1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Futbolu Çirkinleştiren Etkenler
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Futbolu Çirkinleştiren Etkenler

A+A-
Futbol ile pek aram yoktur. Sadece sevdiğim takımı öylesine tutarım. Yenilse de fark etmez, yense de fark etmez. Sadece milli maçlarda daha duyarlı davranırım. Onunda sebebini anlatmama gerek yok. Bilirsiniz.
Geçtiğimiz hafta sonunda pazar günü oynanan Trabzonspor ile Fenerbahçe arasında ki lig maçının bitimine dakikalar kala meydana gelen olaylar karşısında herkes gibi bende şoke oldum. Bir insan müsveddesinin takımının yenilgisiyle böylesine çıldırması ve sahaya inerek hakeme yapılması oldukça saçma olan tepkisi karşısında kafamda beliren bazı düşüncelere takıldım. Bunun adı futbol maçıdır. Bunun soncunda yenmekte var, yenilmekte var. Fakat alınan yenilgi acısı ile bu derece kendini kaybedip yan hakeme saldıracak kadar gözü dönmenin bir izahı varsa lütfen bana bir anlatın. Bunu çok merak ediyorum.
Maçta yaşanan olaylara bir bakalım.
Trabzon taraftarı yardımcı hakem Volkan Bayarslan’ı darp ediyor.
Fenerbahçe bayrağı direkten indiriliyor. Çok saçma bir girişim. Terbiyesizlik…
Galatasaray forması yakılıyor. Ne alakası varsa!
Trabzonsporlu futbolcular kendilerini soyunma odasına kilitliyorlar.
Darp edilen hakem Volkan Bayarslan soyunma odasında bayılıyor. Fenerbahçe Doktoru Burak Kunduracıoğlu ilk müdahaleyi yapıyor.
Luis Nani’nin formasını alan Trabzonspor taraftarı darp edilerek tribünden çıkarılıyor. Şu kine bakar mısınız? Sanki vatanı elden gidiyor.
Trabzonspor kalecisi Onur Kıvrak tatil edilen maç sonrası formasını ve eldivenlerini çıkararak “Bitti benden bu kadar artık” işareti yapıyor. Artık dayanmanın son aşamasına gelmiş ki o da pes ediyor.
Trabzonspor taraftarı Nani ve Mehmet Topal’ı alkışlıyor.
Evet, Pazar günü akşamı yaşanan futbol maçında özetle yaşanan olayların temelinde bunlar vardı.
Yaşananlara bakınca Trabzon valisinin ve emniyetinin olaylar karşısında ki acziyetine işaret etmekte yarar var. Çünkü Fenerbahçe ile Trabzonspor arasında ki tüm müsabakalarda artık bu gerilimler olağan görülmeye başlandı. Bu sebeple alınan önlemlerde ki yetersizlik açık ve net olarak göze çarpıyordu. Nasrettin Hocanın türbe kapısı hesabı bir tarafı kapatırken diğer tarafta olmayan güvenlik önlemi olayların fitilini ateşlemiştir.
Şimdi burada çıkıp ta Trabzonspor’a çelik zırhlarla çevrili bir stadyum tavsiyesinde bulunmayacağım. Ama bundan sonraki maçlarda alınacak önlemlerin ne olacağını çok merak ediyorum.
Merakımı bağışlayın! Yaşanan çirkinlikler için niçin maçın bitimine kısa bir süre kala meydana geldi?
Bunda iğrenç bir komplo kokusu yayılmıyor mu? Bu iğrenç duruma şampiyonluğun diğer adayı takımın bir kıvılcım atması gibi bir düşünceyi de tasvip etmiyorum. Ama bunu konuşanlarda var. O yüzden belirtmek istiyorum. Çünkü şampiyonluğa oldukça odaklanan Beşiktaş takımının böylesi bir duruma sebep olacak kışkırtıcılık yapması bazıları için imkânsız değil. Ama son birkaç haftada alacağı yenilgi sonrasında Fenerbahçe’nin şampiyon olması ihtimali dahi şu anda Beşiktaş takımının en büyük fobisidir. Ben bu seçeneği kabul etmesem de konuşanlar var. Bilin istedim.
Bir kere ligde hiçbir iddiası kalmamış takım taraftarının hangi akla hizmet böylesi provoke kokan olayda başrol oynaması beklenir ki?
Akıllar şu anda bayağı bir karışık. Bazı gerçekler zamanla gün yüzüne çıkacaktır.
Paranın ve maddenin bu kadar harmanlandığı spor müsabakalarında böylesi olayların patlak vermesi beklenir. Çünkü işin sonunda korkunç rakamların döndüğü bir pay var. Bu büyük rakam ister istemez birilerinin iştahını kabartır. Futbol ile madde arasında ki bağ mecburen devam edeceğinden şu anda buna da yapabilecek bir şey yoktur. Birileri birilerinin oyuncağı olmaya devam edecek, birileri de geri planda kesesini şişirecektir.
O halde maç terörüne ilişkin gerekli kanuni düzenlemeler en sert şekilde yapılarak paraya çevrilemeyen hapis cezalarının hemen uygulanması hükmü getirilmelidir.
Dikkat çekmek istediğim başka bir hayati konu daha var.
Spor, temeli centilmenliğe dayanan kişiler arasında oynanan müsabakalar olduğuna göre, bu işin sonunda yenmek ya da yenilmekte olduğuna göre bu kadar kin ve nefrete değer mi?
Bugün sen yenersin, yarın o yener. Sonuçta bu bir müsabakadır. Basit bir oyunu bu kadar abartarak algılarıyla oynanmış taraftar topluluğunun aslında insanın yaratılış gayesinin ne olduğunun bilincinde olamaması daha korkunç bir gerçek değil midir? Hani taraftarın bahis oyunları dışında cebine bir damla kuruş girmeyeceğine göre bu nasıl bir kendini kaybediştir?
Hesabını vereceğimiz şu hayatın içerisinde ki en basit bir durum karşısında hem kendine hem de diğer insanlara zarar verebilecek kadar gözü dönen o zavallıya bir sormak lazım: Sen bugün hangi vakit namazlarını eda ettin?
Namazını eda edememenin vereceği zarar, tuttuğu takımın yenilgisinden çok mu daha önemli Allah aşkına!
O halde camilerde topu topu sekiz on hacı emmiyle kılınan namazlar karşısında kılını kıpırdatmayıp ta stadyumu hıncahınç dolduran taraftarların yüzde kaçı namazla alakadar acaba?
İşte asıl sorulması gereken soru budur…  
Bu yazı toplam 105 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.