1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

  3. FAŞİZM VE İSLÂMOFOBİ
Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Mustafa Uzunpostalcı
Yazarın Tüm Yazıları >

FAŞİZM VE İSLÂMOFOBİ

A+A-

Bilindiği gibi bugünlerde dost bildiğimiz ve hatta birçok devletlerarası işbirliği teşkilâtlarında ortak durumda bulunduğumuz devletlerin bize (TÜRKİYE) karşı gösterdikleri bazı eylem ve söylemleri gündemi işgal etmektedir.

Tabii bunun bir sebebi olmalıdır. Hem de bu sebep bizden kaynaklanmış olmalıdır. Zira insanın ilk aklına gelen budur. Bu gibi, şeyler sebepsiz olmaz. Fakat üzerinde düşünüldüğü ve ithamlar sıralanıp bakıldığında bunların dayandığı bizden kaynaklanan bir sebep de görünmüyor.

O zaman yapılan ithamları göz önüne aldığımızda bunların dayandığı iki sebep olabileceği akla gelmektedir: Bunlardan birisi ‘Faşizm’, bir diğeri de ‘İslâmofobi’dir. Hiç şüphesiz bu sebepler de kendilerinden kaynaklanmakta ve kendi üretimleridir. 

Birinci dünya savaşından sonra bazı devletlerde ortaya çıkan ve devlet yönetiminde kullanılan bazı sistemler doğmuştur. Önce Rusya’da beliren ve komünizme varan bir sosyalizm uygulaması 

ortaya çıkmış; sonra da bunun karşısında İtalya’da milliyetçiliğe dayanan antikomünist, devletçi ve toplumcu yönetim biçimi olan kapitalizm denen devlet idaresi ortaya çıkmıştır.

Komünizme karşı ortaya çıkmış olan bu tür devlet idaresinin adı da Faşizmdir.

Bunlardan sonra da diğer bazı ülkelerde benzer uygulamalar süregelmiştir. Ancak bunların uygulandığı ülkelerde isimleri farklı olarak ifade edilmiştir.   

Meselâ, Almanya’da uygulanan Nazizm’dir, İspanya’daki Falanjizm, Arjantin’deki Peronizm’dir. Ne var ki, farklı isimlerle anılır ve bilinir olsa da dayandığı temeller hepsinde aynıdır. Diğer bir ifade ile hepsi aynı temele, yani faşizme dayanmaktadır.  

Şöyle de diyebiliriz: Her ne kadar bu tür idareler temelde milliyetçiliğe dayansa da (Cemil Meriç’in ifadesi ile) ‘Faşizm, kapitalizmin kendi kendini yeni metodlarla devam ettirmesidir”.

Bugün aleyhimize döndüklerini gördüğümüz ve karşı olduklarını açıkça ifade eden bu devletlerin bize karşı olan tavırlarını, eylem ve söylemlerini önümüze koyduğumuzda eski faşistliklerini hatırlayıp dile getirdiklerini ve yeniden canlandırdıklarını söyleyebiliriz. Fakat benim kanaatime göre mesele bu kadar basit olmasa gerektir.  

Çünkü onlar zaten kapitalistliklerini hiç unutmayıp devam ettirmişlerdir. Yeniden hatırlamaları da söz konusu olamaz. Zira hiç unutmamışlardır ve fiilen yaşamaktadırlar.  

Onların memleketlerinde rızıklarını aramaya giden vatandaşlarımızı istihdam ederken de bu düşüncelerinin farkında idiler ve hâlen de farkındalar. Yani onları bu ideallerini gerçekleştirmeye yardımcı olarak görmüşlerdir. Bizleri kendi memleketlerine kabul etmelerinin temelinde yatan düşünce de bu idi ve bu devam etmektedir.  

Bu bakımdan onların kafalarının arkasında yer alan ve esas düşüncelerini besleyen, asırlardır asla unutmadıkları ve vazgeçemedikleri bir başka şey bulunmaktadır: İslâm ve Müslüman karşıtlığı.

Tarihin biraz derinliklerine indiğimizde bugünkü eylem ve söylemlerin temelini oluşturan fikirleri hemen görürüz. İşte bu, bugün İslâmofobi olarak anılan İslâm karşıtlığı ve düşmanlığıdır. Bu düşünce onların ruhlarına işlemiştir. Zaman zaman dışa vurur. Bugün de dışa vurmasının sebebi Türkiye’nin geldiği noktadır.

Türkiye bugün kendi göbeğini kendi kesebilecek duruma geldiğini göstermiş ve devletlerarası toplantılarda bile kendinden söz ettirecek eylem ve söylemlerde bulunabilmiştir. Yani kendisini göstermiş, rüşdünü ispat etmiş durumdadır.

İşte istenmeyen ve katlanılamayan durum budur. Bütün takınılan tavır buna karşı olduklarını göstermek ve durdurabilecekleri noktaya bizi geri çevirmektir.

Bu karşıtlığın sebepleri üzerinde gelecek yazımızda duralım.

Bu yazı toplam 231 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.