1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

  3. FAİZ VE TİCARİ HAYATIMIZ
Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Mustafa Uzunpostalcı
Yazarın Tüm Yazıları >

FAİZ VE TİCARİ HAYATIMIZ

A+A-

Bazı kimseler vade farkı ile faiz arasında her hangi bir fark görmediklerini söylemek için vade farkının ticarette bir kâr olduğu gibi, faizin de böyle bir kâr olduğunu ifade etmeye çalışıyorlar.

         Hâlbuki vade farkı alış-verişte yapılan bir işlemin geride bıraktığı bir gelir, faiz ise bir malın satışına, bir alış-verişe dayanmayan bir fark olarak ortaya çıkmaktadır. Yani ikisi aynı olmayıp tamamen birbirinden farklı işlemlerdir.

         Bazı kimseler de faizi sermayenin bir geliri olarak adlandırmaktadırlar. Dolayısıyla bunun da vade farkı gibi, caiz olması gerektiğini ifade etmektedirler.

Dikkat edilirse bu iki muamele birbirinden tamamen ayrı işlemlerdir.

         Her şeyden önce para ticarete konu olan bir mal olmayıp alış-verişte aracı olarak kullanılan bir değerdir.

         Dinimiz başlangıçtan bu yana altın ve gümüşü, bugün bir değer olarak kullandığımız para yerinde kullanmış ve bunu alış verişin bir aracı olarak değerlendirmiştir. Bugün de değer olma özelliğini kaybetmiş değillerdir. Bu bakımdan alım satım aracı olan şeyler bizzat alım satıma konu olamaz, ancak belli şartlarda diğer değer olarak kullanılan paralarla değişilebilir.

         Dikkat edilirse bugün de altın ve gümüş bir değer olarak kullanılmakta ve kullanmakta olduğumuz banknotlar da kendi öz değerlerini değil, üzerlerinde yazılı olan değerleri taşımakta ve onları ifade etmektedirler.

         Bugün meselâ dolar olarak basılı olan bir paranın aslı olan kâğıt parçası eğer tl. olarak basılmış olsaydı, ifade ettiği değer de ona göre olacaktı. Bu da paraların değerinin itibari olduğunu ve onların gerçek bir mal özelliği taşımadığını gösterir.

         Diğer taraftan alış veriş demek, bir kazanca konu olan muamele demektir. Buna biz kâr demekteyiz. Yani kâr, üzerine akit yapılan bir şeyin, akdi yapan kişilere bıraktığı fazlalığın adıdır.

         Bu meşrudur ve gerçekte kişileri sevindiren ve yaptıkları işin faydalı bir şey olduğunu onlara hatırlatan ve memnun eden bir işlemdir. Fakat faizli muamelede bunu görmek pek mümkün değildir. Faizi alan memnun görünse de veren bundan asla memnun olmaz. Çünkü o şöyle düşünür: Ben bu kadar zaman, gece-gündüz, kış-yaz demeden çalıştım ve ancak şu kadar kazandığım hâlde bunun da şu kadarını faiz olarak bana para verene ödedim. O da durduğu yerde para kazandı, der.

         Bu durum pek çok kimseyi yapmayı düşündüğü işten caydırıcı bir durumdur. Dolayısıyla müteşebbis ruhu taşıyan kimselerin ümitlerini söndürür; faydalı gibi gözükse de temelde toplum için sağlıksız ve faydasızdır.

         Böyle bir durumun önüne geçecek olan da parası olanla işi bilen kimselerin birleşerek iş yapmaları, yani ortaklıktır. Gerçek fayda ve toplumun iktisadi yönden kalkınabilmesinin yolu da budur.

         Günümüzde pek çok konuda olduğu gibi, ticari hayatımızda da bu eksikliği görmekteyiz. Fakat buna mukabil oturduğumuz yerde, her konuda olduğu gibi, ticaret konusunda da, mangalda kül bırakmayacak şekilde bilgiçlik taslamaktan da bir türlü vazgeçmemekteyiz.

         Yaşadığımız asırda pek çok konuda olduğu gibi, ticari hayatımızda da bir ve beraber olmamız kaçınılmaz bir mecburiyettir. Bunu içinde yaşadığımız pek çok konu bize hatırlatmaktadır. Batılı ülkelerin bizi içten çökertmek için çalıştıklarını görmemiz ve bu durumu bizim gözümüze sokmaları bile bizi kendimize getiremiyorsa kimseye bir şey söylememiz gerekmez, gibi geliyor.

Bu yazı toplam 376 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.