1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Geçmişten Geleceğe Sudan - II
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Geçmişten Geleceğe Sudan - II

A+A-
Geçtiğimiz yazımda Sudan’da yaşanan Kuzey ve Güney sorununun etkilerine dair gelişmelere kaldığım yerden devam ediyorum.
İngilizlerin el atmasıyla Kuzey ve Güney siyasal olarak bölünmese de bölgesel farklılıklar anlamında birbirinden ayrı bir havaya büründürülmüştü. Kuzeyde, İngilizler eğitimli ve seçkin bir Müslüman toplumu oluşturmayı, bölgeyi ekonomik ve sosyal açıdan geliştirmeyi başardılar. Sömürge yönetimine ortak olan Mısır ise, Sudan’ı kendi ülkesine katmak düşüncesiyle ülkede İslami değerleri empoze etmeyi sürdürdü. Bu çabalar ve tarihsel alt yapı, ülkede kuzey ve güney olmak üzere, arasında kültür ve inanç farklılıkları olan iki farklı bölgenin ortaya çıkmasına neden oldu.
Ancak, her iki bölgede de Sudan’ın bağımsızlığını savunanların da sayısı artmaya başladı. Eğitimli Sudanlıların başını çektiği gruplar, yönetimde Sudanlıların daha çok yetki üstlenmesi için girişimlerde bulundu ama İngiltere ve Mısır sömürge anlaşmasını değiştirmek istemediklerinden bunu kabul etmediler. Sudanlılar, güney ve kuzeyin birleşerek bağımsız bir Sudan isteyenler, her iki bölgenin bağımsız birer devlet olmasını isteyenler ve ülkenin Mısır’a bağlanmasını isteyenler arasında bölünmüşlerdi. Kuzeyde ve Güneyde görev yapan İngiliz subaylarının arasında dahi her iki bölgenin kaderi hakkında derin fikir ayrılıkları vardı. Kuzeydeki İngilizler, yönettikleri halkın geneli gibi, güneydeki halkı küçümsüyorlardı. Güneydekiler ise, Araplara güvenmediklerinden güney bölgesinin Sudan’dan ayrılması gerektiğini savunuyorlardı. İngiltere, ayrı ayrı yönettiği bu iki bölgeyi milliyetçi akımların güçlenmesi ve artık Sudanlıların bağımsızlığının kaçınılmaz olması nedeniyle 1947 yılında birleştirdi. Aynı yıl yapılan Juba konferansında İngilizlerin güney bölge ile ilgili verdikleri vaatler ve güvenceler sonucunda güneyli şeflerle, kuzeyli milliyetçiler işbirliği yapmaya karar verdiler.Verilen sözlere rağmen, Güneylilerin güvendiği İngiliz subaylarının yönetimden çekilmesiyle, kendilerini küçük gören Kuzeyli İngilizlerden rahatsız olan güneyliler, yönetim kademelerinde iyi eğitimli kuzeylilerin olduğunu gördüklerinde, bu birleşmeden zararlı çıkacaklarını fark etmeye başladılar. Üstelik Güneyliler, geri kalmış olmanın yanısıra, kuzeyde resmi dil haline gelen Arapçayı da bilmiyorlardı ve İngilizce konuşan eski efendilerin yerine, Sudanlılığı Müslüman ve Arap olmakla özdeş hale getiren kuzeyli efendilerin boyunduruğuna gireceklerini düşünüyorlardı. Güneylilerin Sudan ordusunda üstlendikleri görevler, genelde güneylilere yönelik bakış açısıyla da benzer bir durumdaydı. Güneyliler, ordu içinde kuzeyde pasif hizmet görevlerinde veya güneyde kuzeyli subayların emrinde çalışabiliyorlardı. Sudan ordusunda güneyli olmak, kuzeyliler tarafından aşağılanmak demekti. Bazı güneylilerin üst rütbelere yükseldiği görülse de, bu subayların da kritik görevlere verilmesi pek mümkün değildi.
İngiltere ve Mısır, 1953 yılında bir anlaşma imzalayarak, Sudan’ın 1956 yılında bağımsız bir ülke haline gelmesine karar verdiler.
Sudan’ın bağımsızlığını kazanmasından aylar önce Ağustos 1955’de çatışmalar gün yüzüne çıktı. Güneyli askerlerden oluşan bir birlik, silahtan arındırılarak kuzeye gönderileceği ve kuzeyli subayların emrine girecekleri söylentileri üzerine isyan çıkardı. Aynı gün, başka bir birlikte yine güneyli askerler isyan çıkardı. İsyancılar, içinde subayların, memurların ve tüccarların bulunduğu yüzlerce kuzeyli Sudanlıyı öldürdüler. Hartum yönetimi olağanüstü hal ilan ederek, 3 gün içinde 8000 kuzeyli askeri, güney bölgelerine kaydırdı. İç savaş resmen başlamıştı.
İsyana katılan askerler önce ülkenin iç kesimlerinde dağınık halde direniş hareketlerine başladılar. Bir süre sonra da, merkezi hükümete karşı zaman içerisinde en güçlü muhalefeti oluşturan Anya-Nya (yılan zehiri) isimli örgütü kurdular. Bu örgüt, güneydeki halktan ve daha sonraları İsrail’den eğitim ve silah desteği alarak iyice güçlendi. Hükümet güçleri yerleşim yerlerini kontrol ederken, sayıları 5-10 bin civarında olan isyancılar kırsal kesimde duruma hakimdiler.
İç savaş devam ederken, Sudan bağımsızlığını kazandı ama ülkenin anayasası toplumsal uzlaşma olmadan ilan edildi. Ülkenin sivil yönetimi 1958 yılında bir askeri darbe ile devrildi ve ordu yönetimi ele geçirdi.
Askeri idarenin güneyde isyanı bastırmak üzere yaptığı operasyonlar, askeri açıdan pek başarılı olmamasına rağmen, güneyliler üzerinde baskı ve şiddet politikaları devam etti. Bu politikalar sonucunda resmi dairelerde ve okullarda görev yapan iyi eğitimli memurlar dahil, binlerce güneyli, komşu ülkelere sürüldü ve buralarda yeni muhalif gruplar oluştu.

Askeri yönetimin başarısızlığı nedeniyle, İslamcı lider Hasan El Turabi liderliğinde başlayan halk hareketleri sonucu, yönetim 1964 yılında tekrar sivil hükümete geçti. 1969 yılında başka bir darbe ile ordu tekrar yönetimi ele geçirdi. Nimeiri liderliğindeki askeri idare ülkeyi, zaten güçlü ilişkiler içinde olunan SSCB’nin tam güdümüne girmesini sağladı ve Arap ülkeleri ile ilişkileri geliştirdi. İç savaş süresince Sudan, hem SSCB’den, hem de Mısır’dan bol miktarda silah ve teçhizat tedarik etti.
1970 yılına gelindiğinde güneyli direnişçiler güçlerini Güney Sudan Özgürlük Hareketi (SSLM) adıyla bir çatı altında toplandılar ve Sudan’la boy ölçüşebilecek kadar güney bölgede kontrolü ele geçirdiler. Ülkede istikrarı sağlamayı hedefleyen Sudan’ın askeri hükümeti, 1972 yılında, güneyli halkı temsil eden SSLM ile görüşmelere başlayarak, Addis Ababa anlaşmasını imzaladı. Güney Bölgesi Meclisinin kurulması, güneye güvenlik garantisi, politik ve ekonomik otonomi, genel af, mültecilerin yerlerine dönmesi gibi hükümler içeren anlaşma, aynı zamanda 17 yıl süren birinci iç savaşın da sona erdiğini işaret ediyordu.
Devam edeceğiz.


 
Bu yazı toplam 55 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.