1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

  3. Filistin’in Yetim Çocukları
Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

Prof. dr. ahmet kağan karabulut
Yazarın Tüm Yazıları >

Filistin’in Yetim Çocukları

A+A-
Filistin bir yaradır, taze kanar gönlümüzde her daim. Kendimizi henüz bildiğimiz yıllardan beri hep acı, yıkım, katliam, zulümdür kaderleri kardeşlerimizin. Her ne kadar kimimizce kanıksansa da orada yaşananlar, sık sık sarsar oradan gelen haberler vicdanını henüz kaybetmemişlerimizin ruh iklimlerini. Gözlerimiz buğulanır, yüreklerimiz bir kez daha örselenir çaresizlik içinde. Ellerimizi açar, gönüllerimizi açar Yaratanımıza yalvarırız, “Ya Rab, bu zulüm dursun, sona ersin, kulların bir nefes alsın…” diye. Vatanlarının işgal edilmesi, evlerinin başlarına yıkılması, kutsal mabetlerinin, Mescid-i Aksa’mızın kirli ayaklarla çiğnenmesinin yanı sıra her yeni sabaha yeni acılar ve kederlerle uyanırlar o toprağın çocukları. Her yeni gün bir yakınları, anneleri, babaları, kardeş ya da arkadaşları veda eder hayata çünkü. Açlık, hastalık, susuzluk, ilaçsızlık sıradan bir gündemdir, hayatın adeta bir parçasıdır onlar için. Kimileri göç eder, hicret eder başka yerlere, orada da kaderleri takip eder kendilerini, tıpkı bugünlerde Suriye’deki mülteci kampında, Yermuk’ta olduğu gibi. Açlıktan ölür, yokluktan ölür her geçen gün bebeleri. Bizler ise uzaklarda kalbi yanan kardeşleri, dua eder, derdine ortaklar arar, sızısını mısralara döker sadece ve dile gelir hisleri;

Filistin’in yetim çocukları

Daha çok küçükken,
Buluşmuştu sapanlarla, taşlarla
Oyuncak tutacak elleri…
Büyüyebilirlerse şayet,
Erkenden tanışacaktı mermiyle, bombayla,
Açlıkla, hastalıkla ve sakatlıkla
Gencecik körpe bedenleri…

İşte onlardan birisi,
En küçüklerinden Ali
Evleri bombalanıp ta Gazze’de
Bir aylıkken öksüz kalanı hani
Sordu bir gün Fazıl’a;
“Nasıldı bir annenin sıcaklığı, teni”
Ve devam etti
“Ben hiç bilemedim de,
Senin annen en azından
Sen on yaşındayken şehit edilmişti…”
Fazıl açtı üşümüş, yarılmış, toz içindeki avuçlarını
Ve sıkıca kavradı Ali’nin ellerini;
“İşte bunun gibi kardeşim,
İşte tam da bunun gibi,
Bir kardeşin ellerinin sıcaklığı gibiydi…”
Göğüs kafesleri o anda yarıldı sanki
Ve adeta iç içe geçen kalpleri,
Kutlu bir dava uğrunda atan
Tek bir yürekti…

Henüz tanımadan çiçeği, kuşu, böceği,
Üzerlerinden tanklar geçmişti,
Zırhlılar, buldozerler palet, palet,
Yok edilmişti ümitleri,
Çocukluk, gençlik hayalleri
Ve dünya onlar için
Yıkımdı artık, toz, duman,
Acı, feryat, figan
Kan ve intikam…

Filistin’in öksüz ve yetim çocukları
Hiç gülemediler,
Gülmek nedir bilemediler…
Çünkü esirken Kudüs,
Çünkü dünya umarsızca seyrederken olan, biteni
Gülmeyi, eğlenmeyi kendilerine hep haram bildiler…

 
Bu yazı toplam 66 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.