1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. FİTNENİN YAYILMASINDAKİ BAŞ AKTÖRLER
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

FİTNENİN YAYILMASINDAKİ BAŞ AKTÖRLER

A+A-

İkinci aya adım attık. Bu senenin ayları da birer yaprak misali teker teker dökülmeye başladı. Ümmetin üzerine çöken kara bulutlar maalesef yıllardır bir türlü bitmek bilmedi. Hemen her yıl bir İslam ülkesinde kan ve gözyaşı yer edindi. Ümmetin gül yüzlü insanları, kendinin ve ailesinin canını, malını, ırzını muhafaza etmekten ötürü başka işlere bakmaya fırsat bulamadı. Bu yılda da değişen bir şey yok. Yine kan ve gözyaşı hüküm sürüyor. Siyasi belirsizlikler ve savaş tamtamları bu diyardaki Müslümanların gelişime ve ilerlemeye yönelmesine imkân tanımıyor.
Bunca hengâme arasında asıl can yakanı ise ümmetin içine birer kara bulut gibi giren mezhep ve cemaat farklılıkları da bizi can damarımızdan vuruyor.
Hak dine sahip bu diyarın insanları doğru ile yanlış tercihi arasında bocalayıp duruyor. İtikadi noktada gelişmemiş ve belirli bir olgunluğa erişememiş milyonlarla ifade edilecek sayıda insan hak ve batılı tam anlamıyla ayırt edebilme noktasında düştüğü ihtilafın içinde bocalıyor. 
Etrafımızda hoca kisvesine bürünmüş çok sayıda din taciri dinimiz üzerinde tahakküm sahibiymişçesine tasarruf hakkını kendinde görüyor. Kendinin hakkı temsil ettiğine inanıyor. Hiçbiri hakkı bulmada olgunluğa erişememiş. Kendince İslam’ı temsil yeteneği olduğuna inanmış. Etrafına toparladığı mensuplarından da gazı aldıkça kükrüyorlar. Bu dini oyuncak haline getiren bu zavallıların er geç hak divanında hesaba çekileceklerini biliyorum.
Her mezhep, her cemaat, her tarikat, her meslek, meşrep mensubu Kur’an-ı Kerimi, Sünnet-i Seniyye’yi, İslamiyet’i bulunduğu coğrafya, maddî-manevî imkân, hayat şartları ve karakterine göre anlamaya, özümsemeye, yaşamaya, ayna olmaya çalışıyor. Fakat bunu gerçekleştirirken farkında olarak ya da olmayarak sapmalar yaşanabiliyor. Hak ile batıl çizgisini ayırmada yeterince olgunluğa erişememiş topluluklar bir anda kendilerini tercih noktasında bulabiliyorlar. Bunu gerçekleştirdikleri esnada bir anda kendilerini içinde buldukları cemaatin fanatik unsurları arasına saldıkları anda göz doğruyu görmez, kulak hakikati işitmez hale dönüşüyor. Allah muhafaza bu çizgiden sonrası için eğer yeterince dini birikimi yoksa aklınca makul bulduğunun peşinde koşan zavallılar düştükleri cendere içinde dürüst kalmayı ve hakikati irdelemeyi bıraktıkları gibi mensubu oldukları cemaatin liderinin görüşleri doğrultusunda yön çizebiliyorlar.
Bir kere şu noktada ittifak edelim. Yüce dinimiz İslam’ı en doğru, en güzel şekilde anlayıp yaşayan Ehl-i Sünnet ve Cemaattir. Matüridi, Eş’ari itikatta; Hanefi, Şafii, Hanbeli, Maliki gibi mezhepler amelde İslam’ı anlamaya ve yaşamaya gayret eder. Hiçbirisi İslam’ı temsil etmez, edemez ve vekil olamazlar. Onlar sadece doğruya ulaşmada hakkı ve hakikati bulmada birer yardımcı unsurdur. Çünkü önümüzde Kuranı Kerim gibi ilahi bir kitabımız, Resulün sünneti gibi bir dayanağımız var. Bu naslardan gelen konularda izaha hacet duyulan durumlarda az önce bahsi geçen mezheplerin yardımına başvurmak suretiyle o yoldan taviz vermeyiz. 
Son yıllarda mezhep kimliğinin altındaki cemaatler, tarikatlar da meslek ve meşreplerine göre İslam’ı anlamaya, yaşamaya çalışıyorlar. Kendilerine mensup olanları haşa cennete gitmekle, dışlarında kalanları da haşa cehenneme düşmekle itham ederek ortaya yaydıkları korku saltanatıyla birilerini yanlarına çekebiliyorlar.
Bu din Allah’ın dinidir. Bizde o dinin mensuplarıyız. Kim ki bunun dışında bir yolu kendine dost edinirse o zarardadır.
Son günlerde İslam ümmeti üzerinde ki en büyük oyunlardan biri de maalesef bu noktada oluşturulmaya çalışılan fitne yaygarasıdır. Açtığınız televizyon kanallarında ağzı kalabalık onlarca hocafendinin konuşmalarına tanık oluyoruz. Bunların içinde ki sapık olanlarını ayırt edebiliyoruz. Fakat bazılarının öylesine şeytani yaklaşımları var ki maalesef birilerini kendi çemberleri içine alabiliyorlar. Kendi bünyelerine kazandırdıkları kişileri de diledikleri gibi öğüterek şekillendiriyorlar. Karşınıza taassuptan gözü dönmüş başka fikri asla kabul etmeyen bir fert çıkabiliyor.
Bunu da hayatımızın çeşitli dönemlerinde yaşayarak tecrübe ediyoruz. İslami noktada gerçek anlamda hakkı temsil edecek ve insanları Allah’ın yoluna sevk ederek Resulünün izine davet edecek nesiller yetiştirmek zorundayız. Elbette yoksun değiliz. Bu davada nefer olmuş yiğitlerimiz elbette var. Ama inanın yeterli değil, daha fazlasına ihtiyacımız var. Çünkü şerre davet unsurları her cepheden üzerimize akın ediyor. Direk nefse hitap eden unsurlar günden güne yayılıyor. Sabah namazına kalkmayan gencimiz, yaşlımız ilk iş olarak eline aldığı akıllı telefonundan sosyal paylaşım sitelerine akın ediyor. Orada çoğu fasa fiso onlarca paylaşımları okumak suretiyle güzelim vaktini heder ediyor. Günde beş vakit namazını kılmak için ayırmadığı zamanını sosyal medya olunca hiç düşünmeden saatlerini orada heder ediyor.
Vallahi cennetin yolu bu değil…
 
 
 

Bu yazı toplam 693 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.