1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Filistin’de Yaşananlar - 1
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Filistin’de Yaşananlar - 1

A+A-
Yazılarımı hiç kaçırmadığını ifade eden genç bir kardeşimizin gönderdiği mailde, İsrail ile Filistin arasında uzun yıllardır süregelen çatışmaların geçmişine dair birçok arkadaşının bilgi sahibi olmadığına değinerek benden bu konu hakkında detaylı bir yazı yazmamı rica etmiş. Kendisinin ricasını kırmayarak, bu sorunun kronolojik bir değerlendirmesini yapmak, hem kendimin, hem de siz değerli okurlarımın bilgi sahibi olmasını istedim. Bu sebeple de bu yazımı kaleme almaya karar verdim. Yaptığım araştırmada Al-Jazeera kaynaklarından faydalandığımı da ifade ederek yiğidin hakkını verelim. Bu yazı dizim bugün dahil toplam beş yazımın konusu olacak. Sizlerden ricam konu hakkında aydınlanmak için lütfen okuyun. Sadece 10 dakikanızı alır.
İslam dünyasının kanayan yarası olan Filistin’de ki İsrail zulmünün temelinde İsrail ve Filistin arasında devam etmekte olan anlaşmazlıklar yatıyor. Haksız yere toprakları işgal eden İsrail’in güç yetenlik yaparak mazlum Filistin halkına uzun yıllardır zulmettiği alenen ortada iken, emperyalist güçlerin bölgeyi kontrol altında tutma ve İslam dünyasına fitne unsuru olması için Yahudileri bu topraklara yerleştirme gayretinin temelinde İngilizler yatmaktadır. Planlarında maalesef hedefledikleri noktaya yürüdükleri alenen ortadadır. Yine üzülerek söylemek gerekirse İslam dünyasının tevhidi için beklenen çaba hiçbir zaman gösterilmemiş olup, mazlum Filistin halkı kurtlar sofrasına yem olarak atılmıştır.
Sorunun kökeni ise Birinci Dünya Savaşı’na dayanıyor. Bunu kronolojik bir sıralamayla değerlendirelim.
1915-1916: Hüseyin-McMahon yazışmaları. Hicaz Valisi ve Mekke Şerifi Hüseyin ibn Ali’nin Kahire’deki Britanya Yüksek Komiseri Sir Henry McMahon’a gönderdiği mektuplardır. Bu mektupta Ortadoğu’da Arapların bağımsızlığının sağlanması ve Britanya’nın Osmanlı Devleti unsurlarına karşı destekleyeceği ayaklanmalar yer alıyordu. 24 Ekim 1915’de Sir Henry McMahon’un bu mektuba cevaben gönderdiği satırlarda şu konulara değiniliyordu: “Mersin ve Hatay sancaklarıyla; Şam, Humus, Hama ve Halep sancaklarının batısında bulunan Suriye vilayetinin parçalarının halis Arap olduğu söylenemez. Dolayısıyla önerilen hat sınırlardan çıkarılmalıdır.”

“Yukarıda belirtilen değişikliklerle ve Arap önderlerle olan anlaşmalarımızı peşin hükme tâbi tutmamak koşuluyla bu hat ve sınırları kabulleniriz.”
“Bu değişiklikler doğrultusunda Büyük Britanya, Mekke Şerifi’nin önermiş olduğu hat ve hudutlar içindeki bölgelerde, müttefiki Fransa’nın çıkarlarını da gözeterek, Arapların bağımsızlığını tanımaya ve desteklemeye hazırdır.”
16 Mayıs 1916: Sykes-Picot Antlaşması. Birinci Dünya Savaşı sonrası Britanya, Fransa ve Rusya arasında imzalanan bu gizli anlaşma, Ortadoğu’da nüfuz alanlarının paylaşılmasını öngörüyordu. Bu anlaşmanın Filistin’e ilişkin maddesinde Rusya ile bir istişarede bulunularak bu bölgede uluslararası bir yönetim kurulmasından bahsediliyordu. Araplar bu anlaşmayı Hüseyin-McMahon yazışmasına bir ihanet olarak görmektedirler.
2 Kasım 1917: Balfour Deklarasyonu. Britanya Dışişleri Bakanı Arthur James Balfour, 2 Kasım 1917’de Siyonist hareketin lideri Lord Rothschild’e bir mektup göndererek, Filistin topraklarında bir “Musevi Devleti” kurulmasına ilişkin Britanya hükümetinin destek vereceğini belirtti. Böylelikle günümüz İsrail’inin Gazze Şeridi, Ürdün ve Batı Şeria’yı kapsayan sınırları çizildi. Yani bugünkü ulaşılan noktada bam teline dokunulan tarih budur.


Balfour Deklarasyonu’nda, “Majestelerinin hükümeti, Filistin’de Museviler için milli bir yurt kurulmasını uygun görmektedir ve bu hedefin gerçekleşmesi için elinden geleni yapacaktır. Filistin’deki mevcut Musevi olmayan toplulukların sivil ve dini haklarına ve başka ülkelerde yaşayan Musevilerin sahip oldukları hak ve politik statülerine zarar verecek hiçbir şeyin yapılmayacağı açıkça anlaşılmalıdır” ifadesi yer aldı.
1918: Birinci Dünya Savaşı sonrasında Şerif Hüseyin’in oğulları Suriye, Irak ve Doğu Ürdün’de tahta geçtiler.
24 Temmuz 1922: Milletler Cemiyeti, Filistin’in Britanya manda yönetimi altına verilmesi kararı aldı. Siyonizme ilgisini belirten Britanya, Yahudi devleti kurma niyetini de dile getirdi. Yani çıbanın başı her zaman olduğu gibi yine İngilizler olmuştur.
1929-1939: Bu dönemde, Avrupa’daki faşizmin şiddetlenmesi ile birlikte yaklaşık 250.000 Yahudi Filistin’e göç etti. İşgal başlıyor.
1929: Ağlama Duvarı sebebiyle Müslümanlar ile Yahudiler arasında çatışmalar çıktı. 339 Yahudi (çoğu Araplar tarafından) ve 232 Arap (çoğu Britanya güdümündeki askerler tarafından) yaralanırken, 130 Yahudi ve 116 Arap öldü.
23 Ağustos 1929: Arap isyancılar El Halil bölgesinde 67 Yahudi’yi öldürdü.
1930-35: İzzeddin El-Kassam önderliğinde İslami direniş örgütü, hem Britanyalı hem de Yahudi sivillere karşı saldırılar düzenledi.
1936-39: Filistin’e Yahudi göçünü protesto etmek için Kudüs Müftüsü önderliğinde gerçekleştirilen gösterilerde 5.000 Arap, Britanya askerleri tarafından, yüzlerce Yahudi de Araplar tarafından öldürüldü.
Devam edecek…
Bu yazı toplam 211 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.