1. YAZARLAR

  2. Kerim Candan

  3. Frankfurt'tan Geriye Kalanlar
Kerim Candan

Kerim Candan

Yazarın Tüm Yazıları >

Frankfurt'tan Geriye Kalanlar

A+A-

Geçtiğimiz hafta yeğenimin düğünü ve aile ziyareti için bulunduğum Almanya ile ilgili gözlem ve düşüncelerimi paylaşmadığım için sanki bir işi yarım bırakmışım gibi bir eksiklik hissediyorum. Bu nedenle izniniz olursa Almanya ziyaretime ilişkin gözlemlerimi yazmak istiyorum.

                Frankfurt havalimanına inince pasaport kontrolünden sonra karşılamaya gelen yeğenimle  eve gidiyoruz. Bu arada pasaport polisinin "ne zaman döneceksin, dönüş biletin var mı?" gibi sorularına karşı bir alınganlık! hissetsem de sonradan herkese "laf olsun torba dolsun" babı kadar da olmasa da prosedür gereği sorular sorduğu duygusu bende hakim oluyor.

                Almanya'nın şehir yaşamı ve trrafiğin işleyişinde bir tertip ve düzen göze çarpıyor. Geniş caddeleri ve sokaklarının yanında araç trafiğinin yoğun olmasına rağmen nasıl sakin olabildiğine şaşırmamak mümkün değil. Sağdan soldan gelen sürpriz araçların olmayışı, araç klaksonlarının çok nadir kullanıldığını görüyorum. Şehir yaşamının içine sığdırılmış sükunet doğrusu çok hoşuma gitse de  yüksek ve sert çizgilere sahip binaların insan ruhunu rahatsız ettiğini hissedebiliyorsunuz. İlgimi çeken diğer bir nokta ise bizdeki gibi sokaklarda yürüyen çok insan göremiyorsunuz.

                Şehir Merkezinde ve pazarlarında gezerken sınırlı ingilizcemizle iletişim kurmaya çalıştığımız bazı esnafın, Türkiyeli olduğunu öğrendiğimizde o resmi alış veriş havasının yerini hemen "hemşerim? nerelisin?" gibi benzeri sorularla muhabbetin memleket havasına döndüğünü görüyorsunuz. Hatta şunu söyleyebilirim, Frankfurt'a giderken yabancı bir memlekete gidiyoruz hissine kapılmanıza gerek yoktur. Çünkü oraya giden gurbetçi kardeşlerimiz hemen hemen şehrin her köşesinde karşınıza çıkma ihtimali yüksek çeşitli sektörlerde faaliyet göstermektedirler. Gurbetçi kardeşlerimizin dernek, vakıf gibi kuruluşların gölgesinde birlik beraberlik içinde olduklarını görüyorum. Her görüşün ya da düşüncenin teşekkül ettiği dernekler, gurbetçilerimizin aidiyet ihtiyaçlarını gidermesinin yanında birbirlerine destek olmalarına da imkan sağlamaktadır.

                İlk gün Avrupa'nın farklı ülke ve şehirlerinden düğüne gelen eş, dost ve akrabalarla hasret gideriyoruz. Nasılsın, iyi misin sorularının havada uçuştuğu, memleketten ya da iş'le alakalı karşılıklı bir sohbetin keyfini çıkarıyoruz. Bu arada düğün hazırlıkları için de herkes kendine göre bir hazırlığın içerisindeydi. Velhasıl cuma akşamı kına programının yapılacağı salona geçiyoruz. Bayanlar kendi bölümlerinde kendi programlarını yaparken erkekler de ayrı bir tarafta çay ve sohbetin ardından gençlerin ülkemize ait çetnevir gecesine katılıyoruz. Gençlerin eğlendiği bu gecede "Tarlaya ekilen kabak'tan top bir ateşe" kadar çeşitli oyunlarda gülmek ve eğlenmenin sınırı olamayacağını anlıyorsunuz. Ve ardından ellere yakılan kına ile birlikte program sona ermiş oldu.

                Ertesi gün Cumartesi günü ise evin balkon camına asılan Türkiye bayrağı ve süslenen gelin arabasından sonra apartmanın önününe gelen davul ve zurna eşliğinde fırsattan istifade kurtlarını dökmek isteyenler epey oynadı. Acizane benim de çok anlamadığım için "dostlar alışverişte görsün" havasında bir kaç dakika kadar ellerimi kaldırıp çeşitli hareketler yaptığım doğrudur! Sonrasında kalabalaık bir konvoy eşliğinde kız evine doğru harekete geçiyoruz. Doğal olarak aynı Türkiye'deki gibi klakson eşliğinde ve havada patlayan bir kaç kuru sıkının tedirginliğinde kız evine varıyoruz. Aynı ülkemizdeki usül ve esaslara benzer şekilde gelin alındıktan  sonra yapılan dua ile birlikte düğün salonuna geçmek için telaş başlıyor. Bu arada havada gezen, Alman polisine ait olduğunu zannettiğim bir drone görüyorum ki sonradan kamera ekibine ait olduğunu öğreniyorum. Bu arada iki Alman polisinin şöyle uzaktan, bizi rahatsız etmek istemezmiş gibi bir havada etrafı kolaçan ettiklerine şahit oluyorum. Onlar için bir şikayet üzerine gelmiş oldukları, yoksa gelmedikleri şeklinde yorumlar yapıldı. Sanırım bu mutluluğu bozmak için yeterli derecede ikna olmuş değillerdi.

                Cumartesi ikindi üzeri 17:00 de davetlilerin salonu doldurması ile başlayan düğün programı gecenin 12.00 sine kadar devam etti. Halamın oğlu da olan Ahmet Doğan Hoca'nın okuduğu Kuran-ı Kerim tilaveti ile başlayan program gelin hanım ve damatın babasının hoşgeldiniz konuşması, Türkiye usulü yenilen düğün yemeğinin ardından kısa bir konuşma ve sonrasında okunan ilahilerin ardından takı merasimi yapıldı. Takı merasiminin ardından tekrardan bir davetlinin sesinnden yürekten bir şekilde üstadın Sakarya şiirini dinliyoruz. Sonra da diğer yeğenimin okuduğu ilahinin ardından yine bir başka akrabamın, dayı oğlumun sesinden Türkiyem şarkısını dinliyoruz ki programın sunucusunun bu kadar yetenekli katılımcılar varken "bizi neden çağırdınız" gibisinden şaka yollu bir sitemine de tanık oluyoruz.

                Bu güzel düğün, davetlilerin hayırlı olsun dileklerinin ardından gelin ve damatın salondan ayrılmaları ile tamamlanmış oldu. Biz de buradan genç çiftimizi kutlar, Allah (cc)dan saadetlerini daim eylemesini niyaz ediyorum. Selam ve dua ile.

Bu yazı toplam 564 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.