1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. Gazeteciler Günü !
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

Gazeteciler Günü !

A+A-
Türkiye’de çok gün ve haftalar vardır. Bunların pek çoğunu gerekli görürüm, pek çoğu da “ıvır-zıvır” gelir bana…
Çalışan gazeteciler günü belki bizim günümüz olması açısından sevinmemiz gerekir.Ancak bende bu günü yukarıdaki ikinci bölümde görüyorum.
Hani bir söz vardır :
Bizim günümüz 365 gündür.
Derler ya,” deliye her gün bayram!”
İşte öyle bir şey.
Gazetecilik, habercilik aslında kutsal bir meslek. Ancak hakkıyla yapanlar için bunu söylemek gerekir. Maalesef bu yapılabiliyor mu?
Orada durmak gerekir.
İtibarsızlaştırılan veya öyle yapılmak istenen bir meslekte, ekonomik, siyasi, polisiye baskılar olduğu sürece 10 Ocak gününün çalışan gazeteciler günü olmasını benim görüşüme göre hiçbir anlamı yoktur.
Gazeteci hür olmalıdır. Küçük çıkarlar uğruna ısmarlama haber ve köşe yazısı yazmamalıdır. Böyle yapanları kutluyorum.
Gazeteci doğru haber, hür yorum vermeli ve halkın aydınlatılmasına çalışmalıdır. Halkın haber alma özgürlüğünü sütunlarımızda gerçek haber ve doğru yorumlarla sağlamalıdırlar.
Onun adamı, bunun adamı olmadan, hak, hukuk ve halk için haber yapmalı, yorum yazmalıdır. Bunun içinde ekonomik anlamda da özgür olmalı, kimseye göbek bağı ile bağlanmamalı ve kimseye de diyet borcu olmamalıdır. Gerçek ve gerçeğin ta kendisi yazılmalı, halk bu yönde aydınlatılmalıdır.
Geçmişte Başbakanlıkça verilen basın kartlarının bir esbabı değeri vardı. Şimdi Bakıyorsunuz, bir kurum veya Başbakanlık kendi verdiği karta ambargo uygulayabiliyor.
Sebep, istediği yazı ve haberleri vermeyişinden. Aslında kendi kendini inkar ediyor ama, farkında değildir. Gazeteciliği basite indirgememek lazım. Sarı basın kartı verilirken, gerçekten bu işi yapanlara kart verilmeli ve değeri olmalıdır.
Gazeteciler ayrı fikirde olabilir.Ancak meslek dayanışması anlamında birlik ve beraberlik içinde hareket etmeli, bölünmemelidir. Birlikten güç doğacaktır. Basın, ya da medya kimilerine göre dünya da 1. Gün, kimilerine göre de 4. Güçtür. Kaçıncı olursak olalım, biz kendi işimizi yapmalıyız. Hiç kimsenin kulvarında koşmaya yeltenmemeliyiz.
Çalışan gazetecinin güvencesi olmalıdır ki, yazdığını, çizdiğini ve verdiği haberi dosdoğru ve tarafsız biçimde vermelidir. Yoksa 10 Ocak gazeteciler gününün kutlanması, yada bizim günümüz denmesinin bir anlamını göremiyorum.
Bütün bunlara rağmen iyimser olmak istiyorum. Geleceğin daha aydınlık olmasını bekliyorum. Bölünmeden, parçalanmadan, küçük çıkar ve hesap peşinde koşmadan birleşmemiz gerektiğine inanıyorum.
Bir çok meslek kuruluşunun günleri olduğu gibi gazetecilerde her yıl 10 Ocak gününü “GAZETECİLER GÜNÜ” olarak kutlamaktadırlar. 1971 yılındaki 12 Mart müdahalesinden sonra ise çalışanların hakları ve basın özgürlüğüne getirilen kısıtlamalara tepki olarak 10 Ocak, "Bayram" olmaktan çıkarıldı ve "Çalışan Gazeteciler Günü" olarak anılmaya başladı.
Basın deyince, gazeteler, televizyonlar, radyolar, dergiler ve yazılı haber bültenleri aklımıza gelir değil mi? Bu yayın organları olmasaydı Edirne'deki veya Kars'taki bir olaydan nasıl haberimiz olabilirdi? Hatta "Dünya Kupası” maçlarını anında izleyebilir miydik? Peki, ülkemizden binlerce kilometre uzakta olan Avustralya'daki veya Almanya'daki bir olaydan hiç haberdar olabilir miydik?
Dünya'da ve ülkemizde yaşanan olaylardan basın-yayın organları aracılığıyla çok kısa bir süre sonra haberdar oluruz.Belki saptırılıyor ama, yinede içinde gerçek olanlar vardır.
Gazeteciler Günüyle, basın organlarının yayın yapma ve halka bağımsızca haber verme özelliğine dikkat çekilmesi amaçlanmaktadır.
Gazetecilik mesleği zannedildiği kadar kolay bir meslek değildir. Kitle iletişim araçlarından birisi olan gazetecilik ve muhabirlik kamuoyunu aydınlatma haberdar etme ve bilgilendirme amacını taşır. Bu alan, toplumda meydana gelen ekonomik, siyasal, kültürel, sportif, adli olaylarla ilgili her türlü haberin yayınlanması etkinliğini içerir. O sebeptendir ki Yasama Yürütme ve Yargıdan sonra dördüncü kuvvet olarak bilinen basının gücü tartışılmaz.
20. asrın başında radyonun insan hayatına girmesiyle haber ve bilginin geniş bir alana yayılmış olması, 1950'li yıllardan itibaren de yaygınlaşan televizyon yayıncılığı, 1980'lerden sonra uydu yayıncılığının gelişmesi ile coğrafi ve siyasal sınırlar ortadan kaldırılmış olsa da, gazetelerin gücü asla engellenememiştir. Buna rağmen gazeteler mevcut durumlarını korumayı başarmışlardır. Bu başarı gazetelere karşı duyulan güven duygusunun garantisi olarak her zaman takdir edilmiş, halende edilmektedir. Bu takdir duygusu ile tüm gazeteci dostların 10 OCAK GAZETECİLER GÜNÜ' nü yürekten kutlar başarı dileklerimi sunarım.


Bu yazı toplam 39 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.