1. YAZARLAR

  2. Lütfi AYHAN

  3. Genç Eczacılar Rahatsız
Lütfi AYHAN

Lütfi AYHAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Genç Eczacılar Rahatsız

A+A-
       “Ülkemizde zengin insanlar genellikle hangi meslekten?”  diye bir soru sorulsa çoğumuz hemen;  iş adamı, sanayici, doktor, tüccar, eczacı, avukat, mühendis diye cevaplarız. Bu meslekte olan insanların hepsinin zengin olması elbette mümkün değil. Onların da az kazananları çok kazananları var. Halkın “zenginler mesleği” olarak nitelediği  bu mesleklerden biri olan eczacılıkla ilgili  son günlerde bazı şikayetler, bazı sızlanmalar yükselmeye başladı.

            Kimisi tanıdığım, kimisi  öğrencim, kimisi  akrabam, kimisi de alış veriş yaptığım  genç eczacılarla görüşüyor, konuşuyor, sohbet ediyorum. Onlardan dinlediğim bazı sıkıntıları, işittiğim bazı şikayetleri  kamuoyu ile paylaşmak, halka duyurmak bir borç gibi geldi bana.  Bu çalışkan,  idealist pırıl pırıl gençler son günlerde bayağı dertliler. Genç eczacıların bazıları, umut bahçelerine samyeli değmiş, gelecek bulutları hüzün rüzgârları ile dağılmış gibi kederliler, mahzunlar. Yıllardır özlemini çektikleri hayalleri onları terk etmiş gibi de üzgünler.

            Düşünün, ilköğretimden itibaren ciddi bir çalışma göstermişsiniz, iyi bir liseyi kazanmışsınız. Aynı sıkı çalışmayı ve yüksek dozlu performansı lisede de ara vermeden devam ettirmişsiniz. Bir yandan okul dersleri bir yandan dersane… Deneme imtihanları, aşırı çalışma, uykusuz geceler, ailenizin beklentileri… Ağrı Dağı gibi çökmüş omzunuza. Ama büyük bir irade göstererek, büyük bir çaba sarf ederek  kazanmışsınız eczacılık fakültesini. Çekilen sıkıntıların meyvesini almanın hazzı ile başlamışsınız fakülteye. İlköğretimde, lisede omuzlarınızı çürüten, sırtınıza çöken Ağrı Dağı dönüşmüş Everest’e. Bu ağır yük biraz  daha büyümüş gurbet ellerde. Barınma problemi,  anadan, yardan, vatandan, arkadaştan  ayrı kalmanın  sızısı, parasızlık belası, başarılı olup olamama korkusu bir alıcı kuş gibi alıp götürmüş gençliğinizi, sıhhatinizi.

         Ve ve nihayet bitmiş bütün bu “kâbus” dolu meşakkatli sıkıntılı günler! “Her kıştan sonra elbette vardır bir bahar” demişsiniz. 8 yıl ilköğretim, 4 yıl lise, 1 yıl kurs, 5 yıl Fakülte. 18 yıl uğraşmışsınız bir eczane açmak için. 18 yıl para dökmüş ailen sana. Borç harç biraz para denkleyip kenarda köşede bir eczane açmışsınız. Artık ekilen ekinin ürününü, dikilen  ağacın meyvesini alma zamanı geldi diye büyük bir sevince gark olmuşsunuz sen ve ailen. Fakat o da ne? Kâbus devam ediyor! Üç dört büyük kâbus bir türlü bırakmıyor “Genç  Eczacıların” peşini:  

1-    İlaçlarda yapılan ani indirimler. Devletin yaptığı iskontoyu karşılamayan firmalar... Bu nedenle  eczacılar  bazı ilaçlarda direk  zarar ediyorlar. Eski, büyük eczaneler fazla etkilenmiyor bu durumdan çünkü bayağı güçlüler. Fakat yeni eczacılar zaten borç içinde!  Bir de bu zararlar büküyor garibin belini.  İlaçların ucuzlaması elbette halkın ve devletin lehine; ama bu geçici ferahlık ileride kâbusa dönüşmesin.

2-    Müşteri sıkıntısı: Büyük, güçlü ve eski  eczacılar piyasayı ve “mekânları” kapatmış, “su pek akmıyor” gençlerin tarlasına. Gerçi bu durum serbest piyasa ekonomisinin  bir gereğidir. Fakat eczacılığı  bir tür tüccarlık olarak kabul etmeyenler bizzat eczacıların kendileridir. Bu nedenle, eskilerle yeniler arasında bir tür centilmenlik antlaşması olsa gerek.

3-    Belki en önemlisi eczacılıkta emekliliğin olmayışı. Yeni mezun olan çok, emekli olan yok. O zaman ne oluyor? Ne olacak, olan genç eczacılara oluyor.  Bu durum (Yani Eczacılıkta yaş sınırının olmayışı)  Avrupa’da normal olabilir. Fakat bizim ülkemizde, bu kadar genç ve yetişmiş nüfusun olduğu bir Türkiye de biraz anormal geliyor bana. Bu durum suç mu? Hayır! Yanlış mı, günah mı??? Bilmem.

         Ben 49 yaşında, 25 yılım dolar dolmaz emekli oldum. Galiba yanlış yaptım! Emekli olmamda bir çok etken vardı, bunlardan biri de Eğitim Fakültesinden  staj için, edebiyat fakültelerinden formasyon için derslerime giren ve atama bekleyen genç tarih öğretmenlerinin o hüzünlü bakışları olmuştu. Sanki onlar bana şöyle diyordu o mahzun nazarları ile, “Hocam! Maşallah emekliliği hak etmişsiniz. Yaşlı değilsiniz ama biz gençler burada işsiz bekliyoruz! Halimizi görüyorsunuz. Sizin yaşınızdakiler  emekli olsa da  biz gençlere yer açılsa…”

4-    Yüksek kira bedelleri ve bazı büyük şehirlerde hastanelere yakın arsaların, binaların rant aracı olarak kullanılması…

        Bunlar ve bunlara benzer birkaç önemli mesele daha “genç eczacıları” rahatsız ediyor. Halkın sağlığında önemli bir halka olan eczacıların “rahatsız” olması toplumu direkt ilgilendiren bir konudur. Toplumun önemli bir kesimi, eczacıları Türkiye’nin zengin tabakası arasında görür ki doğrudur. Ben de bu kanaatteyim. Yalnız bu genelleme bizi yanıltmasın. Genç eczacıların önemli bir bölümü maalesef sıkıntı içinde. Ve, “Genç Eczacılar (bir bölümü) rahatsız.”

 

 

Bu yazı toplam 2517 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.