1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. FETO HAREKETİ İYİ KONTROL EDİLMELİ
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

FETO HAREKETİ İYİ KONTROL EDİLMELİ

A+A-

Günümüzde Türkiye’deki her olumsuzluğun altında yatan gerçeğin FETO terör örgütüne bağlandığını görmekteyiz. Belki bundan haklılık yanımız var.15 Temmuz’da yapılan kalkışma milletimiz tarafından kabul görmeyip, hainler isteklerine ulaşamadı ama, bu şu demek değildir.
FETO harekâtı tamamen bitmemiştir. Onun için uyanık olmalıyız. İçte ve dışta hainler, ajanlar kol geziyor. Belki de Cidde bazı ülke içinde ve dışında yaşadığımız olumsuzlukların altında FETO terör örgütünün faaliyetleri var.
Elbette bu işin takipçisi devletimiz, hükümetimiz ama, biz vatandaşlarda uyanık olmak durumundayız.
Bize elektronik ileti ile gelen bir yazıyı sizinle de paylaşmak istiyorum.
Haberiniz olsun "DARBE" başladı!
Bazı siyasi partiler, FETÖ ve Gladio ortak çalışması ile sinsi bir darbe süreci başladı. Darbenin psikolojik plan ve danışmanı ABD...17 Aralık ve 15 Temmuz'da başaramadıkları işi tamamlamak istiyorlar. Kirli bir sosyal mühendislik projesi başlattılar. İnce ince taşları döşüyorlar...
Dikkatli okuyun ve parçaları birleştirin.
Özellikle solcu kanallarda ve gazetelerde iki aydır yoğun bir şekilde taciz, tecavüz konusu sık bir şekilde işlenmeye başladı. Tabi üstüne "laiklik" sosu ısrarla ilave ediliyor...Bu taciz ve tecavüz propagandasına Nureddin Yıldız Hoca'nın seneler önce verdiği bir vaazın 2 dakikalık bölümü kesilip saptırılarak dahil edildi. Bir TV, istisnasız her gün Nureddin Yıldız Hoca'yı "çocuğa tecavüz" ile birleştirip yerden yere vuruyor. Başka hocaları da dahil etmeye başladılar. Ve konun üzerine "laiklik" sosu sürüp isyan çıkarmaya yönelik çalışma başladı bile. Bunun üzerinden "sol fay hatlarını" isyan için harekete geçirecekler. Bir anda "çok eşlilik, çocuk gelin, cumhuriyet kadını" gibi kavramlar üzerinden ciddi bir tartışma başlattılar. Bunu "laikliğe" bağlayıp sol cenahı isyan için harekete geçirecekler. Kadına tecavüz, laiklik, Atatürk devrimi, cumhuriyet kadını, gericiler kadını köleleştiriyor gibi söylemleri artırdılar. 28 Şubat'ta da aynı oyunu oynamışlardı...Peki, bu konular üzerinden sağ cenahı nasıl bir oyun oynayacaklar? İktidar partisinin oyunu bir başka  partiye kaydırmak için derin bir çalışmayı başlattılar bile. Bazı partiler ve liderini sol ve dış güdümlü kanallarda parlattıkça parlatacaklar. İyi takip edin. Tıpkı Selahattin Demirtaş'ın seçimlerden önce FETÖ'cü ve sol medyada parlatılması gibi...Şuan en umulmadık Uğur Dündar bile bir partiyi  ve liderini övdü. Bu tesadüf mü? Uğur Dündar'ın 28 Şubat'ta oynadığı rolü unutmayın. Laiklik üzerinden solcuların isyanını ve darbeyi hazırlama görevini üslenmişti. Yine rol aldı şimdi. Şuan o partinin liderini parlatarak iktidar partisinin oy kaybına çalışıyorlar.
28 Şubat dönemde, RP Grup Başkanvekili Temel Karamollaoğlu’nun oğlu Zahit, "Ali Kalkancı" ile 26 Eylül 1996’da sözde temiz ahlak çalışması yapmak için “Feraiz İlim ve Edep Vakfı’nı” kurmuştu! Ali Kalkancı, Gladyonun adamıydı. RP içine yerleştirilen Gladyo elemanları da 28 Şubatta sinsice rol aldılar.
Karamollaoğlu, uzun dönem İngiltere'de ikamet edip bir İngiliz ile evlenmiştir. Siyonist baronlar tarafından kurulan Manchester Üniversitesini bitirdi. Bu süreçte Saadet Partisi’nin başına bir anda gelmesi tesadüf değil. Afrin operasyonunu itibarsızlaştırmak için başlatılan sinsi propagandaya o da katıldı. Neden?
Bir sır vereyim mi size? 
 Bir partinin birinci adamı hain değilse, ikinci adamı kesin haindir. İkinci adamı değilse üçüncü adamı kesin haindir...  Parçaları birleştirmeye devam...Görev alan diğer bir grup da FETÖ. . Yapılması gereken kirli propaganda Pensilvanya’dan gelen emirle kağıtlara yazılıp FETÖ üyelerine dağıtılıyor...
Kılıçdaroğlu, CHP'yi Amerika tarafından kullanışlı hale getirme görevini üslendi. Ve parti şuan Amerika tarafından her türlü işte kullanılacak hale geldi. FETÖ zaten Amerika tarafından büyük yatırımlar sonucunda icat edilmişti. Gladyo ise NATO'ya bağlı derin yapılanma idi. Her partide, askeriyede, hukukta, bürokraside adamları vardı. FETÖ, ve Derin NATO harekete geçti... Ak Parti ve Erdoğan, ABD ve NATO ekseninden kaymaya başlayınca içerideki Derin NATO harekete geçti. Kimi solcu görünümünde, kimi dini kimlikte, kimi milliyetçi kimlikte...
Önce olayların yaşandığı alanlara, yani ortama iyice bakmak lazım; kısacası ahval ve şeraite odaklanmak şart!..İşte asıl mesele; kim nerede, nasıl, hangi ortamda ve en çok da kime göre konuşuyor?..O halde son sözü baştan yazmak lazım; Din bezirganlığı, "fetva" pervasızlığı ve her konuda ahkam kesme manevralarında, kelimenin tam anlamıyla takiyeci zırvalıklar boşu boşuna ya da bir rastlantı gibi sergilenmiyor bu ülkede...
Din sömürüsünün rantiye çarkında; televizyonlarda milyonlarca lira karşılığında Ramazan programı yapanlar nasıl inanç dünyasını sömürüyorlarsa, kendine tarikat-cemaat yaratma peşinde olanlar da akla ziyan kışkırtıcı söylemlerle mürit peşine düşerken, ne yazık ki hiçbir engelle karşılaşmıyorlar...
Velhasıl; sözde "din adamı" kılığındaki provokatörlerin her salonda, her mecrada, her ekranda ve her platformda ağzına geldiği gibi konuşabildiği bir gariplikler ülkesidir Türkiye...
İşte, Atatürk'ün Meclis'teki koltuğunda oturan zatın, "laiklik yeni Anayasa'da olmamalıdır" dediği bir acayip ülkedir Türkiye...Ve o Türkiye, ne yazık ki Orta Doğu'da tecavüz-katliam hattında insanlığı vuran IŞİD kafasını "iyi çocuklar" olarak niteleyen zavallılara bile tanıklık etmiştir...Peki; sokağa çıkan kadınlara neredeyse "fahişe" gibi davranan, çalışan kadınlara "ahlaksız" damgası vuran sözde din adamı ya da "ilahiyatçı" kılığındaki gerici provokatörlerin sayısı neden artıyor bu Türkiye'de?..
Sakın göz ardı etmeyiniz; Yalnızca saf ve temiz inanç sahiplerini vurmuyor akla ziyan gerici söylemler, dincilik siyasetinin yol açtığı erozyon yüzünden kendini "dinden soğumuş" olarak niteleyen insanların öfkesini de artırıyor bağnazlık fetvaları...Yok, "asansörde halvet" zırvalığı, yok "acil serviste kadın-erkek ayrı yatsın saçmalığı", yok "yatakta battaniyenin konumu" ya da kadına şiddeti tetiklemek için mide bulandırıcı açıklamalar...Son günlerde sosyal medyada en çok tepki çeken insanlar, adlarının başında "şeyh, hocaefendi", sözde "din adamı" ya da "ilahiyatçı" yazan zavallılar ve onların bitmeyen saçmalıkları...
Bu zavallılara tepkiler o kadar yoğunlaştı ki, MHP lideri Devlet Bahçeli bile "ne ara bu kadar sapık türedi" sorusuyla milletin kafasını bulandıran kimi ahmaklara dikkat çekmek zorunda kaldı...İddiaya göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti  MYK toplantısında, Diyanet'in sahte fetvacılara müdahale etmesi için Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ'a talimat vermiş!..Yani, bu ülkede; laik cumhuriyetin Diyanet'i neden susuyor da, molla medrese- mürit-rant sistemini kullanan aklı evveller sürekli konuşuyor, saçmalayıp duruyor?..
Evet; bir ülke düşünün ki, ortalıkta "hoca- şeyh" kılığında bir sürü zavallı "din" adına sürekli saçmalıyor, ancak Diyanet'ten sorumlu başbakan yardımcısından tutun da emrindeki Diyanet yetkililerinden ilahiyat fakültelerine kadar hiç kimse onları susturamıyor, karşı duramıyor, engel olamıyor...
Diyeceksiniz ki; bir taraftan "FETÖ" adlı dinci organizasyonun tahribatıyla uğraşırken, göstermektedir ki, FETO yine hareket halinde. Uyanık olmak ve iyi mücadele vermek gerekiyor.
 
 

Bu yazı toplam 412 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.