1. YAZARLAR

  2. Lütfi AYHAN

  3. Fransa’yı da yeneriz Arabayı da Yaparız Kanalı da Açarız da…
Lütfi AYHAN

Lütfi AYHAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Fransa’yı da yeneriz Arabayı da Yaparız Kanalı da Açarız da…

A+A-

İşin “da” sı şu: Önce birkaç gerçek;  Nüfusunun yarısı gayri Türk,  Gayri Müslim olmasına rağmen, 24 milyon kilometre karelik devasa topraklara sahip bir imparatorluk (Osmanlı) kurarak,  Dünyayı 400 sene adaletle yönetmiş bir milletin ahfadıyız. Yeryüzünde bu güne kadar kurulan devletlerden çok azı imparatorluk payesi almıştır.  İmparatorluk olup da yönettiği milletleri asimile etmeyen tek millet Müslüman Türklerdir. Roma, Abbasi, İngiltere( Britanya imparatorluğu) , Rusya, Çin…Hepsi ama hepsi dün asimile politikası izlemişlerdi,  bu gün de izlemeye devam ediyorlar. Birkaç örnek verelim: Kuzey Afrika’nın çoğu ırken berberi/kıpti olmasına rağmen, Müslüman Araplar onları asimile etmişler. Bu gün Fas’tan Mısır’a kadar olan tüm topraklarda yaşayan insanlar “Biz arabız” derler ve Arapça konuşurlar.
Batı güçlendikten sonra Afrika’ya giden gavurlar kendi dillerini mecbur ettiklerinden bir çok yerli dil kaybolmuş, bu gün Afrika’da Fransızca başta olmak üzere Avrupa dilleri ana dil yerine geçmiştir. İngilizler Hindistan başta olmak üzere Uzak doğu ve yakın doğuda dillerini hâkim kılmışlardır. Elinde güç ve imkân olduğu halde emrinde yaşayan milletlerin dil ve dinlerine dokunmayan tek millet biziz. Ve biz doğrusunu yapmışız. Çünkü biz Müslüman Türkler en üstün medeniyete sahibiz. Ve bu medeniyetimizin ana dayanağı İslam’dır. İslam da er şeyin sahibi, hâkimi, yaratıcısı olan Allah’ın yeryüzüne gönderdiği son din ve mesajdır. İslam’a göre “dinde zorlama yoktur” “Allah, insanları kavim kavim boy boy yaratmış, taki tanışıp bilişsinler diye ”İslam’a göre insanların farklı dinlerde olması,  farklı dillere ve kültürlere sahip olması Rabbimizin hikmetidir. Bu fıtratı bozmak İlahi mesaja zıttır. 
Bu gerçekler ortada dururken bize bir şeyler olmuş. Dün böyle bir büyük anlayışın ve uygarlığın banisi olan bizler, bırakın başka dinlerden olan, farklı lisanlar konuşan, değişik coğrafyalarda yaşayan insanları, kendi dinimizden olan,  bizim dilimizi konuşan,  aynı devlete vatandaş olmuş insanlarla bile geçinmekte zorlanıyoruz. Irkçılık, bölgecilik, dincilik, hoşgörüsüzlük… Bize batıdan gelme bir hastalıktır. 200 yıla yakındır arızalı, hastalıklı, zalim, katliamcı, acımasız, asimileci  batının zebunu olan bizler,  bu mahkumiyetin acı meyvelerini bu gün yemeye devam ediyoruz. Nasıl bir eğitimden geçmişsek, nasıl bir iklime girmişsek toplumsal uzlaşmadan  ırak, hoşgörü diyarlarından uzak, ön yargı duvarları ile çepeçevre çevrilmiş bir atmosferde debelenip duruyoruz. Bunun en büyük sebebi ne kendisi huzur bulan ne de dünyaya rahat veren kokuşmuş batıyı ve onun iflas etmiş değerlerini baş tacı etmemizdir.
Tanzimat’la başlayan “Batıyı üstün görme” gafleti meşrutiyetle ve cumhuriyetle devam etti ve elan da sürüyor.  Bu kabulün en büyük zararları şunlar oldu:
1- Kendine olan güveninin sarsılması (  aşağılık kompleksi)
2- Hoşgörüyü kaybetmesi
3- Akılda ve duygularda ön yargıların oluşması…  
Bu kötü ve yıkıcı neticeler halkımızın önemli bir kısmının siyasi, dini, sosyal meseleler de gerçeği bulmasına engel oluyor,  hoşgörüyü unutturuyor, siyasi, mezhebi, sosyal ayrışmalar normalin ötesine geçmiş görünüyor. Yöneticilerimiz buna çare bulmak zorunda.
Şuna bakarmışsınız: Devletimizin öncülüğünde yapılan bir arabaya bile birlikte sevinemiyoruz. Dünya çapında yapılan eserlere toptan sahip çıkamıyoruz.  Hep birlikte ;” Arabada yaparız, Fransa’yı da yeneriz kanalıda açarız …” diyemiyoruz.
Halkı bir yana bırakalım; bilim adamlarımız, halkın öncüleri olan kişiler bile bilimi, gerçeği siyasi görüşlerine  göre değiştirebiliyorlar. Dün iyi dediğine bu gün kötü diyenleri ibretle izliyoruz.
Çare “köklerde” Bu günkü Yöneticilerimiz dün batıdan alınan kanunları eleştirirken, bu gün İstanbul sözleşmesine imza atıyorsa daha çok işimiz var demektir.  Çare köklere dönmektir.   
 

Bu yazı toplam 862 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.