1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

  3. Fransa’nın Vahşet Çetelesi ve İçimizdeki “Fransız”Lar…
Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

Prof. dr. ahmet kağan karabulut
Yazarın Tüm Yazıları >

Fransa’nın Vahşet Çetelesi ve İçimizdeki “Fransız”Lar…

A+A-
Yıl 1945, Almanlarla savaşmak üzere cepheye sürülen binlerce Cezayir’li Müslüman genç ve onlara bu desteğin karşılığında Fransızlar tarafından söz verilen “Bağımsızlık”. Askerler cephedeyken Cezayir’de gerçekleştirilen vahşet ve katliam. Bir yanda fütursuzca, acımasızca, hayvanca sivil halka saldıran Fransız askerleri ve onların masumların üzerine yağmur gibi yağdırdığı bombalar, mermiler, diğer yanda acımasızca katledilen, işkence edilen, tecavüze uğrayan zavallı, masum siviller. Tecavüz ettikleri Müslüman hanımları soyup onlarla fotoğraf çektiren Fransız haydutları. Ve savaş dönüşü uğruna savaştıkları Fransızlar tarafından yıkılmış, yok edilmiş, paramparça edilmiş ülkeleri ve vahşetin her türlüsünün acımasızca uygulandığı toplu katliama maruz bırakılan anneleri, eşleri, kız kardeşleri, babaları ve çocuklarının cesetleri ile karşılaşan Cezayirli gençler…

Sadece bu soykırımda Cezayir kaynaklarına göre 45000 in üzerinde şehit olan masumlar. Sonrasında ise hayat daha da zorlaşıyor ve 1954-1962 yılları arasında Cezayir’in kurtuluş mücadelesinde tam 1.5 milyon kardeşimiz şehit oluyor. 7.5 yıl süren savaşta günde ortalama 557 kişi, 557 can. Bu savaşta Fransa ve tescilli terörist İsrail’in işbirliği ise özellikle dikkat çekiyor. Sadece Cezayir mi? Afrika’nın her köşesini sömürgeleştiren Fransızlar her yerini adeta yangın yerine çeviriyorlar ve her yerde soysuz ve acımasızca katliam uyguluyorlar. Sayalım mı hafızası dondurulmuş, beyni sulandırılmış, aklı iğfal edilmişlere bir hatırlatma kabilinden. Her yer yanıyordu Kara Kıta Afrika’nın bahtı kara insanlarının yaşadığı; Benin, Burkina-Faso, Cibuti, Çad, Gabon, Gine, Kamerun, Komor Adaları, Moritanya, Nijer, Senegal ve Tunus.

Bütün bunlardan Fransa’da geçen hafta yaşanan terör eylemini onayladığımız anlamı da çıkmasın elbette. Ama siz “rüzgar ekerseniz, fırtına biçersiniz”, kaldı ki yıllarca kasırga ekmişsiniz, biçtiğiniz sadece hafif bir rüzgar. Yetmemiş bir de İslam Peygamberi’ne hakaret içeren, tahkir ve tahfif eden karikatürler yayınlanmasına sözüm ona “basın özgürlüğü” adına ses çıkarmamış, hatta teşvik etmişsiniz el altından. Bu eylemi, sebepleriyle, sonuçlarıyla analiz ettiğinizde kimin, niye yaptığı, yaptırdığı, hangi “üst akıl”ın devreye girdiği az çok sezilebiliyor sonrasında yapılan operasyon ve “algı operasyonlarından”. Özellikle de “Baş terörist” Netenyahu’nun ön safta yer tutmasından.

Bir de bizdeki zavallılar var; İsrail’in, küresel sermayenin finosu İslam ve Müslüman düşmanı Rupert Murdoch’un, neoconların velhasıl tüm küresel soytarıların “islamofobi” çığırtkanlığına soyunan. Onların haberlerini, onların diliyle dillendiren. Ben kısaca “içimizdeki Fransızlar” diyorum onlara. Fransa hükümet kaynakları bile olayı “üç Fransız terörist” ölü ele geçirildi diye verirken “İslamcı radikal teröristler” diye veren zihniyetten söz ediyorum. Geçen Ramazan’da Gazze’deki masum sivilleri bombalayan zalim İsrail’e “Filistinli teröristleri bombalıyorlar” diye ana haber bültenlerinde yer veren ruhu şeytana satılmışlardan bahsediyorum.

Elli dünya lideri yürüdü Fransa, Paris’te teröre dur demek için. Ama Gazze’de daha birkaç ay önce iki binin üzerinde masum Müslüman; çoluk, çocuk, kadın, kız, ihtiyar, sakat demeden acımasızca katledilirken beş kişi bile umursamadı olan biteni. İki yüzlü dünya, yirmi yüzlü insanlar. Dün bizim teröre kurban verdiğimiz binlerce şehit Mehmedimiz için de asla kılları kıpırdamamıştı. O terör değil miydi sahi? Onlar can değil miydiler? Onların da öksüz kalan bebeleri, ersiz kalan gözü yaşlı eşleri, yavrusu hayattan genç yaşta “gök ekini biçmiş gibi” koparılan ana-babaları yok muydu? Neredeydiniz Eyy zalimler? Niye sesiniz çıkmıyordu?

Terörün her türlüsüne, masumların canlarına kastedilmesine karşı olmak insani bir duruştur ve biz de bunu benimseriz. Ama her yerde, her zaman ve kime karşı yapılmış olursa olsun herkes ve herkesim için bu böyle olmalıdır. Yoksa Hıristiyan, Musevi ya da batılı biri ölürse dünyayı velveleye verip, ayağa kaldırırken, diğer yanda binlerce, on binlerce Müslüman’ın hayatı hiçe sayılırsa, ot kadar değeri olmazsa buna her şeyimizle, tüm ruhumuzla, tüm insanlığımızla ve Allah’ın bize bahşettiği tüm gücümüzle karşı çıkarız. Unutmayalım ki “zulüm asla payidar olmaz”…
Bu yazı toplam 88 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum