için model ülke olma riski vardır. Türkiye tüm İslam aleminin uyanmasında ve ellerinde ki doğal kaynakları ümmetin lehinde daha çok ekonomik özgürlük için değerlendirme ihtimali olması bile uykularını kaçıracak düzeydedir. Türkiye’nin bu realist yapısı, diğer İslam ülkelerinin içinde bulunduğu cendereden çıkmaları için bir kırılma noktası olabilir.
İşte bu yüzden ülkemizin başbakanı Büyük Usta Recep Tayyip Erdoğan’ın son dönemde açıkladığı yeni projeler karşısında şaşkına dönen batı, bir süre bekleyerek Türkiye’nin bu konuda başarılı olup olamayacağına dair bir gözlemde bulundu. Hükümetin kararlı tutumu ve başbakanın azminin semeresi olarak Marmaray denizin altına inice, hızlı trenler ülkeyi insan vücudunda ki kanın damarlarda dolaştığı gibi memleketin dört bir yanında dolaşmaya doğru hızla gittiğini görünce, açıklanan paketlerle bu ülkede yaşayan insanların arasında kardeşlik bağlarının günden güne güçlendiğini gördükçe, İstanbul boğazına yapılacak üçüncü köprünün bacaklarının göğe doğru şahlandığını görünce, İstanbul’a Avrupa’nın en büyük havalimanının yapılması için start verilerek inşaata başlandığı görülünce, Türk tarımının hak ettiği konuma ulaşması için KOP projesinde sona yaklaşıldığına şahit olununca ne yapacaklarını şaşırdılar. Topyekun saldırılarla ülkelerini bırakıp Türkiye ile uğraşmaya başladılar. Kendilerinde ateş yanarken, ülkemizde ki Gezi parkı olaylarına katılarak protesto gösterilerine akıllarınca destek veren bazı kendini bilmez batılı aktivistlerin gerçek amaçlarının ne olduğu açık ve net bir biçimde ortaya çıktı.
Onların derdi, Türkiye’nin muhtaç olması ve ayaklarına kapanmasıdır. Açık ve net ifade etmek gerekirse, Sayın Bahçeli ile Sayın Kılıçdaroğlu yenilgiyi kabul etmeli ve tek vücut halinde hükümetin yanında yer alarak batı alemine gereken cevabı vermelidir. Bugün Türkiye’miz ekonomik olarak batı dünyasının çok önündedir. Bu zirveye gidişin önü kesilmeze günün birinde çok rahatsız olacakları bir tabloyu görmekten korkan Avrupa ve yardakçıları, korkularıyla günün birinde yüzleşmeye hazır olsunlar.
Bu ülkede bugün niçin % 100 Türk menşeli otomobil üretimi yapılamıyor? Hiç bunu kendinize sordunuz mu? Bugün araba ithalatı için ya da onların patentiyle ülkemizde imalat için oluk oluk para döktüğümüz bu sektörde yer alabilmek için neyimiz eksik ?
Evet, bunun önünün açılmasından korkuyorlar. Başbakanımızın % 100 yerli sermaye otomobil üretme planları karşısında kendileri önünde kapanacak olan dev bir Türkiye pazarının ve dahası kendilerinin hitap ettiği diğer dünya ülkelerinde Türkiye’nin de söz sahibi olacak olması karşısında bocalayıp kaldılar.
Buradan açıkça iddia ediyorum. Sadece Konya’mızda ki eski sanayi bölgesinde araba tamiratı işiyle iştigal eden dükkan sahiplerinin ve çalışanlarının % 70’inden az olmayacak kesimi bir otomobili demonte hale getirdiğiniz zaman yeniden sıfır monte edebilir. Bu kadar bilgi birikimi olan ve taşı sıksa suyunu çıkaracak olan sanayi kesimimiz ve ufku açık işadamlarımızın yerli otomobil yapması için neyi eksik Allah aşkına?
O zaman hükümetimize yerli otomotiv için altyapıyı kurmak düşüyor. İşin devamında sanayilerden bu cevherler toplanarak kendilerini tatmin edecek maaşlarda ödendikten sonra gerisini bu işin kurdu olmuş, işadamlarımıza, teknik ekibimize bırakın.
Ne istiyorsunuz?
Wolksvagen gibi mi olsun, Renault gibi mi olsun, Skoda gibi mi olsun, Audi gibi mi olsun, Mercedes gibi mi olsun? Nasıl olsun istiyorsunuz? Daha babasını bu vatan evladı ortaya çıkaramazsa çıkar Zafer Meydanı’nda anırırım.
Değerli okurlarım, sözün özüne gelelim. Bu ülkede ciddi gelişmeler yaşandı. Büyük Usta’nın koyduğu 2023 hedefine gitmede ki kararlı tavrı ve bitmek tükenmek bilmeyen azmi karşısında bu güzel vatanı eski karanlık günlere döndürmek için çaba sarf eden zavallılar var. Bu zavallıların suratına yerel seçimlerde sert şamar indirdiniz. İkinci şamarı Ağustos’ta,üçüncü şamarı da gelecek sene Kasım ayında patlatacaksınız.
Son olarak, halkımızın büyük bir çoğunluğu tarafından büyük ustanın bir dönem daha görevde kalması bekleniyor.
Ben elçiyim. Elçiye zeval olmaz.

 
Bu yazı toplam 56 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum