1. YAZARLAR

  2. Mehmet Kaçar

  3. FİKİRLERİN RENGİ(FİKİR IRKÇILIĞI)
Mehmet Kaçar

Mehmet Kaçar

Yazarın Tüm Yazıları >

FİKİRLERİN RENGİ(FİKİR IRKÇILIĞI)

A+A-

İnsan fıtratı ve yaratılışı gereği, algılama, akıl etme ve bunların neticesinde de görüşlerini sunma yeteneği ile yaratılmış bir varlıktır. Mesela Hz. Âdem yaratılırken ona sunulan akıl etme, şuurlu olma, öğrenme ve öğrendiklerini açıklama, yani görüşünü belirtme yeteneği ile yaratılmıştır. Konuşma yeteneği de, dua, ibadet etmek için gerekli olurken aynı zamanda görüşlerini anlatmak için de gerekli bir vasıftır. Konuşamayan insan düşünelim bu insan görüşlerini karşıdakine sunabilir mi?
İşte, İslâm dini de fıtrata uygun inzal edilmiş bir din olduğu için fikir özgürlüğüne, fikirlerin rengine çok önem veren bir din olmuştur. Bunun en açık delili de istişare ile görüş alış verişinde bulunmaktır. 
Kur’an-ı Kerim’de fikirlerin çeşitliliği ve rengi net bir şekilde beyan edilmiştir. Mükafat ve ceza da fikirlerin rengine göre verilecektir. Buda şunu göstermektedir ki fikirlerin renklerini insan bizzat kendi seçer ve bu seçme hadisesinde de yine kendi özgür iradesi vardır. Kur’an-ı Kerim’in beyanına göre fikirlerin renkleri şöyle vasıflandırılmıştır:
a-Kâfir(İnkarcı ve yanan),
b-Müşrik(şirk koşan, malları ve evlatlarının çokluğun ile kendini ilan gören),
c- Münafı(İçi başka dışı başka, Bukelamun tipi),
d-Mü’min(Özgür iradesi ile iman edip, bu imanını dili ve kalbi ile tasdikleyip, yaratanına itaati seçendir.)
Peygamber(s.a.v), fikirlerin çeşitliliği ve renklerinden dolayı hiç kimseyi zorlamamış ve cezalandırmamıştır. O’nun cezalandırdıkları kimseler:
1-Vahye karşı gelip, onu inkar ederek yeryüzünden kaldırmak isteyenler,
2-Peygamberlik müessesesine karşı gelip, onu ve İslâm’ı yeryüzünden silmek isteyenlerdir. 
Fikir özgürlüğünün bir başka delili de İslâm’da ki tercüme hareketleridir. Özellikle 18. asra kadar İslâm Medeniyet Tarihi’nde ki dünyanın neresinde olursa olsun bulabildikleri tüm eserleri tercüme ederek kazanımlar arasına koymuşlardır. 
Yine fikirlerin renginin çeşitliliğini gösteren ve İslâmiyet’in temel ilim dallarından biri olan tefsir ilmidir.
Müfessirler ‘Tenzile dokunmadan, tevile çok önem vermiş’ İslâm âlimleridir. 
Müfessirler kendi fikirlerinin rengini de yıllara göre değiştirmiş âlimler dir. Birinci(Kalu evvel), ikinci (Kalu sani) görüşüm diyerek fikirlerin renklerinin çeşitliliğini ve özgürlüğünü kendi iç dünyasında dahi gösterme yoluna gitmişlerdir.
Yine, Müfessirler, bir başka müfessirin görüşünü özgürce ya tasdik etmiş veyahut ta onun görüşüne uymamış ve bu yolla onu en şiddetli şekilde eleştirme yoluna gitmiştir.
Bütün bunlara üzerinde akı yürüttüğümüz zaman, fikirlerin çeşitliliği ve renkleri fıtrattan ve yaratılıştan insana yaratan tarafında ihsan edilmiş ahsen bir vasıftır. Aynı zaman da da vahiy ve sünnette özgür irade ve özgür fikre saygılı olunmasını bizlere salık vermektedir. 
Mâide Suresi’n deki temada hiç kimseye zorla din kabul ettirilmeyeceği vurgulanırken, efendimiz (s.a.v)de vahyin dışında ki konularda istişareye (yani fikir alışverişine ve farklı fikirlere) müracaat etmiş, kendinden olmayan Hristiyanlarla ve Mekkel’li müşriklerle dahi antlaşmalar yapmıştır. Hristiyanlar ve Yahudilerle Medine bir devlet otoritesini kurmuştur.
Günümüzde ise insanlar biraz bağnazca davranmayı öğrenerek karşı fikirde olanlarla tahammül edemez hale gelmişler, onları ötekileştirerek neredeyse tekfirde, inkarla suçlayacak kadar ileri düzeyde hareket etmeye devam etmektedirler.
Oysa tüm insanlık Hz. Âdem neslidir ve aynen fiziki yapılarında ki gibi fikirlerinde de çeşitlilik vardır. Nasıl ki fiziki yapılarında (siyah, sarı, beyaz ve kızıl gibi renkler varsa), fikirlerinde de çeşitlilik vardır. Yani fikirlerin de özgür bir rengi vardır. Öyleyse en azından temel insan hakları çevçevesinde ayrı fikirlere de saygılı olmayı öğrenelim. Yoksa fikir ırkçılığı yapmış oluruz.
Burada bir noktaya daha dikkat etmemiz gerekmektedir ki fikir özgürlüğü diyerek, dine, vatana, namusa, ırza, insan onuruna ihanet asla kabul edilmez. Böyle bir durum kabul edildiği zaman diktalık yapılmış olur.
İnsanlar, dinin emirlerinden uzaklaşıp, çevre ve insan saygısını yitirdikleri zaman fıtratlarında olan şeytani vasıfları ön plana çıkmaktadır. Bu da onların insan hakları çerçevesinde hemcinslerini ötekileştirip, canlarına, mallarına, inançlarına tecavüz edilip köleleştirmelerine neden olmaktadır.
Oysa ki yaratılıştan (fıtrattan) kendinde var olan fikirlerin rengine en azından tüm dünyanın kabul ettiği evrensel insan hakları dairesinde saygılı olmak zorundadır.
Ne var ki insan oğlu yani Hz. Âdem yaratılırken İblis bu yaratılışa muhalefet etmiştir. İşte insan da da benden olmayan benden değildir anlayışı bu muhalefet yanından dolayı nüksetmektedir. 
Benim görüşüm tek doğru anlayışı insanın yaratılışına muhalefet etmek olmaz mı? Tek doğru vardır o da Peygamberlerin insanlara sundukları tenzile dayanan vahiydir. 
İnsanların doğruluğu da tenzile uygun görüş ve yaşayış içerisinde olduğu tevhidi görüştür. Diğer dünyevi ve muhalif görüşlerinde bazen yanılabilir bazen de isabetli olunabilir.
Peygamber Efendimiz(s.a.v) Merkke-i mükerreme’de bisetin ilk bir kaç yıllarında hadis kaydedilmesini işte bu nedenden dolayı yasaklamış ve “ben bir beşerim” buyurmuştur. Daha sonra yaratanından aldığı garanti ile korunma altına alınınca hadis kaydedilmesine izin vermiştir.
Demek oluyor ki insanın yaratılışında var olan fikir özgürlüğü insanı insan yapan vasıflardan bir özelliktir. Zaten imtihan da buradan sorular sorulmayacak mı? Tenzile uygun fikirleri özgür irade ile seçerek uygulama safhasına koyarak, mükafatlandırılıyoruz. Bunun zıddı olan muhalif görüşlerden dolayı da cezalandırılıyoruz.
Öyleyse insanın fiziki renlerinin çeşitliliği gibi fikirlerinin rengi de çeşitlidir. Buna saygı gösterip, fikir ırkçılığından kaçınmamız gerekiyor. Her insan fikir renklerine asgariden sayılı olursa ve tenzili tevhidi inancı kendine rehber edinirse sorun zaten kendiliğinden çözülecek ve istediğimiz “ümmet ve İslâm kardeşliği” bunun alt başlığı olan “insan kardeşliği” de tesis edilecektir.
Bu yolla devam edilirse, akan kanın, dökülen gözyaşının, edilen kalbi bedduaların sonda gelecektir. 
Demek ki ne yapmamız gerekiyormuş? Fikir ırkçılığı yapmadan fikirlerin rengine asgariden saygılı olmayı öğrendiğimiz gün, medeni, eşref, kâmil ve hatta meleklerin ve cinlaron dahi gıbta ile baktığı bir mahluk olacağız.
Selametle!...
 

Bu yazı toplam 2730 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.