1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. FİBEROPTİK KABLOLARLA YAYILAN FİTNE DALGASI!
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

FİBEROPTİK KABLOLARLA YAYILAN FİTNE DALGASI!

A+A-

Haftanın başında katıldığım iftar davetinde bir arkadaşımızın tespiti oldukça dikkat çekiciydi. Akdeniz'in altından geçen fiberoptik internet kablolarının kesilerek özellikle İslam dünyasının bir müddet internetten uzak kalmasının sağlanması ve kaybolan özünü yeniden bulması için bu boşluğun kendini sorgulamasına fırsat olacağını değerlendiriyordu. 
Tabi yanlış anlamayın. Kablo kesilmesine taraftar değiliz. Ama burada temas edilmek istenen ince detay aslında çok hassas bir detaya işaret etmekteydi. 
Bizim toplumsal azgınlığımız, doyumsuzluğumuz, sapmalarımız, farklı fikirler arasında bocalayışımız, dünyaya aşırı meyletmemizde birilerinin oyuncağı haline getirilmemizde ki en önemli sac ayağı internet kullanımını amacının dışında hayr yerine daha çok şer odaklı kullanmamızdan kaynaklandığını ifade etmeme müsaade ediniz.  
İnterneti daha çok güncel hadiseleri takipte, dünyada dönen fırıldakları anlatan makaleleri takipte, iş dünyasının alım veya satım taleplerine ilişkin ayrıntıları okuyup, harekete geçmede, elektrik, su, telefon vs. faturalarımızın taa yerine giderek yatırmak yerine internet kanalıyla bir kaç dakika içerisinde halledilerek zaman kaybı yaşanmaksızın konuyu oturduğumuz yerden çözmede sıkıntı yok. 
Ama internet bu hizmetler dışında nefsiyle cedelleşen insanoğluna, dijital hırsızlığın envai çeşit yöntemlerini, diğerlerinin anasına, bacısına, kızına, oğluna şehevani cihetten bakarak nefsine haz kazandırmada ve buna benzer daha nice kötü işlerde kullanılınca ortaya çıkan insani sapmalar haliyle bu düşünceye sevkediyor. 
İnternete karşı değilim. Bunu en başta ifade etmeme müsade buyurun. 
Fakat, internet kolaycılığının, genel anlamda düşünüldüğünde bizlerden neleri alıp götürdüğüne de ayrıca dikkatinizi çekmek istedim. 
Çocuklarımızın oturup internetin sınırlı olduğu zamanlarda oyun kasetleriyle atari oyunlarına saatler harcamasına dövünürken karşımıza bu kez de internet çıktı. İnternetten indirilen oyunlarla o kadar değerli zamanlar israf ediliyor ki üzülmemek elde değil. Sadece küçükler değil, büyüklerde iskambil, okey ve daha adını bile bilmediğim türlü oyunlarla ömrünün belki de en verimli dönemini çarçur etmede yarışır hale geldiler. 
Mesela internetten gazete ve kitap okumaya karşı değilim. Ama elinize kitabı alıp, gazeteyi alıp okumanın tadını verebilir mi Allah aşkına!
İnternet kafelerin çocuklarımıza çok zaman kaybettirdiğine dair şikayet ederken şimdi bakıyorum da tüm evler internet kafe olmuş. Her eve gayet uygun şartlarda sağlanan internet imkanlarıyla tüm aile efradı olarak sanal alemin kucağna düşmüş durumdayız. Akşam dizisini izlayemeyen kadınlarımız artık bunu sorun etmiyor. Ertesi gün internete girerek izleyemediği bölümü baştan sona izleyip nefsini rahatlatıyor. 
Herkes kendini olduğundan farklı gösterme telaşına düşmüş. Evveliyatta kendimizi ibadet ve taatimizle rabbimize ispat etme çabamızın yerini diğer insanların beğenisi için sarfederek içimizin yağlarını eritiyoruz. Bunlarla mutlu olurken acaba rabbimizi yaşantımızla memnun ediyor muyuz? diye bir soruyu nefslerimize soramaz hale gelmişiz. Allah korkusu yüreklerde tutunamamış.
Evli ama ahlaksız insanların, kart zamparaların, serserilerin, üçkağıtçıların, dolandırıcıların daha bilmem ne idüğü belirsiz bir yığın insanın yuvalanma mekanı haline dönüşen internet sayfalarının mahkumu olan çocuklarımızın ve gençlerimizin durumu içler acısıdır.
Ailenin fertleri birbirine yabancılaşmış, kontrol mekanizması tamamen sistem dışına itilmiş, çocukların kimlerle veya nelerle muhatap olduğunu bildiğimiz halde gerekli önlemin alınmasına ilişkin kaygıyı taşımaz hale gelmedik mi milletçe?
Bu seyrin sonucunda etrafta yığınla sahte kahramanlar, sahte yiğitler, sahte hocaefendi ve şeyhler türetmedik mi?
Günümüz yaşantısında herkes alim kesilmedi mi başımıza?
Önceden haddini bilen insanoğlunun bugün internet sayfalarından aldığı sahte gazla kendini derya sanmasında ana sebep internet imkanlarının, cep telefonlarının her an el altında olmasının verdiği havayla dünyaya hakim olduğu zannına kapılmasını niçin sorgulamıyoruz?
Tanıdığım birçok insan var etrafımda! Beyninin içi aslında bomboş ama yanında taşıdığı 30 gramlık telefondan aldığı anlık bilgilerle hakka hakikate hakim olduğunu sanan yapıda sahte bilginler yaratmadık mı? 
Batılı güçlerin bir devlet politikası, stratejilerinin bir parçası olarak kullandığı misyonerlik hedefine Müslüman gençleri aldı. İnternet üzerinden kampusweb ve tanriylayurumek adlı siteler üzerinden üniversite öğrencilerini gözlerine kestiren misyonerler sözde felsefi sorgulamalar ile gençleri ağlarına düşürmeye çalışmıyor mu?
Lütfen, lütfen! Şu internet bir kenara koyun etrafınızda yaşananları tahlil etmeye odaklanın. Kimseye kendinizi ispat etmek zorunda değilsiniz. İspatı sadece rabbimize yapmakla mükellefiz. 
Özellikle gençler! Lütfen dikkat…   
 

Bu yazı toplam 1107 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.