1. YAZARLAR

  2. Ahmet Yıldız

  3. Geleneksel el sanatçılarımızdan Beyreli Hasan Akın Amca!
Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız
Yazarın Tüm Yazıları >

Geleneksel el sanatçılarımızdan Beyreli Hasan Akın Amca!

A+A-

Serde belediyecilik var. Kulakları çınlasın eski Çumra Belediye Başkanlarımızdan Zeki Sayıcı Başkan beraber çalışalım dediğinde. Belediyede çalışmayı kabul etmemiştim. Ancak,  kaderin cilvesi Zeki Başkanımdan sonra Recep konuk Belediye Başkanı olunca belediyede çalışmaya başladık.

Ki, ne çalışma Çumra Belediyesi ilk Halkla İlişkiler sorumlusu ve Çumra Belediyesi Genel Koordinatörü olarak çalışırken sonrasında ise ahval değişiverdi.

Recep Konuk Başkan ve Zeki Türker Başkandan sonra seçilen başkan tarafından idareden uzaklaştırılarak İtfaiye gönderildik. Önce İtfaiye Eri, İtfaiye Vardiya Amiri ve sonrasında da İtfaiye Müdürü olarak 10 yıl itfaiyecilik yaptık. 

O yılların kendine özel sorumlulukları ve hatıraları var. İtfaiyede sabah saat 9’da vardiya değişiminden sonra bir gün önceki rapor ve tutanakları düzenlerken personel arkadaş;

--- Müdürüm dışarda ihtiyar amca ben Hacı Ahmet’le görüşeceğim. Diyor. İhtiyar deyince hemen masadan kalktım dışarı çıktım. Yenidoğan Mahallemizde oturan aslen Hadim Beyreli (Gevneli) Hasan Akın Amca karşılaştım.

--- Buyur Hasan amcam buyur diyerek içeri buyur ettim. Hasan Akın amcayı arkadaşım Berber Himmet Tömtöm aracılığı ile tanıdım. Dükkâna geldiğinde Hasan Amcanın tıraşını yapar hep beraber yemek yerlerdi. Himmet Ustam; 

--- Size verdiğim kaşık ve kepçeleri yapan Beyreli Hasan Amcamız. Diye tanıtmıştı. Hasan Amcanın yaptığı elinin emeği kaşık, kepçelerden alın katkınız bulunsun! Der bizlere satardı. Genelde itiraz eden olmaz herkes alırdı. 

Hasan Akın Amcanın yaşı seksenlerin çok üzerinde idi. Hadim’in Beyreli Köyünde yıllarca hayvancılık, çiftçilik yapmış muhtemelen köyde yakını kalmayınca Çumra’ya çocuklarının yanına yerleşmiş. Ancak, burada da boş durmuyor kaşık, kepçe, oklava, maşa, pişirgeç ve benzeri mutfak aletlerini mahir el emeği ile yapıyordu. Ben genelde hafta arasında geldiğinde çarşıya falan gitmeden itfaiye ve fen işlerinde arkadaşlara satıyordum. Tabi satışımızda pazarlık yok ben ne dersem o fiyat oluyordu. Burada alış verişten ziyade maksadımız Hasan Amcaya katkıda bulunmaktır. 

Öyle ya Hasan Akın Amca 85 yaşında hala üretiyorsa bizlerde üzerimize düşeni yapalım değil mi? Torunların okumasına ve diğer ihtiyaçlarına katkıda bulunuyordu. Alın terinden kıymetli ne olabilir ki, el emeği ile üreterek yaşama sevinci ile hayata tutunuyordu. 

O sıralarda Çumra merkezde sökülen dişbudak ağaçlarından dal budak olarak uygun olanlarından Hasan Amcaya yarar şekilde ayarlamıştım. Hasan Akın amca benim temin ettiğim dişbudak ağaçlarının yanı sıra köyden getirdiği şimşir, ardıç ağaçlarından kaşık, kepçe, oklava, pişirgeç, maşa ve benzeri mutfak araç gereçleri yapıyordu.

Daha önce söylediğim gibi yaptıklarını satmasına yardımcı oluyorduk. Ben fazlaca alıyor hısım akrabalara dostlara hediye ediyordum. Hasan Amca da bir şekilde geçimini sağlıyordu.

Himmet Usta kaşık kepçelerden müşterilerine ve çevresine önce hediye ediyor sonrada satış yapıyordu. Tabi değerinden fazla para vererek Hasan Akın Amcaya yardımcı olunuyordu. Hasan Amca;

--- Hacı Ahmet bu hafta içinde yaptığım kaşık, kepçeleri heybeye doldurdum rahatsızım Hacı Ahmet’in yanına gideyim beni pazara götürüversin diye düşündüm.  

---  Eyvallah, Hasan Amca sen çay içinceye kadar işimi bitireyim seni götürürüm. Hem benim Belediyeye evrak götürmem gerekir. Önce Hasan Amcayı sebze pazarına bırakırım. Hasan Amca ile pazara kadar gittik. 

--- Hasan Amca Pazarda işin bitince Himmet Tömtöm Ustamın dükkânına git o beni arar ben seni gelir götürürüm anlaştık mı? Haydi, sana hayırlı işler!

Hasan Amca dost arkadaş olduk. Gelmediği zaman bir şey mi arar sorardım. Bazı zamanlar köyüne gidip geliyordu. Her gelişinde köyde yaptığı şeker kaşığı, kaşık, kepçe ve benzeri hediyeler getirirdi. 

İtfaiye Büyük Şehir Belediyesine bağlanınca ben itfaiyeden ayrıldım Spor tesislerine geçince Hasan Akın Amca ile eskisi gibi görüşemez olduk. Pazarda heybesinin üzerinde yine kaşık, kepçe satarken gördüm;

--- Hay maşallah Hasan Amcama selamün aleyküm hayırlı işler! Deyince,

--- Aleyküm selam Hacı Ahmet diyerek bana öyle bir sarıldı. 

--- Nasılsın işler iyidir inşallah!

--- Hacı Ahmet itfaiyeye birkaç kez uğradım sen olmayınca ilgilenen olmadı. Bu sırada elli yaşlarında kelli felli üstü başı düzgün kravatlı beyefendi;

--- Dede kaşık kepçe kaç lira? Hasan Amca;

--- Kaşıklar beş, kepçe on lira evladım! 

--- Dede kepçeyi beş kaşığı iki buçuk liraya verirsen altı kaşık üç kepçe alayım. Deyince Hasan Amca gördün mü dercesine yüzüme baktı.

--- Kaşıklar ve kepçe beş lira olsun o zaman!

---  Kalsın evladım. Dedikten bana döndü ve gördün mü Hacı Ahmet herkes senin gibi düşünmüyor. Şehirde emeğin değeri yok. Her şey bol, kolay ve ucuz. Cebinde parası olan emek vermeden yaşayayım diyorlar. Kibirli kibirli istediğim paranın yarısına mecbursun vermeye diyor öyle değil mi?

---- Tamam, Hasan Amca bende pazarlık edeceğim kalan kaşık ve kepçelerin tanesini 10 liradan alacağım bana itiraz yok! 

---  Hacı Ahmet sana itirazım olmaz. Ancak, şehirli de emeğe saygı ve sevgi yok. İnsan emeğini sever. Ben bu kaşık kepçeleri tek tek elimle yapıyorum. Önce kendim beğeninceye kadar uğraşıyorum. Çocukların evine katkım olsun diye satıyorum ve bundan haz mutluluk duyuyorum. Elimin emeğinin beğenilip bir yerlerde kullanıldığını bilmek görmek hoşuma gidiyor. Şehir insanı emek vermediği için sevmesini de bilmiyor.

--- Hasan Amca hani bana şimşir kaşık ve tarak yapacaktın? Şimşir kaşık ile yemek yiyen kişide ağız diş sağlığı, kalın bağırsak sorunu olmaz. Şimşir tarak saçta elektriklenme ve kepeklenme yapmaz. Mikrop barındırmaz dediydin. 

--- İnşallah Hacı Ahmet köye gittiğimde şimşir ağacı bulursam sözüm söz. Ben kaşık ve kepçeleri aldım. Vedalaştık.

Belli zaman sonra Himmet Usta Hasan Amcayı göremez oldum deyince Himmet Usta;

----- Hasan Akın Amca vefat etti. Dedi. Torosların yağız, temiz, çalışkan güzel insanı da aramızdan ayrıldı. Hala mutfakta bahçede yaptığı kepçe, kaşık, maşalar hatıra olarak duruyor ve kullanıyoruz. Allah rahmet eylesin. Bil vesile Fatiha gönderiyorum!

7-10-11-12-13-001.jpg

Sakarya’nın Taraklı ilçesi Alballar köyünde oturan Sabri Özşahin, 60 yıldır kaşık yapıyor. Özşahin, “Bu işin 150 yıllık tarihini biliyorum. Dedemle ve babamla çalıştım. Kaşık ustamız Hoca Ahmet Yesevi’dir, köyümüzde Yesevi’nin çıraklarının türbeleri bulunuyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.